• DOLAR 6.617
  • EURO 7.298
  • ALTIN 335.68
  • ...

Biz, biz olmaktan uzaklaştıkça, hep daha cüretkâr, daha mütecaviz bir yol izledi siyonizm. Siyonizm ve yandaşları kutsallarımıza taş attıkça, az biraz refleks gösterdik, uyuşukluğumuzu attık üstümüzden. Sloganlar attık, kınadık, beddualar ettik.

Fakat onlar hep daha sistematik, daha istikrarlı ilerlediler nihai hedefleri için. Yani koca ümmetin, istisnalar dışında, yaptığı-yapabildiği, etkiye tepki niteliğinde adımlar atmak oldu. Filistin'li kahramanların azmi, samimiyeti, fedakârlıkları çoğu kez sadece izlendi.

Malum, çok bilindik bir savaş stratejisidir; düşmanının gücünü-mukavemetini öğrenmek için, çeşitli yollar denenir, bu minvalde planlar yapılır. Bu aşamada adımlar daha temkinli ve daha ürkektir. Ne zaman ki, düşmanın üstesinden gelirim kanaati hasıl olur, işte o zaman, daha cüretkâr, daha kendinden emin adımlar atılır.

Doğrusu, ‘yüzyılın anlaşması(!)’  denilen yüzyılın zulüm planı, siyonizmin bu cesaretini, biraz da ümmetin suskunluğu ve gereken cevabı vermeyişinden aldığını gösteriyor. Çünkü her seferinde, zulmün dozunu arttırıyorlar. 2020’de geldikleri aşamada, zamanı ve zemini kendilerince daha uygun ve elverişli görüyorlar belli ki.

Olanca kibriyle Trump, adeta dünyayı elinde oyuncak bir top gibi görüyor. İstediği gibi vuracağı, savuracağı, dilerse muzırca patlatacağı, içi boş, hava(!) dolu bir top... Bu cesareti karakteristik cehaletine ve kabalığına mı bağlayacağız yine. Oysa bu sadece madalyonun görünen yüzü. Tarihin defalarca verdiği bir derstir, sırtını sağlama alanın sesi gür çıkar. Belli ki bir hesabı var Trump’ın ve zulüm ortağı Netanyahu'nun. Hem hesapları hem de gösterdikleri planları dışında güvendikleri ve sırtlarını dayadıkları dağları var.

Her hareket ve tavırlarında bir uyum ve bir mesaj verme gayretleri var. Taktıkları kravatların rengi, mimikleri, duruşları bile bir strateji.

Rabbimiz tüm planlarını ve tuzaklarını başlarına devşirsin.  

“Hatırla ki, kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir.” (Enfal,30)

Elbet Rabbimiz bir çıkış yolu, bir kapı açacaktır Kudüs davası için. Ancak bu yolun üzerinde yürüyen, koşan, gayret edenler kimler olacaktır? Tarih de Rabbimizin şahit melekleri de bunu yazacaktır kesinlikle. Tıpkı, Selahaddin Eyyubi'nin “Kudüs işgal altındayken, nasıl güleyim?” sözünü ve sözüne yakışacak mücadelesini yazdığı gibi. Bu nedenle Kudüs ve Mescid-i Aksa konusunda, sözlerimiz kadar, planlı ve programlı gayretlerimiz ve çabalarımız da olmalı.

Bu davayı bilmeyen, farkında olmayan her bir Müslümana anlatmak ve uyuyanları uyandırmak gibi, yapılan ve yapılması planlanan zulümleri yorulmadan, usanmadan ulaşabildiğimiz her insana anlatmak gibi, bu davayı her daim gündemde tutacak, değerli çabalar ve gayretlerimiz olmalı...

Fakat en önemlisi, gerek Amerika'nın, gerek siyonizmin istediği ‘Müslüman modelinden' soyutlanarak, Rabbimiz'in istediği gibi, birer Müslüman olmaya azmetmek en öncelikli hedefimiz olmalı. Hayalini kurdukları, üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi uyuşuk ve pasif birer Müslüman değil, tam aksine, aksiyon sahibi, planlı-programlı adeta yaşayan birer Kur’an misali, tüm oyunlarına ve tuzaklarına karşı uyanık ve bilinçli kalabilen birer muvahhid olmamız gerekmektedir. İşte o zaman gün, zalimlerin bittiği gündür.

Sakın bunları birer hayal, boş bir heves gibi görmeyelim. Zira en büyük hata buradan başlar. Samimiyetimiz kuvvetli, umudumuz diri ve capcanlı, inancımız her daim sağlam olmalıdır. İnanıyor ve iman ediyoruz ki, elbet bir gün siyonizm ve ortakları; silinmeye, yok olmaya mahkûmdur.

Yeter ki, Kudüs davamızda sağlam bir duruşumuz olsun. Sağlam duruş; peşi sıra, sağlam vuruşu muhakkak getirecektir.

“Artık kendi şarkımızı söylemeliyiz

Bir zulüm şarkısını değil

Umut bizimle olmalı

Umutsuzluk bizden uzak olmalı

Kusursuz bir sabahı karşılamaksa umut

Umut her an yürekte uyanıksa

Sancılıysa sevdalanmak

Acıyla karışıksa

Vaktidir bu şarkıyı öyle söylemek

Yani kavgalı yani umutlu...” (Ortadoğu Mektupları)

Haykırıyoruz ve yine tekrar ediyoruz;

Kudüs İslam’ındır! Kudüs bizimdir..!