• DOLAR 7.56
  • EURO 8.966
  • ALTIN 475.27
  • ...

2019-2020 eğitim-öğretim yılının ilk döneminin sonlarına gelinirken okullarda seçmeli ders seçimi yapılıyor.

Ortaokul ve lise öğrencilerinin seçeceği dersler arasında, 2012’den bu yana, Kur’an-ı Kerim, Siyer ve Temel Dini Bilgiler de var.

Aradan geçen yıllar, öğrencilerin önemli bir kısmının bu derslere ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor.

Örneğin, Sol ağırlıklı olarak bilinen Artvin üzerine yapılan bir çalışmada dahi öğrencilerin yüzde altmışının bir kez de olsa Kur’an-Kerim dersini seçtiğini gösteriyor. Aynı ille ilgili sonuçlara göre Kur’an-ı Kerim dersini seçen öğrencilerin yüzde altmış ikisi, dersi kendi ilgi ve merakı için; yüzde 27’si de ailesinin isteği üzerine seçtiğini beyan etmişlerdir. Dersin seçiminde öğretmen ve idarenin etkisi ise yüzde iki civarında kalmış.

Bu sonuçlar, çocukların Kur’an-ı Kerim öğrenmeye ilgileri açısından umut vericidir. İdare ve öğretmenlerin, Kur’an-ı Kerim dersine teşviki açısından ise üzücüdür. Kimi MEB İl Müdürlüklerinin bu konudaki hassasiyeti bile öğretmen ve idareleri yeteri kadar harekete geçirmemektedir.

Zira büyük çoğunluğu toplumun yaşam koşulları zayıf kesimlerinden gelen öğretmenler, hâlâ dindarlıklarını açığa vurma konusunda temkinliler.

Buna karşılık, Sol kesimler, gerek bireysel gerek sendikal faaliyetler içinde okullarda İslam’ın öğretilmesinin aleyhinde çalışma kararlılıklarını sürdürüyorlar. Bu konuda hâlâ militanca bir tutum içindeler. Kamuoyu önündeki tepkilerini azalttıkça illegal propagandalarını artırıyorlar. İnançla doğrudan karşı karşıya gelmekten çekindiklerinden, öğrencilerin ders yükünün ağırlığından söz ederek öğrenci ve velileri seçmeli derslerden soğutuyorlar.

Toplumunun yaklaşık yüzde kırkının genel anlamda dini eğitime karşı ilgisi yetersizdir. Sol çevreler, bu oranı korumak ve artırmak için hâlâ çok yönlü teşviklerle uğraşıyorlar.

Din eğitimi ile ilgili seçmeli derslerde propagandanın özellikle liselere geçiş sınavına hazırlanan sekizinci sınıf öğrencileri üzerinde etkili olduğu da görülüyor.

Oysa başta Kur’an-ı Kerim öğrenimi olmak üzere din eğitimi fazlasıyla zihin açıcıdır. Din eğitimi alan öğrenciler, iyi yönlendirildiğinde sair öğrencileri geride bırakırlar. Zira kendisini günahlardan korumanın hafızaya ve yararlı işlere ilgiye katkısı vardır.

İmam Hatip Liseleri bir zamanlar, ekonomik açıdan toplumun en zayıf kesimlerine sesleniyordu. İHL’deki öğrencilerin çoğu, dershane desteği alamayacak ve hatta bir yardımcı kitaba sahip olmayacak kadar yoksuldu.

Buna rağmen İHL’Ler, en başarılı öğrencileri yetiştirebilmişti. Bu başarı öylesine arttı ki nihayetinde din eğitiminden rahatsız olanlar, ancak o okullara karşı devlet eliyle tedbir alarak mezunlarını yarış dışı bırakabilmişlerdi.

Bugün aynı kesimlerin İHL’lerden rahatsızlığı, bu okulların yeniden toparlanmaları ve lüks kolejleri kıskandıracak başarılar elde etmeleridir.

İHL’yi bu şekilde öne geçiren ise bu okullardaki ortamın çocuk ve gençleri hafızaya ve yararlı işlere ilgiye zarar veren hâllerden korumasıdır.

Seçmeli derslerin de çocuk ve gençler açısından dinin öğrenilmesi bir yana, bu tür bir işlevi vardır. Bunu çocuk ve gençleri bu derslerden soğutan Solcu öğretmenler de eğer eğitimden anlıyorlarsa gayet iyi bilmektedirler.

Seçmeli dersler için son başvuru tarihi 9 Ocak’tır.

İnşaallah, çocuk ve gençler, aleyhteki propagandalara rağmen bu derslere ilgi duymaya devam ederler.