• DOLAR 5.9
  • EURO 6.507
  • ALTIN 281.86
  • ...

Toplumsal problemlerimiz, ancak sosyolojik olarak doğru tespit, teşhis ve tedavi yöntemiyle çözülür. Tespitler düşünerek, teşhisler kılı kırk yararak, tedavi ise bir doktorun hassasiyetiyle çözülmelidir.

Tarihin kırılma noktalarında bazı yılar vardır ki telafisi mümkün olmayan sosyolojik yaralar açmıştır. Bu yaraların kapatılması veya tedavi edilmesi için köklü değişiklikler yapılmalıdır. Osmanlının tarih sahnesinden çekildiği yıllar, emperyalist ve sömürgeci güçler tarafından yeni sistemler uygulamaya konuldu, farklı plan ve projeler geliştirildi ve daha dramatiği ise İslam Kültür ve medeniyetinin köküne kibrit suyu döküldü.

Haçlı ruhunun evrimleşerek sömürü ve emperyalizm idealini benimsemesi, İslam medeniyet gelişimini dört bir yandan çepeçevre kuşatmıştır. Osmanlı devleti gibi köklerini İslam medeniyet havuzundan sulayan, üç kıtada ila-i Kelimetullah davasını dünyaya adaletle ikame etme mücadelesi veren bir medeniyet, nasıl oldu da emperyalist güçler tarafından bölündü, parçalandı ve yutulmak üzere parçalara ayrıldı. Bu üzerinde durulması gereken konu ve cevaplandırılması gereken sorudur.

Bugün Ortadoğu’da uygulanan plan ve projenin temelleri, Osmanlının dağılmasıyla birlikte atılmıştır. Dün bölünüp parçalanan yerler, bugün emperyalist batı tarafından yutulmaya çalışılmaktadır. Yutulmak istenen topraklar emperyalizmin boğazında kalır mı bilmem, ancak eğer Müslümanlar kendilerine gelmez, öze dönüş gerçekleştirmez ve İslami değerleri hoyratça harcamaya devam ederlerse, bu projenin ileri aşaması çok daha sancılı olacaktır. Emperyalizm, dün olduğu gibi bugün de, İslam medeniyetinin yapıcı, üretici, tasavvur oluşturucu ve dinamik özelliklerini kültür emperyalizmi ve sosyolojik savaş ile işlevsizleştirmektedir. Binaenaleyh Müslüman toplumların dili bozuldu, dinin özünden uzaklaşıldı ve kültürü asimile edildi. Hayatın aktif öğesi olan unsurlar pasif konuma getirildi.

Bu sistemli ve sosyolojik bir savaştır. Mezkûr durum, tarih felsefesi perspektifinde yeniden değerlendirilmelidir. Tarihten ders alınarak, aynı hatalar tekrar yapılmamalıdır. Çıkarılan derslerle tarihin tekerrür etmesi engellenmelidir.

Dünya tarihinin gelişim sürecinde, İslam’ın medeniyet kodlarından alınan örnekler batıda Rönesans ve Reformun gerçekleşmesine yol göstermiştir. Aydınlanma dönemi ise İslam medeniyet havzasının ikliminden müspet yönde etkilenmiştir. Ancak, Müslümanların yaşadıkları coğrafyalarda, hayatı Asrısaadete çevirme ve rahmet peygamberinin örnekliğinde oluşturmaya çalıştıkları iklimi emperyalizm fırtınaya çevirmiştir. Batı kendi değerleriyle oluşturduğu hayat şeklini ve seküler hayatı kültür emperyalizmi ile İslam coğrafyalarına ihraç etmiştir. Hatta dayatmıştır, diyebiliriz.

Batı, dünya üzerinde insanların kendi iklimsel şartları altında yaşamasını istememektedir.  Müslümanlar batının bu kar, boran oluşturan, insanlığa huzur yerine huzursuzluk, barış yerine savaş, üretim yerine tüketim, adalet yerine zulüm, paylaşmak yerine sömürü oluşturan kültür ikliminden, bir an önce korunmaları gerekir. Kültür emperyalizmi eskiye dair güzel olan her şeyi, geleneği, çağ dışı göstererek bırakmamızı ve yeniye dair kötü olan her şeyi modernizm adı altında almamızı, Müslümanlara kabullendirmiştir. Müslümanlar Kültür sömürüsünden bir an önce vaz geçmeli, eskiye ait ne varsa, eski olduğu için değil, kötü olduğu için atılmalı, yeniye ait ne varsa, yeni olduğu için değil, güzel olduğu için alınmalıdır. Eğitim felsefesi yeniden ve kökten, İslam’ın kadim değerleri üzerinden şekillendirilmelidir. Yoksa gençlik, gelecek bir çeyrek asır sonra, batıl ve seküler hayat içinde yok olup gidecektir.

Selam ve dua ile…