Ne mutlu seçimlerini doğru yapanlara!

Kastettiğim, tıpkı bugünlerde olduğu gibi, hayatımızı birkaç yılda bir işgal eden siyasi seçimler değil, hayatımızın bütününde yaptığımız seçimlerdir.

Belki üzerinde ciddiyetle durup düşünmeyiz ve farkına varmayız, ama yaşadığımız an yaptığımız seçimlerin bir eseridir. Hayatımızı, daha doğrusu bizi şekillendiren şey yaptığımız seçimlerdir. İnsanlar için kullandığımız iyi ve kötü bütün sıfatları da hayatımız boyunca yaptığımız seçimlerle kazanıyoruz.

Sevgimiz, nefretimiz, dostluğumuz, düşmanlığımız, birinin yanında veya karşısında oluşumuz ve saymakla bitmeyen söylem ve eylemlerimiz birer seçimdir. Her seçimin de bir bedeli var. Bu bedeller de saymakla bitmez.

Her halimiz bir imtihan olduğu gibi, her halimiz bir seçimdir de aynı zamanda. Hayat tarzımız ve istikametimiz de yaptığımız bütün bu seçimlerin toplamıdır. Seçim, aynı zamanda kişinin ne olduğunu ve ne olmadığını ilan etmesidir de.

İzzet ve zillet gibi sıfatlar da insanın seçimlerinin birer eseridir. Fakat bunların dışında bir de mazlumluk ve mağdurluk gibi haller var ki, burada durum farklılaşıyor. Bir kişinin mağdur olmasında ve zulüm görür bir hale düşmesinde kendisinin az veya çok payı olabilir. Ancak onun bu zaafı ondan daha güçlü olanlara zulmetme hakkını vermez.

İşte seçimini yine kötülükten yana yapan ve vahşette sınır tanımadığını yeni zulümlerle dünya kamuoyuna duyuran israil terör devleti! Ve işte şehit olmalarına ve yaralanmalarına rağmen izzetten, onurdan taviz vermeyenler…

Burada asıl önemli olan bizim seçimimizi nasıl ve kimden yana yaptığımızdır.

Her fırsatta zalimlere karşı ve mazlumlardan yana olduğumuzu söylesek de, gördüğümüz gibi, caydırıcı olamıyoruz. Protestolar, yürüyüşler, yazılar, mitingler ve bunlara benzer ne kadar eylem varsa, hepsini gerçekleştirsek de, Terörist israil'i bir an bile olsun zulümlerinden alıkoyması şöyle dursun, sanki daha da azıyor. Azdıkça da kan kusuyor.

Ne yazık ki, israil bu vahşette yalnız değil. Başta Amerika olmak üzere diğer güçlerin kimler olduğu da ortada. Onlar böylece tek millet olduklarını hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya koyarken, biz de iddia ettiğimiz gibi bir ümmet olmadığımızı, olamadığımızı görüyoruz.

Seçimimizi Müslümanlıktan yana yapmış olmamız, eğer düşmanımızda bir korkuya yol açmıyorsa, ciddi bir sorun var demektir. Bu sorun da iman-amel çelişkisindendir.

Eğer imanımızla amil olmazsak, seçimlerimizde de isabet edemeyiz. Her yanlış seçim biraz daha mağduriyet, biraz daha zulüm ve biraz daha zillet demektir.

Ama izzet için de önümüzde her zaman seçenekler var. Yeter ki isteyelim.

 

Görüş ve Önerileriniz için...


Yorumlar Yükleniyor..