• DOLAR 8.44
  • EURO 10.075
  • ALTIN 492.353
  • ...

İstesinler veya istemesinler, bütün siyasi partiler yeni bir anayasayı tartışmak zorundadırlar. Çünkü kendilerini ayrıcalıklı bir zümre olarak dayatanların, milletin iradesini idaresine yansıtma çabalarını her defasında darbelerle bastıranların ve milletin iradesinin hilafına anayasa yapanların kanlı mızrakları artık çuvala sığmıyor.

Görünen o ki, önümüzdeki iki-üç yılı mevcut anayasayı ve partilerin anayasa önerilerini ve taslaklarını tartışmakla geçireceğiz. Yeni anayasanın nasıl olması gerektiğini tartışırken, mevcut anayasanın neden ihtiyacımıza cevap vermediğini de örnekleriyle birlikte ortaya koymak zorundayız. Aksi halde yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu gerekçesi havada kalır.

Eski anayasa tartışıldıkça, onun milletin iradesine ne kadar yabancı ve hatta düşman olduğu, ne kadar ötekileştirici, ne kadar bölücü, ne kadar ırkçı ve kısaca ne kadar adaletten uzak olduğu da görülecektir. Bunun içindir ki, bu tartışmalar yeni bir anayasa ile sonuçlansın veya sonuçlanmasın, bazılarının bir tanrı buyruğu gibi gördükleri bu mevcut anayasanın her yönüyle sorgulanması ve tartışılması bile başlı başına bir devrimdir.

Ancak milletin arzusu, bu tartışmaların adil bir anayasa ile son bulmasıdır.

Bu bağlamda Başkan Erdoğan’ın, "Cumhuriyetin yüzüncü yılına darbe anayasası ile girmeyelim" sözleriyle yaptığı çağrıyı önemsiyoruz.

Kimlerin yeni bir anayasadan yana olduklarını ve kimlerin bir yandan yeni bir anayasadan yana olduklarını söyleseler bile diğer yandan mevcut anayasaya can simidi gibi sarılacaklarını bilmemiz zor değildir. Örneğin, milletin kanında eli olan partiler ve milletin değerleriyle barışık olmayan partiler ya mevcut anayasada diretecekler veya onu hiç de aratmayan taslaklarla kamuoyunu oyalayacaklardır. 

Dikkat edilirse, yeni bir anayasa yapmak konusunda ısrarcı olanlar bundan önce de mevcut Anayasa’ya minik bir müdahalede bulunabilmiş olanlardır. Yani Cumhur İttifakı’nı oluşturan AK Parti ve MHP’dir. Ancak bu partiler millete kan kusturan laikliğe, vatandaşların bir kesimini inkâr edip bazı temel haklarını da gasp eden milliyetçiliğe ve devletçiliğe adalet eksenli bir cevap vermedikleri takdirde, maksat hâsıl olmayacaktır.

Adaletin esas alındığı bir anayasa yapılabilir mi, bilmiyoruz. Bunu sadece partiler değil, milletin duruşu da belirleyecektir. Milletin hakkı ve adaleti gözetmedeki ısrarı ne kadarsa, siyasi partilerin yapacakları anayasa da en fazla o düzeyde olacaktır. Milletin iradesi doğrultusunda yeni bir anayasa yapmak isteyenler önümüzdeki süreçte özellikle mevcut anayasanın hangi maddelerinin milletin iradesini esir aldığını, hangi maddelerinin ayrıcalıklı zümreler oluşturduğunu ve hangi maddelerinin darbeciler için esin ve besin kaynağı olduğunu da iyi tahlil etmeleri gerekir.

Örneğin, mevcut anayasanın vatandaşları dini ve etnik aidiyetleri üzerinden değerlendirip ayrıştıran, birbirine kırdıran ve temel haklardan bazılarını gasp eden maddeleri artık tarihin çöplüğüne atılmalıdır. Elbette ki varlıklarını bu anayasaya borçlu olanlar tıpkı sırtlanlar gibi her yandan saldıracaklardır. Bütün olumsuzluklara rağmen adil bir anayasa mümkündür. Yeter ki, hak sahipleri haklarını korumak ve haklarıyla birlikte yaşamak konusunda ısrarlı, azimli ve birlik olsunlar.

İleriki yazılarımızda bu konuda yine yazacağız inşallah.