Dini toplumdan tecrit etme plan ve projeleri

Müslümanlar olarak zor, çetin ve sıkıntılı bir süreç geçiriyoruz. Bu durum ekonomiden siyasete, siyasetten eğitime, eğitimden diyanete kadar hayatın bütün boyutlarında kendisini iyice belli ediyor. Ancak toplumun her tabakası bu siyasi bunalım ve ekonomik krizi farklı düzeylerde değerlendiriyor ve algılıyor.

Toplumun kendine has yapısı genelde üç kısımdan oluşur.

1-Zenginler sınıfı

2-Orta sınıf

3-Fakir kesim

Bu toplumsal yapı genellikle bütün toplumsal yapılarda belirgindir. Böyle bir yapıda infak ve zekât gibi toplumsal sorumluluklar yerini bulur. Emek ve alın terinin ne anlama geldiği anlaşılır ve anlamlandırılır.

Ancak toplumun kendine has bu doğal yapısı bozularak, kapitalist bir anlayışın hüküm sürdüğü bir hale getirildi. Burada toplumu iki kısma böldü. Birincisi zenginler sınıfı, ikincisi fakirler sınıfı, orta tabaka inceldi ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu orta sınıfta marangoz var, terzi var, kasap gibi meslekler var. Yani emek var, alın teri var. Bu sınıfın yok olma tehlikesiyle birlikte emek de alın teri de yok olmakla karşı karşıyadır.

Oluşturulmak istenen toplum makine toplumudur. Artık insanın yapması gereken, alın teri, emekle yoğrulması gereken işler azalıyor. Helal lokma gibi mefhumların yerini bir tuşa dokunmakla makinelerin harekete geçeceği seri imalatın peş peşe sıralanacağı ruhsuz bir toplum inşa edilmek isteniyor.

Kapitalizmin insanı sadece tüketen bir varlığa dönüştürme girişimi bütün hızıyla devam etmektedir. Üretmek insanın değil, makinanın işi, siz sadece tüketin, daha fazla tüketin, tükettiğiniz kadar insansınız anlayışı altın çağını yaşıyor.

Bireysel hayattan başlayan bozulma, toplumsal hayata sirayet ederek, toplumun bu üç bölümden oluşan homojen yapısı bozularak heterojen bir hal almıştır. Bu heterojen yapı kültür açısından bir zenginlik gibi görünse de dini hayatın teşekkülü açısından bir toplumu parçalayan atom parçaları gibidir.

Müslümanların zihin dünyasını parça parça etmiştir. Artık her bireye göre bir din algısı oluşturuluyor. Herkes kendine göre bir din anlayışı, bir inanç geliştirerek dinin toplumu perçinleyen, idame ettiren tevhid ve vahdet ortadan kaldırılmak isteniyor.

Toplum seküler değerlerle bütünleştirilmek, ırk ve millet temelinde kutsallaştırılmak doğrultusunda bir hayat şekline büründürülüyor, bütün iletişim araçlarıyla yönlendiriliyor, algı yönetimine tabi tutuluyor. Temel İslami değerlerini ihtilafın kaynağı göstererek, dini bireyselliğe indirgeyip toplum hayatından çıkarmak istiyor.

Bunda nispeten başarılı olunmuştur. Bugün bu toplumda İslam'ın adı var, ama toplumda İslam'ın ne rengi var ne hükmü var ne de hukuk bazında uygulanıldığı vardır.

Bu proje maalesef İslam'a rağmen değil, İslam görüntüsü altında yapılıyor. Dini yok sayma değil, dinin özünü bozma plan ve projesi altında yapılıyor.

Artık iki Müslüman birey bir araya gelerek en temel değerlerinde bile birlikte hareket edemiyor. Okullarda verilen din kültürü dersi, hutbelerde verilen din dersi ile bütünleşmiyor. Adeta toplumun her farklı yer ve tabakasında, farklı farklı dini söylemler ve yaşantı şekilleri geliştiriliyor.

Dinin görüntüsü var, ama toplumsal hayata sirayet etmeyen, topluma rengini vermeyen, bir söyleme indirgenerek sekülerleşmesi sağlanıyor.

Uygulanan bu islamizasyon projesi, ılımlı İslam projesi ve algı yönetiminin farkına varıp Allah'ın Resulü aracılığıyla gönderdiği saf ve temiz dini korumak, Resulünün bize tebliğ ettiği şekli ile yaşamak her inanmış Müslümanın aslî ve imanî meselesidir.

 

Görüş ve Önerileriniz için...


Yorumlar Yükleniyor..