• DOLAR 7.363
  • EURO 8.717
  • ALTIN 460.112
  • ...

İnsanların modanın, popülerliğin, reklamların girdabında boğulduğu bir çağdayız. Sürü psikolojisiyle hareket edenlerdeniz veyahut böylelerine şahidiz. Sorgulamayan ya da sorgulayamayan, düşünmeyen ya da düşünemeyen, herkes giyiyor diye giyen, herkes dinliyor diye dinleyen, herkes seviyor diye sevenlerden miyiz yoksa böylelerine bakıp “Vah vah çok yazık!” diyerek işin içinden sıyrılanlardan mıyız? Bizlere örnek diye gösterilen şarkıcılar , (ünsüz) ünlüler ve daha nice şahsiyetsiz kişiler... Ve böylelerinin ardından sürüklenen binler, yüz binler hatta milyonlar... Tehlikenin farkında olup yalnızca insanlar için üzülenler... Ve ardından amaçsız, faydasız geçen yaşamlar... Bir ünlüye benzemek için yaşamını harap eden gençler... Taklitçiler ve kimseyi örnek almayanlar; modanın tutsakları ve tamamen çağdışı yaşamaya çalışanlar... Ve işte insanlar...

Halbuki Rabbimiz peygamberimizi üsve-i hasene (en güzel örnek) olarak tanıtmıştı bizlere. Onu bir insan olarak yaratmıştı çünkü bir insana ancak başka bir insan örnek olabilirdi. Rabbimiz Kur’an’da birçok defa düşünmeye, tefekküre yönlendirmişti bizi... Atalarının yaptıklarını birebir taklit eden putperestler gibi olmamamız için. Şimdilerde düşünmeden tapınılan moda putuna tapınmamamız için.

Peygamberin ocağında ne sahabeler yetişmişti. Ne Hamzalar, ne Aliler, ne Hüseyinler... Nureddin Mahmud Zengiler, Farabiler, İbn-i Sinalar, Mimar Sinanlar ve daha nice yol gösterici yüce şahsiyetler... Çocuklar Ömer’e özenirdi, Cabir misali olmak için çırpınırdı gençler... Kimsenin kimseye birebir benzeyemeyeceği ancak yol gösterici olabileceği gerçeği çıkmazdı akıllardan. Bundan sebep her alanda öndeydi, birinciydi Müslümanlar.

Ancak şimdi sahte kahramanlar, sahte örnekler kaplamış her yeri. Peygamberin örnekliğine burun kıvrılır olmuş. Fatih Sultan Mehmet olmak ulaşılamaz, bir şeyler üretmek Müslümanlara çok görülür olmuş. Müslüman alemini bir özgüvensizlik bir öz yetmezlik hastalığı sarmış. Birileri bir şey üretti mi kafalarda ‘acaba...’ kalır ,  ‘ yalandır canım’  der olmuşuz. Tarihimizle övünüp tarih yazmak için kılımızı kıpırdatmaz olmuşuz. Bizler için kurgulanan ve sunulan sahte gündemleri fark edemez olmuş zihinlerimiz. Gündemini güncele taşıyamayan, güncelin rüzgarıyla savrulanlardan olmuşuz.

Tarihini son yüz yıldan ibaret sanan, idoller belirleyemeyen, hedef koyamayan dolayısıyla boş yaşayan, üretemeyen tüketim canavarları olmuş birçoğumuz. Rabbimizin en çok çabalayana ırk, din, dil ayrımı gözetmeksizin gayretinin karşılığını verdiği hakikatini unutup; ırkımızın, dinimizin veyahut cemaatimizin adına güvenen ancak hiçbir fiil gerçekleştirmeyenlerden olmuşuz.

Ancak uyuyanları uyandırmak, üstümüzdeki ölü toprağı atmak, İslam şiarı ile yeniden küllerimizden doğmamız gerek. Artık bizi tüm canlılardan üstün kılan o mühim kabiliyetimizin farkına varmanın, şahlanmanın vakti gelmiş hatta geçmektedir. Bizimle olmazsa başkasıyla elbet Allah nurunu tamamlar. Ancak yarın Allah’ın huzurunda eli boş, boynu bükük durmamak için artık gerçeklerin farkına varmak gerek. Üstad Necip Fazıl'ın da dediği gibi

“Bize kalan aziz borç asırlık zamanlardan./ Tarihimizi temizlemek sahte kahramanlardan.”

Tarihi ve şimdiyi temizlemek... Ders kitaplarında ve ekranlarda bizlere sunulan sahte kahramanlardan temizlemek...

Ancak sahte kahramanları temizlersek dağılır sis ve görünür yıldızlar. Gerçek kahramanlarımız hatırlatır bize amacımızı. Canını, malını Allah yolunda feda eden kahramanlarımız varken bedenini, hayatını insanların beğenisi için feda eden o sahte kahramanlardan kurtulmalı zihinlerimiz. Bu memleket fakir değildir. Tek çektiği örnek adam fakirliğidir,  diyor Süheyl Enver. Bizlere hayatın anlamını, niçin ve nasıl yaşanması gerektiğini hatırlatacak adam gibi adamlarla dolu evvelimiz. Ancak onlar okunmadıkça, anlatılmadıkça tarihin tozlu sayfalarında kaybolacaklar. Gece gündüz çalışan batıl da doldurmaya devam edecek zihinleri sahte kahramanlarla. Kahramanı, örneği olmayan bir toplumun ne şevki kalır ne inancı.

 Kahramanlardan kalan asırlık mirası asırlara taşıyabilmek duası ile vesselam...

                                                                   

 

 

 

 

 

   

Yazarın Diğer Yazıları