• DOLAR 5,7445
  • EURO 6,4830
  • ALTIN 239,938
  • ...

Hz. Peygamber`in çokça anıldığı, ancak anlaşılmadığı bir devir yaşıyoruz. Oysa Hz. Muhammedi anlamaya, Onun mesajı ile hayat bulmaya en çok ihtiyacımız olduğu bir zamandayız.

Şunu bir kez daha anlıyoruz ki; Ondan ayrı hayatlar, çorak toprakların suya ihtiyacı olduğu gibi ona bakıyor, çiçek açmak, meyve vermek için…

Hz. Muhammed`i (a.s) ve onun mesajını anlamadan, yerelde ve evrensel ölçekte insanlığa huzur gelmeyecektir.

Günümüz dünyası çözümü zor müşküllerin halli için Hz. Muhammed`e muhtaçtır, susamış dudakların bir yudum suya muhtaç olduğu gibi veya Bernadşovun ifadesiyle ‘`bir fincan kahve içer gibi…``

O zaman neden Hz. Muhammed(a.s) peygamber olarak kabul edildiği halde, okullarda siyer okutulmasına rağmen, bu kadar imam hatip, bu kadar ilahiyat, bu kadar dernek, vakıf, kurs, yüz bin imam görev yaptığı, onun peygamberliğini kabul ettiği halde, Müslümanlar zillet ve bölünmüşlük hali yaşıyorlar.

Bu üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Bu noktadan baktığımızda Hz. Muhammed(a.s)`in oluşturduğu İslam toplumunu ve ashabında oluşturduğu medeniyet tasavvurunu günümüz Müslüman`ı anlayamamıştır.

Biz ancak Müslümanlar olarak Hz. Muhammed(s.a.v)`i ve mesajını gerçek manada anlarsak bireysel manada örnek şahsiyet olur ve İslam sosyolojisini oluştura biliriz.

İslam sosyolojisinin temel yapı taşları tevhittir ve tevhidi şuurdur. Hz. Muhammed`in hayatını bir cümle ile özetler isek; O`nun hayatı tevhit mücadelesinden ibarettir.

Bunun önemine vakıf olan, şeytan ve şeytani güçler, tevhidi şuurdan Müslümanları uzaklaştırarak, Hz. Muhammed(a.s) ile aralarının açılmasını sağlamışlardır. Bugün, peygamberi anma etkinliklerine baktığımızda, İslam sosyolojisi oluşturan mesaj Müslümanlardan gizlenmekte veya değiştirilerek verilmektedir.

Mevlit gibi, Hz. Muhammedi anmaya birisini anarak, saygı duruşuyla başlama gibi, Hz. Peygamberin kabul etmediği ve etmeyeceği yüzlerce fiille, anlam ve şuur başka yönlere kanalize edilerek, mesajın varması gereken yere ulaşması engellenmektedir.

Günümüz Müslümanları hayatı Hz. Peygamberi örnek alarak yaşamıyor, mesellerini tevhit temelinde değerlendiremiyorlar. Olaylara yanlış bir perspektiften bakıyorlar.

İşi, akı kara, doğruyu eğri, görecek kadar şaşı ve ferasetini kaybetmiş, dünyayı maddi oluşumdan müteşekkir gören Müslümanlar, niceliksel artış gösteriyor maalesef. Yanlış bir peygamber anlayışı, yanlış bir din anlayışına sebep oluyor. Yanlış bir din anlayışı ile İslam kültür ve medeniyet tasavvuru oluşturulamaz.

Yeniden Müslüman aklı oluşturulmalı ve zihinler tevhit şuuru ile yeniden yıkanmalıdır.

İslam sosyolojisini tevhit temelinde yeniden Hz. Muhammed`in örnek ve önder şahsiyeti öncülüğünde oluşturmalıyız. Yeniden Hz. Muhammed`in oluşturduğu İslam medeniyetinin kodlarına dönmeliyiz.

Hz. Muhammed(a.s)`in Yesrip`te oluşturduğu, Yesrib`i Medine`ye, yani medeniyete çevirdiği İslam sosyolojisinin yılmaz müdavimleri olmalıyız. Temelinde Tevhit olan İslam sosyolojisini oluşturarak, bütün alan ve zeminlere yaymalıyız.

Çünkü temelinde tevhit olmayan toplumlar insanlığa huzur ve mutluluk veremezler. Dünyanın süper gücü olmuş, ilim ve teknolojide ilerilere gitmiş devletler, maalesef dünya insanına kan, gözyaşı ve sömürüden başka bir şey bırakmamıştır.

Günümüzde maddi gelişmişlik sadece görece kalıyor. Osmanlı devleti, İslam sosyoloji temelli bir yönetim ile dünyada üç kıtaya huzur, güven ve barış getirirken, bugün etnik temelli bir sosyoloji oluşturmak isteyen emperyalist güçler Orta doğuya, mezhepsel bölünmeler, ırkçılık, cemaatçilik gibi ifrat ve tefrit tohumlarıyla, kan, gözyaşı ve acı ekmektedirler.

Bütün bu problemlerden ancak Hz. Muhammedi(a.s) doğru anlayarak, onu örnek alarak kurtara biliriz.

Goethe mezkûr durumu ne kadar da güzel bir şekilde özetlemiştir:

‘`Hiç kimse Hz. Muhammed(a.s)`in prensiplerinden daha ileri bir adım atamaz. Avrupa`ya nasip olan bütün başarılara rağmen, bizim konulmuş bütün kanunlarımız, İslam kültürüne nispetle eksiktir. Biz Avrupa milletleri medeni imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed(a.s)`in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki, hiç kimse bu yarışta O`nu geçemeyecektir.``