• DOLAR 6.245
  • EURO 6.856
  • ALTIN 322.68
  • ...

Bazı cümleler vardır; kim söylerse söylesin veya kime söylenirse söylensin, karşılığı muhakkak ki hem yüzde tebessüm, hem gönülde hoşnutluk meydana getirir.

Pozitif enerjiyi şarj eder, muhabbeti arttırır, azmi kamçılar. Buzları eritir, bahar rüzgârı estirir insani ilişkilerde.

‘İyi ki varsın’ cümlesi de bu vasıflara sahip, çok özel cümlelerden sadece bir tanesi. Ancak, bu kadar olumlu ve yine aynı şekilde pozitif olan cümle, her nedense sık sık kullandığımız cümle kalıpları içinde kendine pek fazla yer bulmuyor nedense. Hemen hemen her insanın duyduğunda yüzünde güller açtıracak bu cümle, maalesef dillerimizde yer etmiş değil.

Yani duymak isteyen çok, fakat terennüm eden neredeyse yok. İstisnalar bu kaideyi de bozmuyor haliyle.

Peki neden bu kadar cimriyiz?

"Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir." (İbrahim, 14/24)

Bu ayete binaen, içimizde bir şeylerin kuruduğunu, çöle döndüğünü söylersek, çok mu abartmış oluruz?

Oysa tüm iş ve hareketlerimizde, kendisini rehber edinmemiz gereken, tevhid ve güzel ahlâk öğretmenimiz Hz. Muhammed (s.a.v), güzel sözün en güzel sadakalardan olduğunu hem söylemiş hem de bizzat yaşamında pratize ederek bizlere defalarca göstermiştir. Bu konuda asla cimri veya ketum davranmamış, bilakis sevginin kalben gizli kalmasındansa, kavlen de zikrini tavsiye etmiştir.

Şimdi, çevremizde bulunan vefakâr, cefakâr, sadık dostlarımızı gözlerimizden ve gönüllerimizden şöyle bir geçirelim. En son ne zaman kurduk bu cümleyi onlara karşı?

İyi ki varsın...

Tabi içten ve samimi olmakla beraber.

Aile fertlerimize, eşimize, çocuklarımıza, anne ve babalarımıza en son ne zaman söyledik bu cümleyi mesela.

Sonuçta aynı yuvayı paylaşan aynı sofrada oturan, her gün sayılamayacak kadar çok karşılıklı fedakârlıkların yapıldığı aile kurumu, bu gibi cümlelerin en çok terennüm edildiği yerler olmalıdırlar. Dizi filmlerden, sosyal medyadan alınmış; canımlı- cicimli ezberlenmiş repliklerin (!) adeta bir robot edasıyla söylenmesindense, şöyle içten samimice söylenmiş;

‘ İYİ Kİ VARSIN' cümlesi nelere kadirdir oysa.

Fakat en önemlisi, yerli yerinde ve zamanında söylenmesi…

Adamın biri eşinin arkasından yavaş yavaş yürüyerek methiyeler dizer, muhabbetini dile getirir içli içli. Sevgisini ve onun için ne kadar kıymetli olduğunu anlatır usulca. Ama artık çok geçtir. Çünkü adamın önündeki eşi, bir tabutun içindedir ve maalesef bu sözleri duyamayacak bir yerdedir. Vakit çok geçtir artık...

Nedense tüm insani ilişkilerde hâl böyledir; bazı güzel övgüleri, takdirleri, sevgileri dile getirmek için illa bir kayıp veya ayrılığı bekleriz. Hatta tüm canlılara ve dahi eşyaya karşı bile böyleyiz. Kıymet bilmek için, ille de kaybetmek mi gerekir?

Şairin dediği gibi; “Sevgimizi izhar etmek için, hep bir afet bekleriz...”

Beraber çalıştığımız, ortak işler yaptığımız, hayatımızın her hangi bir yerinde -bir şekilde yer etmiş güzel insanlara, iyi ki varsın demek için neyi bekliyoruz? Bu cümleyi hep başkasından duymak istiyoruz. En son ne zaman kurduk bu cümleyi?

 Nefsimizin ve şeytanın ortak dublajla seslendirip hayatımızın karelerine montajladığı, ‘iyi ki varım' , ‘olmasam olmazdı’ , ‘ ben olmasam yürümezdi' cümlelerine, kulaklarımızı tıkayıp, çevremizde bulunan, her biri eşrefi mahlukat olan insanlara, samimiyet ve muhabbetle, hiç çekinmeden şu cümleyi kuralım:

İYİ Kİ VARSIN...

Korkmaya gerek yok, bir şey kaybetmeyiz.