• DOLAR 17.862
  • EURO 18.441
  • ALTIN 1025.71
  • ...

“İnsanın aklı kadar edebi, edebi kadar ederi vardır.” Sözü ne kadar da yerli yerince söylenmiş bir sözdür.

İnsanın edebi aklıselimin yansımasıdır ve edeptir insanı kıymetli ve aziz kılan. Edepsiz insanın bir değeri ve ederi de yoktur zaten..

Netice de insanla hayvan arasındaki en büyük farklardan biri de edeptir. Edep olmayınca insan, insanlık mertebesinden, hayvanlık derekesine düşüveriyor.

Sahi bir anda ne oldu caddelere, sahillere, parklara, mesire alanlarına? Edep ve haya yeryüzünden silindi de haberimiz mi olmadı..

Bir yerden düğmeye basılmışçasına alenen işlenen günahlar, rezillikler, hayasızlıklar kabul edilecek gibi değil artık!

Metroya biniyorsunuz bir köşede ayrı rezillik, caddeye çıkıyorsunuz ulu orta ayrı bir edepsizlik, ailece temiz hava alalım diyorsunuz, açık alanlarda, millet bahçelerinde(!), parklarda ve dahi cami avlularında alenen işlenen çirkin cürümler.. 

İnsan sadece havasızlıktan boğulmaz, zerre kadar iman ve insaf varsa hayasızlıklar da boğar insanı...Bu nedenle artık her yere sirayet eden edepsizlikler yüzünden, yeryüzü tüm genişliğine rağmen boğuyor bizleri...

Hoşgörü ve demokrasi palavralarıyla önce her türlü çirkefe karşı susmayı, her türlü edepsizliği sineye çekmeyi, her türlü günahı kanıksamayı öğrendik ne yazık ki!

Oysa nasıldı Nebevî ölçü?

“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân)

Elimizle değiştirmeyi çoktan unuttuk!

Dilimizle düzeltecek cesaretimizi kaybettik!

Kalbimizle buğzetmekten de vazgeçtik, vazgeçeceğiz neredeyse...

Şunu iyice idrak ettirmek gerekir, özgürlük mottolarıyla bilip bilmeden ahkâm kesen bazı insanlara..

“Özgürlük bir başkasının, özgürlük alanına girildiği yerde biter!!!”

Avrupa’nın veya diğer coğrafyaların sınırsız, şuursuz ve günah yüklü insanlarına öykünenler gitsin orada yaşasın!

İslam’la yoğrulmuş bu topraklar bu cürümleri kaldırmaz.. Arz sallanır! Arşı âlâ titrer ...

Nasıl bir zamandayız!?

Yazık ve çok yazık ki, dumansız hava sahası isteme hakkı, denetim sistemi ve şikayet adresi var da zinasız hava sahası isteme hakkı, denetim sistemi veya şikayet adresi yok!

Mecbur muyuz, edepsizin edepsizliğine seyirci olmaya!?

Mecbur muyuz, çoluk çocuğumuzla, bunlarla aynı ortamı paylaşmaya!?

Böyle bir mecburiyetimiz yok! Neslimizi bu günah çarkına çiğnetmeyiz ve edebi tüketen hiç bir sisteme yedirmeyiz de!

Hikmetle, güzel öğütle nasihat edebildiğimize ederiz..

Fakat muhakkak ciddi ve caydırıcı yasaklar konmalıdır!

Acilen, derhâl!

Ancak etkili ve yetkili makamlar da bilsin ki, eğer açıkça işlenen onca edepsizliklere karşı sessiz kalacaklarsa, bu dünyada seçimler marifetiyle iki elimiz koltuklarında, ahirette de hesap marifetiyle iki elimiz yakalarında olacaktır!