• DOLAR 5,7675
  • EURO 6,5664
  • ALTIN 261,749
  • ...

Geçtiğimiz hafta Van’ın Tuşba ilçesinde 14 yaşındaki bir kızımızın ‘Mavi Balina’ dehşetine kurban gitmesi, sinesinde bir gram dahi insafı olan her insanı derinden sarsmıştır mutlaka.

Her anne- baba bu ve benzeri olaylarda, bazen kendine bile itiraf etmekten çekinse de, şu sözü gizliden gizliye fısıldar; “bu çocuk benim yavrum da olabilirdi/bu yavru benim çocuğum olsa ne yapardım?”

Neden mi? Çünkü bu gayet insani bir durumdur. İnsaniyet ve insafın merhamet ekseninde kucaklaşmasıdır.

Peki bu tepki-bu empati refleksini harekete geçirme girişimi, tabiri caizse trafiğin ortasında duran araç misali oracıkta durmalı mıdır?

Ya da girdiği bu yolda, selim bir rota ile yoluna devam mı etmelidir?

Elbette devam etmelidir. Acımanın üzülmenin-kahrolmanın ötesinde bir menzile varmalıdır.

Özellikle sosyal medya kullanımının yaş skalasının gün geçtikçe aşağıya inmesi, buna paralel olarak kullanma oranının yukarıya çıkması tehlikenin hemen burnumuzun dibine kadar yaklaştığını gösteriyor.

Bazı şer ve rant odaklarının, bilinçaltı mesajlar kullanarak çocuklarımızı, hatta her birimizi
uzaktan kumandayla yönetir gibi yönetmeleri, hafızalarımızın içine kadar işgal edip/ifsat çalışmaları yapmaları, var olan tehlikeyi milyon kat arttırıyor.

Herkesin malumudur ki, en büyük düşman gizli ve sinsi olandır. Belki buradan yola çıkarak şu söylenebilir: Subliminal (bilinçaltı) mesajlar değil/subliminal savaşla karşı karşıyayız.

Nasıl mı?

Ekran görüntüleri 24 eşit kareden oluşur. Oysaki subliminal mesajlar 25. kare tekniği kullanılarak sinsice verilir. Gözün bilinçli bir şekilde algılamayacağı kadar küçüktür sembol-obje veya görüntüler. Tabi durum böyle olunca 25. kare mesajı direk bilinçaltına gider ve hafızada depolanır. Bu her zaman görüntü olmayabilir. Kulağımızın algılayamayacağı oranda seslerde aynı şekilde bilinçaltına gider. Bizler farkında bile olmayız ne yazık ki.

Bu düzenin bu işleyiş üzere olduğunu çok iyi bilen birileri (!) yıllarca nemalanmışlar bu işleyişten. İşleri bu olmuş.

1940’lı yıllarda James adında bir Amerikalının sinema gösterimi esnasında, bu tekniği kullanarak (yazı yoluyla); “buz gibi kola iç! Patlamış mısır ye!” telkini vermesi- sonrasında enteresan bir şekilde film arasında kola ve mısır satışlarında ciddi bir artış görülmesi haliyle bu anlamda kayda değer bir örnek olarak geçmiş kayıtlara...

Daha önce farklı amaçlar için de kullanılmış mıdır?

İlk kim kullanmıştır bu mesajları?

Bu ve benzeri sorulara farklı farklı cevaplar verilse de meselenin geçmişi hakkında görüş çeşitliliği oldukça fazla. Ancak şu var ki, günümüzde oldukça profesyonel bir şekilde devam ediyor.

Reklam, dizi film, çizgi film, bilgisayar oyunları, sinema, siyaset, din, moda ,eğitim ve aklımıza
gelebilecek hemen her alanda kesinlikle kullanılıyor subliminal (bilinçaltı) mesajlar.

Daha anne karnındaki yavrular bile etkileniyor bu mesajlardan. Dünyaya geldikten sonra
bir çocuğun algısı tamamen filtresizdir. Süngerin suyu emmesi gibi emer her şeyi. Altı yaşa kadar bilinçaltının neredeyse dörtte üçü dolar. On yaşına kadar bilinçaltına kaydedilen birçok şey çocuğun doğruları ve inançları haline gelir.

Tabi kaydedilen her bilginin bilinçaltına duygularla kodlandığını hatırlatmakta fayda var.

Mesela oldukça yoğun bir subliminal mesaj bombardımanına maruz kalan bir yavru Din ve Allah’a ait hakikatlerle ilgili bilgileri hangi duygunun altına kodlar?

Ya da nereye kodlaması telkin edilir?

Subliminal mesajların içerikleri az biraz araştırılınca oldukça tiksindirici ve ürkütücü bir tablo
çıkıyor karşımıza.

Masum bir çizgi filmde bile çok uç/gayrı ahlâkî mesajlar olabiliyor. Masonik semboller-şeytani objeler ve saymakla bitmeyecek kadar kaygı verici mesajlar...

Her biri yavruların bilinçaltına yerleşen sinsi birer virüs gibi… O halde bu virüslerle baş edecek sağlam tohumlar ekmeliyiz. Panzehir hükmünde çekirdekler. Tıpkı Üstadın işaret ettiği türden:

“Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum.’’ Bilinçaltına sağlam bir şekilde yer edecek akidenin tohumları muhakkak ekilmelidir. Kolaya kaçıp gafil bir şekilde evlatlarımızı TV-tablettelefon vb. aletlere mahkûm etmeyelim. Seçici olalım/uyanık olalım.

Rahmani çekirdeklerin, şeytani virüsleri bertaraf etmesi duasıyla...