• DOLAR 5.813
  • EURO 6.47
  • ALTIN 275.51
  • ...

Kutsi bir hadisten öğrendiğimize göre Yüce Allah şöyle buyurmuştur: ‘’Ben bilinmez bir cevher idim, bilinmek istedim ve insanı yarattım.’’

İnsanın yaratılış amacı nedir?  

Sorusuna, Müslüman aklın vereceği cevap; ‘İnsan bu dünyaya Allah’ı aramak, bulmak ve ona ibadet etmek için gelmiştir’ olacaktır. Bundan dolayıdır ki; ancak, Allah’ı aramış, bulmuş insanlar, hayatı anlar ve anlamlandırır. Allah’ı bulan ve O’nu gereği gibi tanıyanlar sonsuz hayatı kazanmanın geçiş yerinin burası olduğunu idrak ederler, hayata anlam yükler ve Allahsız hayata(sekülerleşmek)karşı mücadele ederler.

Allah tasavvuru ile hayat tasavvuru doğru orantılıdır. Bir düşünürün ifadesiyle;’’ Allah tasavvuru yamuk olan devletin/insanın her şeyi yamuk ve yanlış olur.’’ Dünyanın yaşanabilirliğini bozan, devletler ve insanlar arasına terör, vahşet ve huzursuzluk ekenlerin hepsinin ortak noktası, Allah tasavvurlarının yamuk olmasıdır. Bundan dolayı her yaratılan Yaratıcıyı tanımak, bilmek zorundadır.

Yaratıcıyı tanımanın birinci yolu kişinin kendini tanımasından geçer. Bir hadiste “Kendini bilen Rabbini bilir” der.

İnsan dünyanın küçültülmüş bir halidir. Dünya ise büyük bir insandır. Yani dünya ile insan ayrılmaz bir bütünün parçalarıdır. İnsansız bir dünya düşünülemez, dünyaya anlam katan insanın varlığıdır.

Eğer bugün dünya yaşanılmaz bir hal almışsa, bu insanın dünyaya geliş amacını unutmasından yani insanın bozulmasından kaynaklanmaktadır.

Bir pazar gününü adam evinde geçirmeyi düşünür. Ancak küçük oğlu babasına dışarı çıkmada ısrar eder. Babasının ise hiç dışarıya çıkma niyeti yoktur. Babanın gözü bir dergi üzerindeki dünya haritasına takılır. Sayfayı alır, parçalar ve oğluna bu dünya haritasını tamamla dışarı çıkalım der. Oğlu parçalara ayrılmış sayfaları alır, diğer odaya geçer. Baba gayet rahat hareketlerle eşofmanlarını giyer, çekyata uzanır, kumandayı eline alır ki! Küçük oğlu koşarak yanına gelir.

-Baba dünya haritasını tamamladım.

Babası hayret içinde oğluna sorar;

-Ama nasıl?

Oğlu söyle der:

-Baba bu sayfanın arkasında insan resmi vardı. Ben insanı düzelttim. Dünya kendiliğinden düzeldi.

-Evet;

Ancak, insan düzgün olursa, dünyada huzur ve güven hâkim olur. İnsan bozulursa, dünya da bozulur, huzursuzluk şiddet ve kötülükler hâkim olur.

İnsan, kâinat âleminde yaşayan canlılar içinde ‘Ahsen’i takvim’  mertebesinde yaratılmış tek varlıktır. Çünkü özeldir. İnsanın dikkat çeken bu özelliği anlamaya ve anlamlandırmaya değer niteliktedir. İnsanın hayatı anlamlandırması, hayata anlam katması, kendini tanımayı sağlaması şu soruların varoluşsal ve anlamlı cevaplandırılmasına bağlıdır.

Ey insan sen kimsin?

Nereden geldin?

Nereye gidiyorsun?

Birinci soru; insanın yaratılış amacını sorgulama ve mahiyetini kavramasını sağlayacaktır. Bu soruya verilen cevap insanın nereden geldiğinin ve nereye gideceğinin cevabını da içinde barındırır.

Batı düşüncesi filozofları; ‘insan düşünen hayvandır, insan tesadüfün eseridir, insan şudur… İnsan budur…’ Diye yüzlerce hatta binlerce tanım yapmış, hak ve hakikate karşı vahyin ışığını akılla engellemiş, güneşe karşı gözlerini kapatmışlardır. Bundan dolayıdır ki; Batı ve batıl düşünce, teknolojik gelişmişliğine rağmen hayatı anlamamış ve doğru anlamlandıramamıştır.

Müslümanlar ise bir mütefekkirimizin ifadesiyle: Güneşi ceketlerinin astarı içinde kaybetmişlerdir. Müslümanlar batının barbar ve bayat söylemleri içinde kendi medeniyet kodlarını da kaybetmişler ve Tevhidi düşünceyi parçalayan ilim ve fikrin tesiri altında kalmışlardır.

Nereden geldiğini bilen, nereye gideceğini de bilir. Geldiği yeri bilmeyen, gideceği yeri bilemez ve düz ovada bile yolunu şaşırabilir.

İnsana istikamet veren, onun hayatına anlam katan, yaratılış mahiyetini kavramasıdır. Müslüman olan birey ve toplumlar, Allah’ın Resulü ve Kur’an-ı Kerim kılavuzluğunda koordinat seçerek dünya yolculuğunu sürdürmelidir.

Demek ki insan olmak bir başlangıçtır. Var olmanın adıdır insan olmak. İnsanlık seviyesinde olmayanların, insanlıktan nasiplenmeyenlerin, İslam’dan nasiplenmesi, Müslüman olması mümkün değildir. Çünkü İslam insan konumunda varlık taşıyanların muhatap olduğu dinin adıdır.

Bir Hristiyan’ın cenazesi geçerken Hz. Peygamber ayağı kalkar. Arkadaşları(ashabı) şöyle derler:

-Ey Allah’ın resulü o bir Hıristiyan, niçin ayağı kalktınız? Allah resulü şöyle cevap verir;

-Ama o da bir insan…

Selam ve dua ile…