• DOLAR 16.783
  • EURO 17.497
  • ALTIN 976.05
  • ...

İmanın derecesi ve teslimiyetin samimiyeti en çokta zor zamanlarda belli olur. Binlerce kişiden biri olmak ile, bin kişiye karşı bir kişi olmak arasında çok büyük farklar vardır elbette.

Kalabalıklar arasında yalnız kaldığı halde, adil bir şahit olarak, hak ve hakikati izzetlice savunmak her kişinin değil, er kişinin işidir.

Bunun en yakın örneğini Hindistan’da yaşanan başörtüsü olaylarında, kendisini sözleriyle taciz eden onlarca azgın saldırgana karşı izzetlice direnen Bibi Muskan göstermiştir.

Savaşa gider gibi hiddet ve nefretle yürüyen, safranşal  giyinmiş onlarca erkek, genç kızın üzerine Hindu inancına bağlı kalmanın bir sembolü olarak kullanılan "Lord Rama'ya Zafer (Jai Shri Ram)" sloganları eşliğinde yürürken, müslüman genç kız bu azgın güruha karşı heybeti, izzet, iffeti ve şecaatiyle, üstelik tek başına olmasına rağmen asilce ve cesurca; "Burkamı çıkarmamı isteme hakkını onlara kim verdi?", "Allah-u Ekber! Allah-u Ekber!” diye haykırarak karşılık veriyor.

Tam da bir mümineye, mücahideye yakışır şekilde güzel bir duruş sergiliyor.

Ekranlarda izlerken göğsü kabarıyor iman ehlinin. Ancak ekranlar karşısında, sosyal medya mecralarında kuru sıkı sloganlarla deşarj olmak elbette çok kolaydır.

Zira son zamanlarda İslam’a, Müslüman kadınlara ve Müslüman kadınları sembol eden her değere, kutsala saldırılar dört bir koldan artmış durumda. Bilhassa da tesettüre...

Peki bizler bu konuda ne yapıyoruz?

İçi boşaltılarak yozlaştırılmaya çalışılan tesettür anlayışına karşı, hak olan tesettürün korunması, hakikatinin anlatılıp, anlaşılması, sevdirilip, tanıtılması adına?

Üstelik şartlar buna o kadar müsait iken..

Bu minvaldeki pasiflik ve lakaytlığımızın Gayretullâh’a dokunabilecegini muhakkak hesaba katmak zorundayız.

Tesettür konusunda, inançlara, farzlara teslimiyete zarar veren, şeytanın sağdan yanaşması misali-ilim, bilim kisvesiyle sinsice, dostça yanaşan zehirli fikir akımlarının olduğunu idrak edelim!

Modanın, kozmetik oyunlarının, kapitalist sistemin oluşturduğu maksatlı estetik kaygılarından mütevellit, stil ve tarz yarışlarının tesettürün ruhuna ne kadar zarar verdiğini artık görelim!

Küresel şer güçler, tesettüre ve tesettür üzerinden Müslüman kadının kimliğine karşı amansız  bir savaş başlatmış durumda.

Zira tesettür Müslüman kadının kalesidir. Müslüman kadın ise Ümmet’in anasıdır, ta kendisidir..

Tessetüre karşı açılan her savaş, aslında Müslüman kadının kimliğine, duruşuna açılmıştır..

Müslüman kadına karşı açılan her savaş da, aslında Ümmet’e açılan bir savaştır..

Bu hayasız muhasaraya, savaşa karşı mevzileri kontrol etmek, safları sıklaştırmak, tesettürü ve Müslüman kadın kimliğini muhafaza edip, aktif bir şekilde müdafaa etmek, bu doğrultuda mücadele eden, çalışan, gayret eden kardeşlere, kendi topraklarımızdaki Bibi Muskan’lara destek vermek, iman eden her kadın ve erkek için ertelenemeyecek, ihmal edilemeyecek bir sorumluluktur.

Tesettür ve hicaba saldırma konusunda, küfür kendini bazen açıktan saldırılarla izhar eder. Bazen de evlerimizin içine kadar sinsice girer de ruhumuz bile duymaz.

Bu sebeple, yine aynı şekilde, her sorumluluk sahibi her Mümin ve Mümineye düşen; başta evinden başlamak üzere, Bibi Muskan gibi Allah-u Ekber diyerek bu hayasız akıma karşı izzetlice durmaktır!