• DOLAR 5,7445
  • EURO 6,4830
  • ALTIN 239,938
  • ...

Eğitim, anne karnında başlayan ve ölüme kadar devam eden bir süreçtir. Bu yönüyle eğitim evrenseldir. 

Bir toplum eğitimle ihya ve inşa olur. Yine bir toplum, eğitimin plansız ve programsız yapılmasıyla bozulur. Bundan dolayı eğitim; gençliğe yeni kapılar açmalı… öğrenciye vizyon ve misyon vermeli… Gençlerde medeniyet tasavvuru oluşturmalıdır.

Bugünkü eğitim sistemi; nesli eğitmekten çok, insan öğüten bir yapıya dönüşmüştür. Geleceğin ihya ve inşasını gerçekleştirecek genç nesil, maalesef 20 yılını bir meslek sahibi olma adına harcamakta; hayatını iş, aş ve eş uğrunda kısır bir döngü içinde geçirmektedir. Bu gençlikten İslam kültür ve medeniyeti adına ne beklenir. Yükseköğretimle birlikte, takriben 12 yıl dil eğitimi görüp o dilin cümle yapısını dahi öğretemeyen bir eğitim sistemi ile karşı karşıyayız.

Ali Şeriati`nin öz anlatımıyla: ''Öğrencisini sınıfta kalmakla kınayan bir öğretmen, kendisi 15-20 yıl aynı sınıfta kalıyor…`` Zamanının 72 dilini bilen âlimleri, binlerce hadisi ezberleyen muhaddisleri, sekiz bilinmeyenli denklemle işlem yapan mühendisleri ve mimarları yetiştiren eğitim sisteminden; kendini ifade etmekten aciz, oyunda ve oynaşta olan gençlerin yetiştiği eğitim sistemine geçilmiştir.

Bu gün mevcut sistemin temel felsefesi ile İslam'ın temel felsefesi çatışmakta ve karşı karşıya gelmektedir. Türkiye de eğitim sosyolojisi,  İslam sosyolojisini yok saymaktadır. Her etnik gurubun, mezhebin, farklı dilin ve dinin, yaşama alanı bulduğu İslam sosyolojisi, seküler ve laik eğitim sistemiyle yok edilmektedir.

 Seküler ve laik eğitim sistemi, kendi değer sistemini %99 Müslüman denilen bir ülkede devam ettirmektedir. Bu değer sistemi; Müslümanların değer sistemiyle sürekli savaşmaktadır. Ancak bu sosyolojik bir savaş olduğu için bunu İslami değerler üzerinden yapmaktadır. Eğitim müfredatını, İslam değerler sistemi içinde değerlendirdiğimizde bu savaşın vahametini ve sonuçlarını açık ve seçik bir şekilde göreceğiz.

Tarihten sosyolojiye, felsefeden mantığa, fizikten metafiziğe… Gerek müspet ilimler, gerekse dini ilimler, ayrıma ve kategorilere ayrılarak… Maneviyatsız bir hayat oluşturulmaktadır. Din ile bilim karşı karşıya getirilmiş ve dini kabul eden, ancak! Laik ve seküler nesiller oluşturulmuştur. Albert Einstein'ın sözünü aynı paralelde Said-i Nursi hazretleri şöyle ifade etmektedir. “İlimsiz din topal, dinsiz ilim kördür.”

İslam; ilimle dinin, müşterek hareketinden, bir medeniyet, bir devlet kurmuştur. İslami eğitim sistemi tedricen oluşan ve kökü mazide… Geleceğe model olacak bir sistemdir. Ana kaynağı Kur`an-ı Kerim olan bu sistemin merkezinde, Hz. Muhammet(sav) vardır. Kıyamete kadar da olacaktır. Peygamber dünün Müslümanlarına model olduğu gibi bu günün Müslümanlarına ve yarının Müslümanlarına da modeldir. Dün onu görerek, onun eğitim sisteminden geçerek, dünyaya İslam'ı hâkim kılma mücadelesi veren nesiller; her dönemde, bugünün ve yarının Müslümanlarına örnektir. Kur'an-ı Kerim'de Yüce Allah(cc):

'' Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik…” (Sebe, 34/28)

Peygamberin örnekliğinde oluşturulacak bir eğitim müfredatına toprağın suya muhtaç olduğu gibi bu zamanın insanı da muhtaçtır. Eğitimle ihya ve inşa olmayacak hiçbir toplum yoktur. Yeter ki öğüten ve bozan değil,  eğiten ve düzelten bir program ve müfredat uygulansın.