• DOLAR 5.68
  • EURO 6.392
  • ALTIN 259.816
  • ...

Allah(c.c) insanı kendisine kulluk yapalım diye yaratmıştır. Kur`an-ı Kerim`de mealen şöyle bildirmiştir:

‘`Ben insanları ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattım.(Zariyat;56)

Ancak, tarihi süreç içerisinde insan yaratılış amacını ve bu dünyaya geliş gayesini unutmuştur.

En güzel şekilde yaratılan insan, yaratış amacını unutmasıyla birlikte aşağıların aşağısına düşmüştür.

Oysa insan, görev ve sorumluluk bilinciyle yaşamalı, Elçilerin getirdikleri mesaja kulak vermeli ve Allah`a(c.c) hakkı ile kulluk yaparak, hem bu dünya, hem de ebedi hayatını imar etmelidir.

İnsanlık tarihini incelediğimizde göreceğiz ki; Rabbimiz bize doğru yolu gösteren elçiler göndermiştir. Bu elçiler bize Allah`ı(c.c) ve ona kulluk yapmanın yol ve yöntemini öğretmişlerdir. Allah`ın(c.c) Resullerinin tarih sahnesinde oynadıkları rol, müminler için oynanılması gereken rol ve gidilmesi gereken yol dur.

İnsanlar dünya hayatlarını iki rol oynayarak tamamlarlar. Ya Âdemin rolünü oynar adam olurlar. Ya da şeytanın rolünü oynar iblis olurlar. Bu roller birbirinin karşısında zıddı ile kaim bir şekilde devam eder.

Hz İbrahim (as)`in karşısında Nemrut…

Hz Musa (as)`in karşısında Firavun…

Hz. Muhammed`in (sav)`in karşısında Ebu Cehil…

Tevhidin karşısında şirk…

Doğrunun karşısında yanlış…

İyinin karşısında kötülük olduğu gibi…

İnsanoğlunun var oluşundan bu yana süregelen iyilik ve kötülük savaşı günümüze kadar varlığını sürdürmüştür ve sürdürmeye devam edecektir.

Hak iyiliği içinde barındıran ve hayatı anlamlandıran mutlak bir gerçekken, batıl kötülüğü içinde barındıran yok olmaya mahkûm bir realitedir.

De ki:``Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.``(İsra;81)

Demek ki hakkın yaşandığı yerde batıl hüküm süremez, devam edemez. Eğer bir yerde batıl ve batıla ait değerler hüküm sürüyorsa, orada hak parçalanmış ve kenara konulmuş demektir.

Dün Kerbela`da yok edilmeye çalışılan hak, bugün Ortadoğu başta olmak üzere gönül coğrafyamızda yok edilmeye çalışılıyor. Asırlar önce engellenmek istenen Hüseyni kıyamın sesi asırları aşarak günümüze ulaşmıştır. Modern zamanda İbrahim`i ve Muhammedi rol oynayanlar bu sese kulak vermelidirler.

Dün İmam Hüseyin`le birlikte ve Onun yanında olmak ne idiyse, bugünde Muhammedi rol oynayanların yanında olmak odur.

Kerbela`da Hüseyin`le beraber yürüyenlerin rolünü oynamak, yürüyen Kuran olan Allah`ın Resulü ile beraber olmaktır.

Hz. Hüseyin`in hayatı Kuran ile birlikte olmak, Kuranın doğru şekilde yaşanması, yorumlanması ve hak sözün ifadesi demektir.

Hz. Zeynep için imam Hüseyin`in yanında olmak ölümsüz bir güce sahip olmak, kutlu bir eylemi tarihin akan nehrine bırakmaktı. Kerbela`da imamı katlederek saltanatını sağlamlaştırdığını zanneden Yezit ve taraftarları tarih göstermiştir ki hiç rahat yüzü görmemişlerdir. Bu günkülerde görmeyeceklerdir. Kerbela`da boğmaya çalışılan Hak, Zeynep`in sesiyle yankılanarak günümüze mesajını iletmiştir. Bize düşen bu mesajı gereği gibi okumak ve anlamaktır.

Şehit Ali Şeriatı şöyle diyor:``Gidenler Hüseyni bir iş yapmıştır.(Hüseyni rol oynamıştır.)Kalanlar Zeynep`i bir iş yapmalıdırlar.(Zeynep`in rolünü oynamalıdırlar)

Bize düşen şeytan ve şeytanilerin rolünü oynayanların karşısında, Allahın Resullerinin ve onların yolunda yürüyenlerin oynadıkları rollerini oynamaktır.

Günümüzde de Müslüman ve mazlum ülkelerin karşısında zalim ülkeler Yezit ve Yezidilerin rolünü oynamaktadırlar. Bu zalim ülkeler Müslüman halklara sırf dinlerinden dolayı zulmetmekte ve menfaate dayalı politikalar üreterek, mezhep çatışmalarıyla gönül coğrafyamızı bölmekte ve parçalamaktadırlar.

Dün olduğu gibi bugünde hak ve batıl savaşı devam etmektedir. Afganistan, Filistin, Çeçenistan,  Arakan, Kırım, Moro, Suriye ve doğu Türkistan`da Müslüman kardeşlerimiz zulüm görmekte bacılarımızın ırz ve namusları çiğnenmektedir.

Yezidin şahsında tarihin bir döneminde cereyan eden zulüm, bugün kimin şahsında devam etmektedir? Bu sorunun cevabını bulmalı, batılın karşısında yer almak, Allah`ın(c.c) bize verdiği rolü oymamak ve gereğini yerini getirmek Müslüman olmamızın olmazsa olmaz şartıdır.

Tarihin bize yüklediği misyonu yerine getirerek, hakkın safında yer almalıyız. Hüseyni rolü oynamalı ve Zeynep`in sesine kulak vererek, modern zamanların, emperyalist kuşatmaların, kapitalist hayat şeklinin, bizi içine alan görünmez kalelerini yıkmalı, esaret zincirlerden, prangalardan kurtulmalıyız.

Hayatımızı Rahmani yolda ve rolde tamamlamalıyız.