• DOLAR 7.97
  • EURO 9.463
  • ALTIN 487.38
  • ...

      Fiziki olarak birbirine yakın olan ancak göreli olarak etkileşim içinde olmayan, organize olmamış, kendiliğinden bir araya gelen insan birikimlerine kalabalık denir. Toplum ise kalabalığın zıddıdır.  Başka bir deyişle belirli kurallara riayet eden kalabalıklara, insan topluluklarına, toplum denir.  Toplum olmak; kurallara uymayı, yardımlaşmayı, dayanışmayı, birbiriyle etkileşim halinde olmayı gerektirir. Etkileşimin olmadığı, insanların kurallara uymadığı, tokun açtan habersiz olduğu bir topluma, toplum demek ne mümkün!

      Adaletin gerektiği gibi gerçekleşmediği, ahlaksızlığın hoş görüldüğü, kötülüğün iyilikten ziyade olduğu bir toplum, bozulmaya, yok olmaya mahkumdur. O halde kalabalıkları oluşturan insan yığınları mı yoksa yığınları toplumlaştıran bireyler mi olduğumuzu sorgulamak gerekir. Bu konuda düşünmek, sorunları saptamak ve bu sorunları çözüme kavuşturmak gerekir. Herkesin öz eleştiri yapması, toplumu oluşturan bir birey olarak toplumun felahının ancak bireylerin düzelmesine bağlı olduğu bilincinde olması gerekir.

     Yediğini/içtiğini sosyal medyada paylaşmak kalabalık olmaktır, yediğini/içtiğini komşusuyla paylaşmak toplum olmaktır. Bir ağaca zarar vermek, kamu malına hunharca davranmak kalabalık olmaktır, bir ağaç dikmek kamu malına kendi malından daha çok değer vermek toplum olmaktır. Önceliğin insan olduğu, kalplerin kırılmadığı, empatinin, hoşgörünün bireylerin vazgeçilmezi olduğu sevgi toplumu olmak gayemiz olmalı.

     Peygamberimizin Medine’de kurduğu ve gittikçe yayılan, kök salan İslam Devleti, devletlerimizin rol modeli olmalıdır. Bir Medine Sözleşmesi olmalıdır aslında... Camileri, mescitleri Peygamberimizin tasarladığı o çok amaçlılığa ulaştırmak; hasret kaldığımız muhacir- ensar kardeşliğine ulaşmak; vefa, hoşgörü, sevgi gibi değerlerin altını doldurmak; ırk, din, dil ayrımı yapmaksızın muhtaca yardım elini uzatmak; çeşitli sebepleri öne sürerek ayrışmak ve küfrün karşısında paramparça olmak sorununa çözüm bulmak; fakiri doyurmak, erdemli her şeyi toplum temeline yerleştirmek, ahlaksız her şeyi dışlamak gayemiz olmalıdır. Ancak bu şekilde kalabalıklardan topluma yol alabiliriz.

     Maddeyi inşa ederken ruhu yok saymamak, topluma sevgi tohumlarını ekmek, toplumu hoşgörü ile sulamak adalet ile hasat etmek gerekir. Her bir bireyin ilim, mimari, sanat alanlarından en az birinde uzmanlaşması, hepsinden az da olsa haberdar olması gerekir. Şehir imar edilirken nesil ihmal edilmez. Erdemli bir toplumda, misafire uygun daireler dizayn edilir.

Aile mefhumunu onararak, kalabalıklardan topluma yol almak gerekir. “Gönül Çalap'ın tahtı, Çalap gönle baktı düsturuyla gönülleri kırmamak, gönülleri sevgi suyu ile doyurmak, huzurlu bireylerle huzurlu toplumların kaim olacağı bilincine varmak, bunun için çalışmak çabalamak, adaleti hukuku hiç unutmamak, erdemli bir toplum olmak duasıyla vesselam...