• DOLAR 17.963
  • EURO 18.323
  • ALTIN 1030.99
  • ...

 Kur’an Müslümanlığı diye oluşturulan bir dini tasavvuru anlamaya çalışacağız. Resulü devreden çıkarıp Kur’an’ı vasıtasız olarak en iyi anlayanların kendileri olduğunu iddia ettikleri için Kur’an bunu “Allah’a dinini öğretenler” diye hitap etmektedir. Çünkü Yüce Allah, Resulleri ve dini, hidayetin vesilesi için gönderdiğini (Nahl/44) buyururken onlar Resulleri devre dışı bırakıyorlar. Bunu “dinini Allah’a öğretme” olarak beyan eder. Konuyu bu şekilde zikreden Hucurat/16. Ayeti ile anlamaya çalışacağız.

Kur’an’ın indiği asırdan başlayarak günümüze kadar bu düşünce tasavvuru devam etmektedir. Halbuki ittibai Resul mutlak olup, Muhabbetullah(Ali İmran/31) ona mebnidir. Kur’an’ın hiçbir yerinde Yüce Allah bana tabi olun demeyip, Resule tabi olun diye emretmektedir. Allah’a itaat edin denilen her yerde Resule de itaat edin denilirken, bazı ayetlerde sadece Resule itaat edin buyurmaktadır. Kur’an’ın bu kadrajını değiştirmek başlı başına bir din ihdasında bulunmaktır. İşte, zihin dünyalarında bu şekil bir dini tasavvuru oluşturanları Kur’an, Yüce “Allah’a dinlerini öğretenler” şeklinde zikreder.

Resul-i Ekrem’i sıradanlaştırma, Kur’an’ı en iyi anlayanların kendileri olduğunu, Resule ittibanın şirk olduğunu söylemeleri, onların değişmeyen karakterleridir. Kur'an, Resul-i Ekrem’in sair insanlardan farklı olduğunu zikrederken(Hucurat/1,2) onlar sıradanlaştırırlar.

Resul-i Ekrem’den sonra bunlar bir ara zekatlarını vermeyeceklerini söylerler. Zekatımızı Resul-i Ekrem’e veriyoruz, O vefat ettiği için zekatı vermemiz gerekmez dediler. Bu olay, Hz. Ebubekir (ra) halifeliği zamanında oldu. Hz. Ömer (ra) zamanında fazla görünmüyorlardı. Hz. Osman (ra) zamanında bunlar kuluçka dönemi yaşadılar. Hz. Ali (ra) zamanında ise tam örgütlendiler. Ve bu yapı artık belirli bir tesmiye yoluna gitti. Kur’an Müslümanlığı olarak tesmiyelenen bu yapı bir uyduruk dini kavram ihdas ettiler. “Kur’aniyyun” Yani Kur’an Müslümanlığı olarak tarihteki yerini almıştır. Hiç değişmeyen özellikleri sadece kendilerinin sahih din üzere olmaları ve eleştirilerini sadece Müslümanlara yöneltmeleridir. 

Bir başka iddiaları, Resul-i Ekrem’in hadislerine ve imamların içtihatlarıyla beyan edilen dini emirlere uymayı şirk kabul etmeleridir. Bu manada Hz. Aliye müşrik deyip onu şehid ettiklerinde biz bir müşriği öldürdük dediler. Hatta kelime-i şehadetin ikinci kısmı olan -Muhammederresulullah’ı- söyleyip inanmayı da şirk sayarlar.

İlginçtir ki, “Kur’an Müslümanlığı ve eleştirel İslam” dedikleri bu her iki kavram da Kur’an’da yoktur. Kur’an Müslümanlığı iddiasının temelinin Kur’an’da olmaması iddialarının en bariz çelişkis’dir. Bir düşünce tasavvurunun temel sacayakları Kur’an da olmayan bir çalışma Kur’an’a nisbet edilemez. Demek ki bu yapı Kur’an açısından temelsiz bir yapıdır. Bunların ortak noktalarından biri de tarihin hiçbir devrinde gayri müslimlerle mücadele etmemeleridir. Başta Hz. Ali olmak üzere Müslümanları birer fitne görürler. Kafir ve katil olan siyonistler, tağuti sistemler faşist ve sol sosyalistlerle rahatlıkla yan yana görünür ve barış içinde yaşayabilirler. Barışamadıkları tek gurup kendileri dışındaki Müslümanlardır. 

Yüce Allah’ın gönderdiği peygamberler, ilahi kitapları beyan eden(Nahl/31) öğretmen ve birer halifedirler. Paygamberler postacı değil, her biri -tabir caizse- birer validirler. Ama onlara göre peygamber bir postacı gibidir. Mektubu getiren postacının fonksiyonu ne ise, Nebilerin de fonksiyonu odur. Kur’an, Resul’ün Beyanını (Nahl/64) ve bu beyana ittibaı şart koşuyor. (A.İ./31)

Hulasa bunlar, dinleri ve özellikle Kur’an’ı dosdoğru sadece kendilerinin anladıklarını iddia ederler. Bu sorun bugünün sorunu değildir. Nerde ise insanın “iyi ki siz dünyaya geldiniz yoksa bu Kur’an doğru anlaşılmadan gidecekti” diyesi geliyor. Zihin dünyasında böyle bir dini tasavvura, Yüce Rabbimiz “Allah’a dinini öğretenler” (Hucurat/16) diye beyan eder. Rabbim kimseyi bu hale düşürmesin. Çünkü bu hale düşenler, iyi yaptıklarını zannederler. Rabbimiz kötü amellerini onlara güzel gösterir. (Nahl/63, Kehf/103-4) Kur’an’ın ana arteli ittibai Resuldür. Kur’an’a en büyük düşmanlık Resulü devreden çıkarmaktır.