• DOLAR 13.526
  • EURO 15.357
  • ALTIN 800.248
  • ...
SON DAKİKA

Şu sıralar artık aşinası olduğumuz genel bir serzeniş var.. Öyle sanıyoruz ki gündemimizin ilk sırasında yer bulmaya namzet...

“Ailemi, çocuklarımı ve hatta kendimi dijital dünyanın çekim gücünden kurtaramıyorum. Hatta kontrolümü/kontrolümüzü sağlayamıyoruz...”

Yaşadığımız zaman itibariyle elbette dijital dünyaya sırt çevirmemiz, büsbütün hayatımızdan çıkarmamız mümkün değil. Zaten bunu yapmaya çalışan veya yaptığını zanneden sadece devekuşu misali kafasını kuma gömmüş olacaktır.

Esasen var olan durumu tüm gerçekliğiyle görmek, konuya hakim olmak ve bu doğrultuda kendimize, değerlerimize göre uygun bir strateji belirlemek şu zaman diliminde yapmamız gerekendir.

Elbette bu hususta gerek ailemiz ve gerekse kendimiz için gereken çabayı ortaya koymak önce bizim vazifemizdir.

Fakat bu konuda kişisel çabamız asla yeterli olmayacaktır!

Etkili ve yetkili makamların bu kulvarda alacağı önlemler, koyacağı setler bizim çabalarımızla kıyas edilemeyecek kadar büyük ve etkili olacaktır.

Elbette karanlıktan şikâyet edeceğimize bir mum yakarız, ancak bizzat devletin bu karanlığa karşı durması, güneşin etkisi misali büyük ve yaygın olacaktır.

Bu nedenle devletin boynundaki sorumluluğu anlatmak üç beş kelimeyle mümkün olmayacaktır. Eğer gerekli önlemler ve tedbirler alınmazsa koca bir neslin vebâli ilk önce devletin boynunadır.

Sahi, pandemi süreciyle beraber bilhassa eğitim alma gerekçesiyle içimiz sızlayarak mobil cihazlarla  başbaşa bıraktığımız evlatlarımızın hazin durumu ne olacak!?

Size soruyoruz; ey etkili ve yetkili makamlar!

Eğitimden geri kalmasın diye nice çabalarla evine internet bağlatan, hatta evindeki mobil cihazların sayısını arttıran ebeveynlerin şu an gelinen noktada nasıl bir ruhsal çöküş içinde olduğunun farkında mısınız?

Merak ediyoruz doğrusu...

Veya derse giriyorum diye ahlaksız sitelerde gezinen, ruhu ve tertemiz dünyası ifsat edilen yavruların kahredici hikâyesi henüz sizin kulağınıza ulaşmadı mı?

Lütfen covit vakalarını tespit ederken, bir de maneviyatı tahrip eden, dijital dünya üzerinden dalga dalga yayılan manevi pandeminin de vaka tablosunu ve her geçen gün artan vaka sayısını görün!

Geçtiğimiz günlerde,

ABD'nin Utah eyaleti valisi, akıllı telefonlarda ve tüm mobil cihazlarda ahlâksız içeriklerin otomatik olarak filtrelenmesinin öngörüldüğü bir yasa tasarısını imzaladı mesela.

Buna benzer bir düzenlemenin ülkemiz için de  oluşturulmasının zamanı gelmedi mi artık!?

Yine aynı şekilde faydalı içerikleri ve ahlâkî gelişimi olumsuz yönde etkileyen içerikleri birbirinden ayırt edecek bir filtreleme sistemine, özellikle mobil cihazlardan ahlaksız içeriklere erişimin engellenmesine ihtiyacımız gün gibi aşikârdır.

Lakin bu konuda daha etkin, keskin ve yaygın çözümler gerekmektedir. Çünkü, bugüne kadar yapılanlar maalesef var olan yaraya derman olamamıştır.

Kangrenleşen ve üzerine sürekli tuz basılan bir yara tedavi beklemektedir.

Ayrıca eklemekte fayda var; kendi kulvarında RTÜK'ün de etki ve yetki alanı içinde boynunda ciddi  veballer vardır.

Zira evlerimize TV veya radyolar üzerinden giren her olumlu veya olumsuz içerikte pay sahibi sayılırlar.

Bu nedenle yakın zamanda RTÜK'e ‘Ahlâk Denetim Kurulu' konusunda yapılan kıymetli tavsiyelerin, atılan güzel adımların olumlu bir karşılığı muhakkak olmalıdır/olmak zorundadır!

Hatta işe, hâlâ her ay elektrik faturalarımız üzerinden tüm icraatlarına fikrimiz sorulmadan katkı payı ödediğimiz TRT'den başlayarak...

Malum; bu dünya geçici olduğu gibi, dünyaya dair tüm yetkiler ve makamlar da gelip geçicidir.

Yetkiler, makamlar gelip geçer fakat; vebali kalır, hesabı sorulur..

Bu sessiz çığlığımız, etkili ve yetkili makamlara acizane bir hatırlatma olsun...

Zira dijital topluma evrilen toplumumuzdan gelen manevi buhranların canhıraş feryatlarını, sağır sultan bile duydu...