• DOLAR 5.814
  • EURO 6.47
  • ALTIN 275.51
  • ...

Seçime giderken

31 Mart Pazar Günü Türkiye seçime gidiyor. Seçim, bu toplumda yaşayanlar için, ne ifade ediyor? diye, her kişi kendisine sormalıdır. Bir yazar olarak siyasi ve politik yazılar fazla yazmıyorum. Ancak toplumsal görevlerimiz, toplumu ilgilendiren konular bizi yazmaya itiyor. Doğru olanı yapmak, sadece kendi hesabına değil, toplum hesabına, kardeşlerimiz hesabına bir tercih yapmak durumundayız. Müslüman bireyler olarak, hem kardeşimizi kendimize tercih etmek, hem de onları kötülükten alıkoymak gibi bir görevimiz var. Allah’ın Resulü  ‘’Bir kişinin kendisi için istediğini, kardeşi için de istemedikçe, kâmil manada iman etmiş olamayacağını” bize bildiriyor.

‘’İster mazlum olsun, ister zalim olsun, kardeşine yardım et.’’ tavsiyesinde bulunduğunda ise;

-Ey Allah’ın Resulü, mazluma yardımı anladık. Ancak zalime nasıl yardım edeceğiz? Diye soruyorlar. O da “Onun zulüm yapmasına ve zulmüne engel olarak…” diyor.

Seçim yaparken ölçüleri olmayanlar ve olayların arka planını bilmeyenler ya bir mazlumun umudunu yok ederler ya da zulmün önünü açmaya bir oy ile vesile olurlar. Bu da büyük bir mesuliyettir. Mesuliyet bilincinden mahrum bireylerin seçimi, insanlık ve gelecek adına hiçbir şey ifade etmez. Bundan dolayı bizler seçimlerimizi yaparken hakkın ölçüsünden şaşmamalıyız.

Malcom X bu durumu şöyle ifade ediyor “İster oy atıyor olunuz. İster kurşun atıyor olunuz hedefi iyi seçmelisiniz kuklayı değil kuklacıyı vurmalısınız.”

Seçimi hür bireylerden oluşan toplumlar, gelecekte özgür ve özgüveni olan bireylerin oluşturduğu medeniyeti de oluştururlar. Her fikir bu toplumda ifade özgürlüğü bulur. Karşı fikir ve düşünceleri anlaşılır. İslam medeniyeti tam da böyle bir medeniyettir, yeniden uygulamayı bekleyen…

Anasından hür doğanları köle ve esir etmek değildir seçim. Onların iradelerine ipotek koymak hiç değildir. Seçimlerde kendi problemlerimiz ön planda olmamalı, ümmetin, toplumun problemlerine katkı sağlayacak tercihlerde bulunulmalıdır. Kişi, sevdiği ancak ehliyetsiz birini, hukukunun olmadığı ancak ehliyetli birine tercih ediyorsa, seçimin sonucunun niceliksel değeri hak açısından hiçbir şey ifade etmez. Seçimde en önemli faktör seçilecek adayın niteliksel vasfıdır. Kızım Fatıma’da yapsa onun da elini keserim diyen bir inanç ve medeniyetin çocuklarının hangi ölçüye göre seçim yapacakları bellidir.

İslam tarihinde seçimlerimizi yapmadan ölçü alacağımız muhteşem örnekler vardır. Ben iki tanesini anlatarak yazımı bitireceğim.

I.

Mekke'nin Fethinden önce Mekke'nin anahtarı Osman Bin Talha’dadır. Kendisi Kâbe’nin temizliğini/bakımını yapar. Peygamberimiz (s.a.v) içeri girmek istediğinde Hz. Ali anahtarı ondan alır ve içeri girerler. Bu esnada Osman Bin Talha Müslüman değildir. O esnada Peygamberimizin (s.a.v) amcası Hz. Abbas Kâbe’nin anahtarının kendisine verilmesini rica eder. Peygamberimiz (s.a.v) de anahtarı amcasına verir. O esnada bir ayet iner. Ayette şöyle buyrulur: “Haberiniz olsun ki, Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz vakit adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size en güzel şekilde öğüt veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitir ve her şeyi hakkıyla bilir."(Nisa,58).

Bunun üzerine, Peygamberimiz anahtarı henüz Müslüman olmayan birisine, yani; Osman Bin Talha'ya verir. Peygamberimiz (s.a.v) "Ey Osman! İşte Kâbe’nin anahtarı! Bugün iyilik ve vefa günüdür. Sen cahiliye zamanında bu vazifeyi layıkıyla yaptın, inanıyorum ki şimdi daha güzel şekilde yaparsın…” buyurdular ve anahtarı herkesin huzurunda ona teslim etti. Bu büyüklüğü gören Osman Bin Talha Müslüman olur.

II.

Halit Bin Velid önüne geçilemez başarılar alan, yüzlerce savaş kazanmış bir ordu komutanı. Şu sözler halk arasında dolaşmaya başladı… Halit olmazsa olamaz! Halit Kazandı! Halit Yendi! Halit Olmasa Olmazdık! Halit’siz hiçiz gibi…

 Hz. Ömer’i bu sözler çok yaraladı. Halit bin Velid’e mektup Yazdı.

- Allah'ın kulu Ömer’den Ordu komutanı Halit’e. Ey Halit bu Ömer’in yazısıdır. Ordu komutanlığını bırak ve Eba Ubeyde’ye itaat et.

Halit mektubu alır almaz Şam komutanlığını Eba Ubeyde’ye bıraktı..

Bunu duyan halk '' Ömer, Halit bin Velid'i azletti. Ömer ne yaptı? Dünya başımıza yıkıldı, Halid'siz biz ne yaparız” gibi sözlerle söylendi.

Bunun üzerine Hz. Ömer bir hutbe okudu.

- Ey İnsanlar “Halkın şunları dediğini duydum; Halit yendi... Halit kazandı. Halit olmasa yenemezdik… Halit olmazsa biz de olamayız...

Hayır, Ömer’in nefsini kudret elinde tutana yemin ederim ki “Halit yenmedi. Halit kazanmadı. Halit başarmadı. Bizlere bu zaferleri bahşeden yüce Allah’tır. Korkum şu ki; sizler bu zaferleri Halit’in şahsında görüp Allah’ı unutursunuz. Sizler Halit’i övüyor, fakat Allah'ın galip getirdiğini unutuyorsunuz, oysa Halit de insandır, umudunu bir insana bağlayanlar tarih boyunca mağlup olmuştur…

Selam ve dua ile...