• DOLAR 12.369
  • EURO 14.009
  • ALTIN 713.051
  • ...

Selâhaddîn-i Eyyûbî Hazretleri, 27 Receb 583’te, çok anlamlı bir günde Mirac Gecesi’nde Kudüs’ü fethetti.

Hicrî Takvime göre 27 Receb 583, Milâdî Takvimde 2 Ekim 1187’ye denk geliyor. Dolayısıyla Milâdî Takvime göre 2 Ekim, Kudüs’ün Haçlı istilasından kurtuluş yıldönümüdür.

Son iki yılda bu münasebetle HÜDA PAR tarafından kıymetli etkinlikler yapıldı. Geçen yıl ise pandemi koşullarından dolayı elektronik ortamda ama uluslararası ve çok geniş kapsamlı bir program yine HÜDA PAR tarafından düzenlendi.

Bu yıl yine 2 Ekim’de, inşaallah yine elektronik ortamda ve bu kez kurulmakta olan Selâhaddîn-i Eyyûbî Enstitüsü tarafından bir program düzenlenecek. Program yine İslam âleminin dört bir yanından ve geniş katılımlı olacak. Bu yıl ise temamız Selâhaddîn-i Eyyûbî ve İslam birliğidir.

Buradan aklımıza “Kudüs ve Selâhaddin’i çok konuşmuyor muyuz?” diye bir soru gelebilir. Emin olun, değil.

Kudüs, İslam âlemi için öyle bir önemli ki! Adeta bir sancak, adeta bir bayrak! Onun esareti Müslümanların esaretidir, onun hürriyeti Müslümanların hürriyetidir.

Bu kadar mühim bir simge hakkında çok konuşmak bir yana, henüz tam anlamıyla konuşmaya bile başlamadık.

Konunun işlenmesi gereken yanları o kadar çok ki bir program söz konusu olduğunda neyi önceleyeceğinize şaşıyorsunuz.

Kudüs’ün 20. yüzyıldaki tarihi, dünün tarihi sayılır. Oysa biz, o kadarına dahi yeteri kadar vakıf değiliz. Filistin’de israil denen bir yapının kurulmasında Sosyalist lider Stalin’in büyük payı var, dediğinizde herkes şaşırıyor. Zira Filistin’in gençleri düne kadar Stalin’in fotoğraflarını taşıyarak israil aleyhine slogan atıyorlardı ve o fotoğraflar taşındığı sürece Filistin davası, her gün biraz daha konum kaybına uğradı.

Kudüs’le ilgili bu bilinmeme hâli, Selâhaddin Hazretleri için de geçerli. Selâhaddin hakkında neredeyse bin sayfalık bir kitap yazan Arap bir âlime, yıllar önce “Selâhaddin, nasıl yetişti? Onu yetiştiren ortam hakkında bize bilgi verir misiniz?” diye sorduğumda ne yazık ki bir ceviz kabuğunu dolduracak malumat alamadım.

Hepimizin zihin dünyasında bir Selâhaddin var, hepimiz Selâhaddin hakkında çok şey biliyoruz. Ama Selâhaddin’den daha çok istifade etmemizi sağlayacak hususları bilmiyoruz. Selâhaddin için henüz çocukların zihin dünyasında yer edinecek bir biyografi çalışması dahi yapamadık. 2011’de yayımlanan Selâhaddin adlı biyografik romanım yetişkinler için bir boşluk doldurduysa da çocuklar için böyle bir çalışmamız henüz yok.

Selâhaddin devri, İslam tarihinde kayıtları en iyi tutulan ve en iyi saklanan devirlerden biri olduğu hâlde Selâhaddin ile ilgili bilgilerimiz eksik

Biri çıkıp bize “Selâhadddin, İslam’ın ikinci beş yüzyılının İslam birliğinin önderidir!” derse muhtemelen onu nutuk atıyor, zannederiz.

Yine Selâhaddin’in sadece Haçlıları durdurmadığını, aynı zamanda Moğolları durduracak ordunun kurucusu olduğunu ve faaliyetlerinin bugünkü Avrupa’nın oluşumu açısından da önem taşıdığını söylesek muhtemelen mübalağa ile itham ediliriz.

Hâlbuki Moğolları durduran ordu, bizzat Selâhaddin tarafından teşekkül edilmiş, o orduda savaşan askerler ise onun kardeşinin torunu Melikü’s-Sâlih Necmeddin Eyyûb’a aittir. Nitekim, Aynicalût  Savaşı’nı kazanan memlûk komutların isimlerinde hep “es-Sâlihî” nispeti var ki o nispet doğrudan Melikü’s-Sâlih Necmeddin Eyyûb’a ait olmayı ifade eder. Melikü’s-Sâlih Moğolları durduran o askerlerin bir kısmını 1000 dinar gibi o günlerde neredeyse küçük bir devlet bütçesiyle satın almış, bir kısmını ise çocuk olarak pazarlardan satın alıp manevi bir evladı gibi büyütüp yetiştirmiştir.

Modern Avrupa’nın bugünkü şekillenmesinde Selâhaddin’in yeğeni Melikü’l-Kâmil’in büyük payı vardır. Melikü’l-Kâmil, İslam tarihinin en bilge hükümdarlarından biri. Hâlbuki ansiklopedilerde çok farklı tanıtılıyor. Son kitabım “Selâhaddin Sonrası Eyyûbîler”de onun hakkında geniş bilgiler bulabilirsiniz. Hâlâ da yetmez. Ondan istifade için daha çok çalışma ortaya koymak gerekir.