• DOLAR 5,7445
  • EURO 6,4830
  • ALTIN 239,938
  • ...

Ücretli öğretmenlik Türkiye`de 2004 yılında başlayan bir uygulamadır. Bundan önce ise vekil öğretmenlik vardı, vekil öğretmenlik ücretli öğretmenliğe göre mağduriyeti daha az, rencide ederlik katsayısı daha düşük olan bir uygulamaydı. Öğretmenlik gibi kutsal bir görevi kategorilere ayırmak, öğretmenlere yapılmış en büyük itibarsızlaştırma eylemidir.

Ücretli öğretmenlik, öğretmenler arasında oluşturulmuş, sınıflar arasında tabanda yer alan, en rencide edici uygulamaya verilmiş isimdir.

Siz hiç ücretli doktor, ücretli mühendis, ücretli vali veya ücretli kaymakam gibi nitelemesi olan meslekler ve görevlendirmeler gördünüz mü?

Köyün birinde birleştirilmiş 5 sınıfı bütün zorluklara rağmen okuturken, 3.sınıftaki bir öğrencim bana: ‘`öğretmenim sizi çok seviyoruz, ama siz geçici ve çok az para alıyormuşsunuz…`` dediğinde ona veremediğim cevabımı saklamıştım beni mülakat yapacak olan kişilere vermeye, ama nasip olmadı, çünkü mülakata girmeye hak kazanamadım.

Bana öğretmenlikten, pedagojik formasyondan ve eğitim psikolojisinden soru soracak hocalara verecektim cevabımı… Ancak onlar ehliyeti, liyakati, tecrübeyi, pedagojik formasyonu aşağıya çekerek, aşağılarda bulunan liyakatsizlik, şans, puan gibi konjonktürel farklılıkları yuvarlayarak yukarılara çıkardılar.

Puan yuvarlayarak öğretmenlerin umutlarını, duygularını, pedagojilerini görmezden gelenler, yıllarca ezilen, sömürülen, akılları ile oynanılan öğretmenlerin haklarını yedikleri için vebal altındadırlar.
Şartları tutan kişiler arasında 5 bin kişi öğretmenlik bekleyen yüz binler arasında devede kulak olduğu halde, adaletli alım yapmadıkları için, 10 yıl, 15 yıl ücretli öğretmenlik yapanları KPSS puanı ile engellenip, 2 yıl 2,5 yıl çalışıp 30 gün tam prim ve KPSS ile atama yaptıkları için suçludurlar.
Bu kadar öğretmeni, onların ailelerini, çocuklarını, eşlerini umutlandırıp sonra da umutlarını yerle yeksan ettikleri için yine suçludurlar.

Öğretmenliği hak eden, ehliyet sahibi, yaşı 35-40-45 hatta 50`ye gelmiş mağdurları görmedikleri için vebal altındadırlar.

Bu alım yüzlerce öğretmen adayını mazlum konumuna itti. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste diye bir söz vardır. Tabi söz anlayanlar içindir. Ya biz halimizi anlatamadık veya siz anlamak istemediniz.

Bir mazlumun ahı arşı alayı titretir. Mazlumun bir ah çekmesi gayretullaha dokunur. Gelin yıkılan umutları yeniden yapın. Umutları yuvarlanmadan, gözleri sizden gelecek bir hareketi gözleyen, kulakları sizden gelecek olan bir sözü bekleyen, hakları KPSS puanı ile ellerinden alınan, söz verdiğiniz, şartları tutan bu ücretli öğretmenleri görevlendirin, ücretli nitelemesini böyle kutsal bir mesleğin başından atın ve toplumun geleceği olan bu kitleyi mağdur etmeyin, onları küstürmeyin.

Ey Bakan Bey, bu haksızlığa nasıl göz yumuyorsunuz? 10 yıl, 15 yıl asgari ücretle çalışan bir öğretmeni KPSS`den yeterli puan almadı diye çok sevdiği öğretmenlikten alıkoyuyor ve onun görev yapmasına engel oluyor, emeklerini, tecrübesini, puanı fazla diye 2 yıl, 3 yıl öğretmenlik yapmış birine veriyorsunuz.

Siz kimin hakkını kime veriyorsunuz.

Nerede kaldı ehliyet, nerede kaldı hak, nerede kaldı hukuk…

Nasıl rahat uyuyor, çıkıp öğretmenlerin ve öğrencilerin karşısında konuşuyorsunuz.

Bir yıldır bizim aklımızla alay ettiniz, hem de milli eğitim bakanlığı adı altında.

Size işini ve ailesini bırakıp aktiflik yapmak için başka illere gidenleri mi anlatayım. İşine tekrar dönemeyenleri mi? Yoksa psikolojisi bozulan yeni evli çiftleri mi?

16 yıl ücretli öğretmenlik yaptığı halde KPSS`ye giremeyen, girse de yeterli puan alamayanları çürük elma gibi ayıran bir sistemi sorguluyorum, saygı duymuyorum ve bütün mağdurlar adına hakkımı helal etmiyorum.

Mağdur olanların sesleri tuzu kuru olanların seslerinde kaybolmamalıydı.

Adalet odur ki mağdurların sesine ses katsın. Siz bırakın mağdurlara ses vermeyi onları görmüyorsunuz, duymuyorsunuz. Siz haklı olan bu kitlenin sesini boğdunuz, öğretmen olmayı, insan yetiştirmeyi, hayatının şah damarlarından biri olarak gören bu eğitimcilerin şah damarını kestiniz. 

Söz çok ama daha anlatmaya gerek yok. Arifseniz anlarsınız bu kitlenin halinden…

Gelin milli eğitimin ‘`milli`` ve ‘`eğitim`` kavramlarını kan kaybına uğratan bu haksız alım şeklinden vaz geçin.

Bu çok zor değil; Öğretmenlik formasyonu olan ve 540 sigorta pirimi olan her branşa kadro verip yıllarca mağdur olmuş ücretli öğretmenlerin kanayan yarasını durdurun, mağduriyetlerini giderin. Öğretmenlik gibi kutsal bir görevin itibarında onarılmaz bir yara daha açmayın.