• DOLAR 9.615
  • EURO 11.238
  • ALTIN 554.27
  • ...

      Din olarak İslam, inanç ahlak ve hukuktan meydana gelmiş dünya ve ahireti dengeleyen ilahi bir nizamdır. Bu bağlamda dünyada disipline edilmiş, insan ruhunu dipdiri tutan, Müslümanın dünya hayatını tamamen kontrol altına alan adil bir devlet dinidir. İslam dini fert ve toplumu aynı anda sorumlu tutar. Kişi bağlamında ferdi muhatap almaktan daha çok toplumsal değer yargılarını içinde barındırır. Bu bakış açısıyla ibadet ve muamelat ayrımı yapmadan dinin genelinde toplumsal boyut önceleyen bir dindir. Böylece İslam, dünyevi disiplin üzerine ahiret maksadı bina eden ilahi bir hayat nizamıdır. Bu dinde “ben” yerine “biz” hakim olan bir toplum dinidir. 

İçinde bulunduğumuz asırda, zihinlerinde batının teknolojik üstünlüğünün izdüşümü görülen akademiyanın zihin dünyası bu konuda net değildir. Batıda gördükleri öğrenim ile önce onların liberal ahlakı sonra devlet yapısı ve hukuki üstünlüğe doğru evrilme sonucu İslam inanç, ibadet ve bir kısım ahlaki kurallardan başka, devlet nizamı olmayan bir nevi ruhani din olduğu iddiasındadırlar. Bunu okullar üzerinden İslam toplumunda yaymak istemektedirler. Dilleri akademik olduğu için üniversite gençliği üzerinde bir algı oluşturuyorlar.  

Öğrenim gören Müslüman öğrencilerin tahayyülünde bazı kaymalara sebep vermektedir. Bu bağlamda Müslüman alimler ve siyasetmedarların bu akim sonuçlar doğuran moderniteye karşı İslam toplumunda ciddi, anlaşılır, kalıcı ve uyandırıcı çalışmalar yapmaları gerekir. İslam dünyası, bugün etrafının kültürel erozyona uğradığının farkına varmalı ve bunu çok ciddiye almalı. Bunun tahribatları bugün fazla görülmeyebilir. Ama yarın ki nesiller üzerinde telafisi çok zor izler bırakacağa benziyor. Batı ve doğunun emperyalist güçleri, Müslüman gençler üzerinde bıraktıkları tesirle, artık İslami bir devlet yapının mümkün olamayacağı vehmini yaymak istiyorlar. Az da olsa maalesef bazı gençlerin bu suya kendini kaptırdıklarını görüyoruz.

Binaenaleyh Batı, kendi kavramları üzerine tüm dünya insanını zorladıkları gibi, İslami toplumları da ikna etme çabası içinde. Mesela bir takım batıda eğitim görmüş İslami(!) yazar İslam ile demokrasi arasında bir fark olmadığını savunmaktadırlar. Bunu verdikleri panel, konferans ve yazı makalelerinde belirtmektedirler. Öbür yandan kimisi de İslam’ın sosyalizmden farklı olmadığını, artık bugün dünya bindörtyüz yıl önceki koşullarda  olmadığını söyleyerek bazı ortak noktalar üzerinden antiislamizm tasavvurunu bina etmeye çalışıyorlar. Halbuki Fikri farklılıklar temel esaslarda olur, teferruatlarda olmaz. Feri meselelerde tüm düşünce çeşitleri arasında öyle ya da böyle bazı benzerlikler olabilir. İnsanoğlunun ontolojik açısından bazı ortak özellikleri olduğu gibi, iktisat, ahlak ve toplumsal bir takım feri meselelerde de bazı ortak yönleri olabilir.

İslam’ın Demokrasi ve Sosyalizm” karşılaştırması üzerinden bu hadiseyi anlamaya çalışalım; her üç  sistemde de mesela, seçmek ve seçilmek vardır. Ve bu ortak noktadır. Ama temelde taban tabana zıttır. Demokrasi ve sosyalizmde Allah ve onun emirleri kaale alınmayıp helal ve haram kavramlarına yer verilmemektedir. İslam’da ise, Allah ve resulünün emirleri tüm müslümanlar için bağlayıcı sabitelerdir. Ahzab/36, Yine bütün dünya bir araya gelse bile Allah ve Resulü gibi mükemmel emir ve yasaklar koyamazlar. Mülk/14  Toplumsal seçimde Herkes kendi düşüncesini seçip savunmada serbesttir. Fakat İslam’ın sabitelerini hiçe sayarak bir müslüman serbest bir seçim yapma hakkını iddia edemez. Ahzap/36. İslam’a göre İnsanların çıkaracakları emir ve yasaklar içtihatları ile mümkündür. Ancak bu yasaların Kur’an ve sünnete muhalif olmama şartı vardır. Demokrasi ve sosyalizmde böyle bir kaidenin yeri yoktur.

 İslam, Demokrasi ve Sosyalizmde tüm insanlar toplumsal açıdan eşit olduklarını öngörür. Toplumsal ilerlemeler için düşüncelerini açığa vurmak için insanlara eşit fırsatlar verilir. Görüldüğü gibi İslam inancı ile demokrasi ve Sosyalizm arasında bazı ortak noktalar olabiliyor. Ancak kazancın elde edilmesinden tutun tasarrufuna kadar asla birbirine benzemezler. Yani temelde asla biribirine benzemezler. Hayatın sistematiği içinde biri ilahi nizam, diğerleri beşeri tasavvurlardır. Bunları benzer kabul etmek insanı ilah, aklı vahiy görmektir ki, inancımız açısından bunu düşünmek bile tehlikelidir. İslami yönetim belirgindir. Kendine has özellikleri vardır. Ne demokrasi ile ne de sosyalizm ile tarifi mümkün olmayan ilahi bir nizamdır.