• DOLAR 16.885
  • EURO 17.833
  • ALTIN 992.103
  • ...

            Toplumsal anlamda kişisel ve heyetler arası ziyaretler ve bu ziyaretlerde ilk karşılaşma biçimi ile ilk sözler üzerinden siyasal bir ziyaret üslubunu anlamaya çalışacağız. Genel manada başta verilen mesajın ziyaretin neticesine atfen kısa ve öz olması gerekir. Çünkü sonucu etkileyici kısım ziyaretin ilk anıdır. Sözlü olarak da karşıya verilmek istenen sonuç mesajın ilk girişinde verilmesi gerekir. Şimdi de, siyasi ve diplomatik manada heyet veya gönderilen bir mesajın toplumsal boyutunu Kur’an’dan anlamaya çalışacağız.

            Mesela; Hz. Süleyman’ın Belkıs’a gönderdiği mektubu bu manada anlamaya çalışalım;  Belkıs gelen (Neml/30) mektup üzerine kabinesini toplar. Ordu komutanları hemen savaş naralarını atarak “Güçlüyüz” dediklerinde tecrübeli kraliçe, hediyelerle gidip ziyaret etmeyi uygun görür. Rahman ve rahimle başlayan bir mesaja kılıçla cevap vermek diplomaside bir acziyet ve basitliktir. Kraliçe, Hz. Süleyman’a vardığında Hz. Süleyman ciddi bir diplomatik atağa geçer. Kraliçenin Kendi debdebesine güvendiğini anladığı için, onu altından suların aktığı şeffaf bir (cam gibi) yerde yürüttü. Belkıs suya bastığını zannedip eteklerini topladığında Hz. Süleyman rahat olmasını söyler. İşte Hz. Süleyman’ın ilk karşılaşmada teknik bir siyasal hamle ile kraliçeye işin sonucunu etkileyen bir hamle yaptığını görüyoruz.    

            Mesela, Hz. İbrahim gelen (melekler)misafirlere ikram etmek üzere kızartılmış (Hud/69) buzağı getirir. Onlar el atmayınca Hz. İbrahim(Hud/70) onlardan ürker. Onlar Hz. İbrahim’in onların yüz ifadelerinden korktuğunun farkına vardılar. Hemen Lut kavmi için geldiklerini (Hud/70) söyleyip, haşmetli duruşlarındaki ürkütücü hallerinin niçinini söylediler. Biz buradan anlıyoruz ki, toplum bilim açısından ilk mesajdaki diyalogda konunun ana teması belirlenmeli. Meselenin sebeb sonuç ilişkisini belirlemede çok etkin olduğu için mutlaka söylenmesine dikkat etmek Kur’an epistemolojisi içinde ciddi bir değer taşıdığını görüyoruz.

            Bu gibi kısa diplomasi dilinin gelen misafir heyet tarafından yerinde az ve öz bir şekilde asıl mesajın verilebilmesi çok önemlidir. Karşılama anı ve ilk mesaj çok önemli. Karşılayan heyetin de onu pür dikkatle dinleyip ana mesajı doğru anlamaya çalışması da en az o kadar önemlidir. Ana tema her iki heyetçe anlaşıldıktan sonra başka konulara geçilebilir. Nitekim öyle olmuştur.

            Hz. İbrahim’in ürkmesini fark eden melekler, gelişlerindeki mesajın ana temasını belirtip ana bilgiyi verdikten sonra, kendisine İshak ve Yakub’u müjdelemeleri muhabbetine geçişi normal bir mesele olarak aralarında karşılıklı konuşulduğunu görüyoruz.

Kur’an-ı Kerim’in ilk ayetinin Rahman ve Rahimle başlayıp “nas” ile bitmesini de bu manada değerlendirmek mümkündür. O da bu ilahi kitabın insanı muhatap alarak insana şefkat ve merhametle muamele eden bir kitap olduğunu zikretmektedir. Bu ilahi mesajın ana konusu da belirlenmiş oluyor. Baştaki mesajın içeriğini sonucu belirlemede kısa ve öz bir şekilde ana temasını verdikten sonra, bu iki önemli nokta arasında da bir takım teferruatlar ve başka konulara da gidilebildiğini göstermektedir.

            Mesela, Hz. Musa ve Hz. Harun’u Firavuna gönderen Yüce Rabbimiz (Taha/44) “Tatlı söz” söylemelerini -emrederek, belki düşünür ve korkar diye. Dikkat edilirse azıtmış (Taha/43) olan Allah’ın düşmanına giderken gidenlerin bir üslubu takip etmeyi ilk mesajla nasıl bir sonuç elde etmek istendiği bildirilmektedir.

            Hulasa, Kur’an’da bireysel, toplumsal, diplomatik ve siyasal ziyaretlerde İlk mesajın içeriği ile ziyaretteki maksadın sonucunu gösterecek kısa ve öz bir bilgi verebilmesini öğütlemektedir. Bu da Kur’an’ın diplomatik ve siyasal bir duruş olarak inşa ettiği İslami ziyaretteki tasavvurun niteliğini beyan ettiğini görüyoruz. Asıl hedefi toplumsal bir yapıyı ilahi ilke ve esaslar doğrultusunda inşa etmek olan Kur’an’ın, insanın insanla olan ilişkilerin başında siyasi ve toplumsal ziyaretlerin önemli bir yer aldığını göstermektedir. Konuyu Kur’an’dan anlamaya çalıştık. Selam ve dua ile...