Kapanan surda yeniden bir gedik açmak…

Seyit Kutup 29 Ağustos 1966'da Mısır'da inandığı fikir ve değerlerinin altına kanı ile imza atarak Rabbine yürüdü.

Kendisini minnet ve özlem ile anıyoruz.

Şehitler şahitliklerini kanlarıyla gösteren iman erleridir.

Bugün Müslümanlar iman ile eylemleri arasındaki dengeyi sağlayamadıklarından, dengesizlik topluma sirayet ederek, toplum cinnet noktasına gelmiştir.

Küfür her dönemde farklı yol ve yöntemler deneyerek İslam'ın karşısına kendi kimliğiyle çıkmıyor. Hak suretinde, batılı ikame ve idame etme taktiğini kullanarak insanlığın zihinsel dünyasında hegemonyasını kurarak İslam'ı terörün ve kargaşanın ana aktörü olarak gösteriyor.

Yani şeytan ve şeytani güçler amaçlarına sağdan yaklaşarak sureti haktan görünerek varmak istiyorlar.

Çünkü batı kendi rengiyle İslam karşısında tutunamayacağını bildiği için böyle bir yönteme başvurmuştur.

Necip Fazıl da bu noktaya dikkatlerimizi çekiyor.

‘'Düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın

Gündüz geceye muhtaç bana da sen lazımsın.''

Müslümanların hızını kesmenin yoları İslamizasyon, ılımlı İslam, misyonerlik, sureti haktan görünmek ve münafıklık…

Müslümanlara bugün sağ gösterilip soldan vuruluyor. Aynı delikten defalarca ısırılıyor. Aldanıyor ve aldatılıyor.

Emperyalizmin çeşitli oyun ve entrikalarıyla Müslümanlar akıl tutulması yaşıyor. Geçmişin entelektüel birikimi hoyratça harcanıyor. Eski kötü olduğu için atılması gerekirken, eski olduğu için atılıyor. Bütün değerlerimiz eski kategorisine ayrılarak yok ediliyor. Yeni güzel olduğu için alınmıyor, yeni olduğu için alınıyor. Bütün batıl ve batı değerleri yeni kategorisine ayrılarak baş tacı ediliyor.

Kapitalizm modern hayat adı adlında geçmişe yönelik bütün değerlerimizi tüketiyor, başkalaştırıyor ve yok ediyor.

Artık İslami değerlerimiz, İslami kavramlarımız, İslam sosyolojisi oluşturmuyor.

Şeytan ve şeytani güçler hiçbir dönemde olmadığı kadar saltanatını muhkemleştiriyor.

Maneviyat hayatın bütün alanlarından çekiliyor, yerini maddeye bırakıyor.

Amaç aracın hizmetine giriyor…

Araçlar putlaşıyor. Toplum cinnet geçiriyor.

Bir imam, müftü vekilini vurduktan sonra üç imam arkadaşını vurup intihar ediyor. Bir baba 18 ve 20 yaşlarındaki kızlarını öldürdükten sonra intihar ediyor. Bir evlat babasını öldürüyor. Ar, namus, mahremiyet batının değerleriyle şekilleniyor. Büyük küçük arasındaki sevgi ve saygı her geçen gün yok oluyor. Örf ve adetlerimiz ötekileştiriliyor.

İlim insanı olgunlaştıran, Rabbini tanıtan ve kul olma şuurunu vermesi gerekirken maddi geçim kaynağına dönüşmüş durumda.

Şahadet yıldönümünde kendisini andığımız Seyit Kutub'un idama yürürken kendisine Tevhidi telkin eden müftüye(belam) verdiği cevap, oluşturulan din algısını bütün boyutuyla göstermektedir.

Seyit Kutup:

-Biz ‘'La ilahe illallah'' dediğimiz için idam ediliyoruz.

Siz(müftüye hitaben)

-‘'La ilahe illallah diyerek para kazanma peşindesiniz.''

Fikirlerini kanı ile imzalayan şehit Seyit Kutub'un şehadetini andığımız bu günde idam edilme anında söylediği bu hakikat maalesef bugün gerçekleşmiş durumdadır.

Din tanım olarak hayat şekli anlamına da gelir. Siz Allah'ın dinini bırakır başka başka yaşam şekillerini din haline getirirseniz veya inandığınız gibi yaşamaz, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsanız, yukarda kısmen bahsettiğim problemler daha vahim ve çözülmez hale gelir.

Kurban bayramında ve hac vazifesinde Hz. İbrahim'in rolünü oynaması gereken Müslümanlar maalesef bu rolü gerektiği gibi oynamamışlardır. Kurban hikmetini bize açmadan gelip gitmiştir.

Müslümanlar öyle bir hale gelmiş ve getirilmişler ki:

Muhammet İkbal Müslümanların durumunu şu sözüyle veciz bir şekilde ifade etmektedir.

‘'Kaçın Müslümanlardan sığının Müslümanlığa…''

Bu yazımı karamsarlığa ve umutsuzluğa düşmek için değil, Müslümanlar olarak yenildiğimizi kabul edip, yeniden Allah adıyla işe başlamamız gerektiğini düşünüyorum.

Kapanan surda yeniden bir gedik açmak…

Etrafa bakışan Müslüman'a yol olmak…

Mısır'da idama giderken Rabia selamı veren bacımızın selamını almak… Tek koluyla sarıldığı çocuğuna kol olmak…

Hak yolda yürümek, koşmak ve hızlanmak…

Kardeşleriyle arasındaki mesafeleri kaldırmak, kardeşleriyle bir olmak, birlik olmak…

Dirilmek, küllerinden yeniden dirilmek…

Bir diriliş gerçekleştirmek… Kutlu bir eyleme hazırlanmak…

Sonra Allah demek… Allah demek…

Allah'u Ekber diyerek çağın bütün putlarını yere sermek…

İbrahim'i bir kıyamla çağın putlarını kırıp, baltayı büyük putun boynuna asmak…

Çağının batıl inanç ve değerlerini birbirinin paradoksu içinde bırakıp, tek olan güce, yegâne galip olana…

En büyüğe, Ehad'a boyun eğmek…

Sonra ALLAH demek…

Hu ALLAH…

ALLAH bir…

 

 

 

Görüş ve Önerileriniz için...


Yorumlar Yükleniyor..