• DOLAR 16.567
  • EURO 17.562
  • ALTIN 971.68
  • ...

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimi var ve Batılı bir ülkenin cumhurbaşkanlığı seçiminde gündem İslam ...

Adaylar, bu kez İslam dünyasındaki sömürgelerde ne yapacaklarını tartışmıyorlar. Bizzat Fransız vatandaşı Müslümanlara yönelik uygulamalar üzerinden atışıyorlar.  Buna ancak hamd edilir.

Fransa, geçen yüzyılda İslam dünyasında İngiltere’den sonra en çok sömürge alanına sahip bir Batı ülkesidir. İşte bugün o ülke, İslam’ın soluğunu Cumhurbaşkanlarının ensesinde hissediyor.

“Din çağı son buldu!” diyen ilk ülke Fransa’dır. Fransa, ülke içinde Hıristiyanlığı büyük ölçüde etkisizleştirdi.

Ama Fransa, 1789’daki meşhur ihtilalından 243 yıl sonra, bugün gerçeğiyle yüzleşiyor, İslam gerçeğiyle yaşamanın yollarını arıyor.

“Allah katında din İslam’dır.” İslam, kıyamete kadar var olacaktır. Herkes, İslam’ı kabul edecek değildir. Ama herkes, İslam’la yaşamayı kabullenmek zorundadır. Bunu tayin eden yüce Allah’tır. Kulların gücü, aksine yetmez!

Bu hakikate rağmen, Fransa Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna kalan iki adaydan Le Pen, Müslümanlara karşı diş bileyerek başörtüsünü ülke genelinde yasaklamaktan söz ediyor.

Yapabilir mi?

Cevap, İslam karşıtlığında ondan geride kalmayan mevcut Cumhurbaşkanı Macron’dan geliyor: Bunu yapmaya kalkışırsanız iç savaş çıkar!

Yani imkânsız…

Macron, bu kanaate nereden ulaşmıştır? Elbette Fransa’nın bugüne kadar yaşadıklarından.

Fransa, başörtüsünü yasaklayan ilk ülkedir. 19. yüzyıldan 20. yüzyılın ikinci yarısının başlarına uzanan Cezayir Savaşı sırasında Fransız askerler, çarşafı Fransızlara karşı direnişin simgesi gibi gördüler, şehir merkezlerinde çarşaf çıkarma törenleri bile yaptılar.

Sonuç mu? Fransa, Cezayir’den çıktı ama tesettür, onların artlarında bıraktıkları vekilleri ulusalcı sosyalistlerin bütün işkencelerine rağmen hâlâ Cezayir’de ayakta. Daha önce tesettürden soyutlananlar da gün geçtikçe tesettüre bürünüyorlar.

İslam dünyasında laik kesimlere başörtüsü yasağını öğreten bizzat Fransa’dır. Bizdeki laikler, dünya görüşlerini Fransa’dan ithal ettikleri gibi siyasi talimatnameleri de oradan aldılar.

Sonuç mu? Bugün herhangi bir İslam ülkesinde başörtüsüne yönelik yasak iması bile skandal kabul ediliyor.

Ve bugün tesettür bütün renkleriyle Fransa’nın bir iç gerçeği. Fransa yöneticilerinin dünyadan silmeye çalıştığı tesettür, Elysee Sarayı’nın içinde.

Önceki çağlarda Haçlılar olarak Fransa’nın ataları İslam’ı henüz altı yüzüncü yılında yok edeceklerini öne sürmüşlerdi. Muhtemelen yüz binlerce Haçlı veya onların varisleri İslam’la müşerref oldu.

Onlardan sonra Moğollar, İslam dünyasının başkenti Bağdat’ı bile istila ettiler. Ama Moğolların İslam dünyasına gelen bütün unsurları nihayetinde Müslüman oldular.

Birinci Dünya Savaşı’nda Batı, İslam dünyasını imha etmenin kıyısına geldiğini düşündü. Ama bugün İslam, bütün Batı ülkelerinin içinde… Bugün bütün Batı ülkelerinde göçmenler bir yana, bizzat Batılı uluslardan hatırı sayılır Müslüman cemaatler var. Batı’nın ünlü siyasetçileri, sanatçıları, sporcuları İslam’la müşerref oluyorlar.

İşte İslam, böyle bir güç! Onunla her uğraşan, sonuçta onu kabullenmek zorunda kaldı.

Kim bilir belki yakın bir zamanda Fransız, İngiliz, Rus Müslümanlar, İslam dünyasının belkemiğini oluşturacaklar.