• DOLAR 13.457
  • EURO 15.28
  • ALTIN 793.93
  • ...

        Kur’an-ı Kerim’in İslami yönetime verdiği önem bakımından Nur/55. Ayetini anlamaya çalışalım. Kur’an ve sünnetin insanlardan talepleri genel olarak cemi/çoğul sigası ile gelir. İbadet ve kullukta, ahlak ve merhamette, şefkat ve adalette, kısaca dini mübini İslam’ın insan ilişkileri genel olarak toplumsaldır. Mesela, Allah’tan korkun, adil şahitler olun, namaz kılın zekat verin… gibi.

İslam dini bireysel ruhbanlık dini olmadığı gibi, bir kısım ruhbanların tekelinde olan din hiç değildir. Şefkat, adalet, nezaket, dayanışma ve yardımlaşma, İslam’ın toplumsallığını içerir. Bu dini kurallar sadece Müslümanlarla sınırlı olmayıp genel olarak insanidir.

Dinimiz, sorumluluğu genel manada bireylere yükler. Ama toplumu da başıboş bırakmaz. Buna göre toplumsal yaşam, ancak toplum için kurulan kurallarla mümkün olur. İslam toplumunun idari mekanizma hükümleri ya İslami ya da İslam’a aykırı olamaz. Bu mekanizmanın hayat bulduğu alan tüm insanlardır. Yani İslami yönetimin merkezinde (muhataplık bakımından)insan vardır. İşte bu ayeti kerimedeki cemi/çoğul sığası ile gelmesi de bunu teyit etmektedir. Buradaki istihlaf halife olmayıp hilafetin kendisidir. İmam Mevdudi İslam’da Hükümet adlı eserinde bu konuyu uzun uzadıya izah eder. Ayette geçen kelimeler üzerinden konuyu anlamaya devam edelim; وعد الله الذين آمنوا منكم وعملوا الصالحات Burada iman ve salih amel birlikte zikredilmiştir. Genel kullanımdan farklı olarak iman ile salih amel arasına منكم kelimesi girmiş. Her iman edene değil, iman sahibi olup salih ameli (konu yönetim olduğu için yönetime yönelik salih ameli) işleyene yönetim nasip olur. Çünkü toplumsal hareketler maddi ve cismi bir gayret ister. Bu gayreti göstermeden bir beklentiye girmek sünnetullaha aykırıdır. Çocuk sahibi olmak isteyenin evlenmesi gibi. İlahi amellerin makbul olanlarına Kur’an’ın sürekli “salih amel” diye bir gönderme yapması, her makbul amel, içinde toplumsal bir sulhu barındırır. Onun için makbul amele salih amel denilmiştir. Namaz, cihad, infak, zekat, oruç ve hac gibi, tüm ibadetlerin toplumun sulhuna bakan yönleri vardır.

Müstehlef olan bir kavmin mazisi/geçmişinin iman ve salih amelle taçlandırılması lazım. Onun için iman ve salih amel fiili mazi/geçmiş zaman, temekkün talebi ise mudari/geniş zaman kipi ile gelmesi, ليستخلفنهم , ليمكننهم ve وليبدلنهم şeklinde gelmeleri muhteşem olmuştur. Çünkü her fiili mudaride istimrar/devamlılık vardır. Yani, her kavmin temekkün imtihanı kendisini bağlar. Geçmişleri ile övünmek kişiyi içinde bulunduğu toplumsal sorumluluktan kurtarmaz. İstimrar sürekli el değiştirdiğinde ancak gerçekleşebilir. Toplumsal halifelik bir zaman ve mekana mahsus olmayıp sürekli toplumsal devri daim isteyen bir hadisedir. İşte burada Müslüman toplumun sürekli kendi yönetimini seçme tahayyülünü taşıyarak ancak temekkün sahibi olabilecekleri istenmektedir.

Bir de kelime “onlardan” yerine “onları” şeklinde olduğu için halifenin kendisinden değil, hilafet/ seçiminden bahsettiğini görüyoruz. Yani, İslam’da krallık, saltanat, bir aile hanedanlığı veya darbe gibi yöntemlerle yönetimi ele geçirmeyi Kur’an ile tarifi mümkün değildir. Müslüman milletin istişaresi ile toplumun yönetimi ve yöneticisi seçilmelidir. Çünkü, Asrı saadette İlk halife Hz. Ebubekir,(ra) Ashabın istişaresi ile, Hz. Ömer(ra) Hz. Ebubekirin aday göstermesi ile, Hz. Osman(ra) Hz. Ömer’in tayin ettiği “Ehlul-Hal vel-Akd” heyeti tarafından, Hz. Ali(ra) ise kendini aday göstererek seçildi. Aday ve aday adayı olmanın yolları farklı olsa da topluma sunulması şarttır. Toplum onayladığı zaman yönetici yetki alabiliyor. İslam’da buna biat denilir. Peygamberlere yapılan biat mutlak itaat, halifelere biat ise onaylamak manasına gelir.

İslam tarihi içinde toplum yönetimini ele alan siyasal ve sosyal bilimcileri açısından dört büyük halife zamanında biri diğerinden farklı yollarla aday olmuştur. Kişi kendisi aday çıkabilir. Kendisinden bir sonrakisini aday gösterebilir. “Ehlül hal- Velakd” ile de aday olması mümkündür. Ancak, meşruluğunu toplumun onayı ile gerçekleşebilir. Ehlul Hal heyeti bugün bakanlar kurulu veya senato meclisine tekabül etmektedir.

Müslümanlar kendi yönetimine talip olup doğru bir yöntem ile gittiklerinde mutlaka onlara yönetimin verileceğini Allah vadeder. Ayet bunu anlatıyor.