• DOLAR 8.854
  • EURO 10.401
  • ALTIN 499.504
  • ...

Geçen günlerde sosyal medya platformunda gezinirken, İbrahim Kalın hakkında bir Hastag başlatıldığını görünce bir göz atayım dedim. Baktım ki mesele bu kez siyaset değildi. Bir solcu, devrimci olan Erkan Oğur'un İbrahim Kalın’la, o'nun yazıp söylediği bir türküde buluşmasıydı. Laik cenah bu işe çok kızmış ve gümbürtüyü kopartıvermiş. Kendi cenahlarından olan Erkan Oğur'a fena halde verip veriştirmişler. Nasıl muhafazakar kimliğe sahip biriyle sanat adına aynı karede yer alabilir diye... Mesele ne de olsa hayat memat meselesi. Sanat da kültür de o cenahın hegemonyası altında yaklaşık yüz yıldır can çekişiyor. Söz de saz da onlarda olacak tabi... Bu Ülkede Laik cenahın eliyle sanat adına sergilenmeyen rezalet mi kaldı? İğrenç ritüeller sergileyen, pedofili bir satanisti bile sanat adına bu Ülkeye davet eden, cinsel sapkınları bir Üniversiteye giriş sınavında çocuklarımızın gözlerine sokan bu cenah, kendilerini Ülkenin efendileri olarak görüyor. İşte buna katlanamıyor insan...

Üstelik Kültür de sanatta da gençliğin zihinsel kodlarını şekillendirmede en etkin rollerden birine sahip. Onlar için İbrahim Kalın gibiler koltuğunda otursun, Ülkeyi yönetsin, İslam Medeniyeti hayalleriyle avunsun, onlar da Ülkenin gençlerini zehirleyecek sanatsal (!) çalışmalar yapsınlar. Her yıl şehir şehir gezip portakal çiçeği festivalleri, içki festivalleri ve dahi farklı farklı karnavallarla konserlerle, ahlaksız dans ve gösterilerle haramları normalleştirsinler. Elinde yetki bulunan muhafazakarlar da sadece izlesin ve her türlü desteği sağlasın.

Laik cenahın önde gelen isimlerinden birisi diyor ki 'Müzik halkındır, hakla aittir. Ülkeyi yönetenlerin işi değil'. Onlar böyle buyururken muhafazakar kesim, bu halkın değerlerini hiçbir zaman benimsemeyen, saygı duymayan bu ip cambazlarını ürkütmeme derdini bırakmasın. Ama hep bu halk düşmanları halk adına konuşsun, halk adına ahlaksızlıkları savunsun, halka adına her şeyi bozuk terazilerinde tartsın, halk adına istediklerini aforoz etsinler. Ve yine halk adına yine halkı kutuplaştırıp kendilerini skalanın en tepesine bindirsinler.

Onlar halen yüz yıl öncesinde kalmış bir hikayenin inancını taşıyorlar. Tepeden baktıkları bu halkı 'köklerinden koparttıklarında medenileştirecekleri' hikayesini... Onların hikayelerine olan sadakatleri helvadan putları devrilene kadar hiç bitmeyecek görünüyor.

Onlar, Ülkeyi Batılılara benzetmekle nasıl bir felakete sürüklediklerini göremeyecek kadar kör, sağır ve karanlık bir bakış açısının mahkumu. Dünya değişiyor, fikirler gelişiyor, ufuklar genişliyor. Onlar halen o eski kafatasçı, yobaz anlayışın içinde tüm algılarını hakikate kapatmışlar. Bu toplumun içinde başka kavramlarla düşünüp, başka bir dünyanın hayallerini yaşıyor, başka dünyaların algılarını taşıyorlar.

Bu Laik yobazlar Kalın'ın söylediği  'Hiç oldum' türküsünün sözlerine olanca hızıyla saldırmış. Merak ettim dinledim. Kalın, türküsünde insanın iç alemine, deruni yanına seslenmiş. İnsan-ı Kamil'e atıfta bulunmuş. Maddeci zihniyetin idraktan yoksun olduğu, inkar ettiği ve hatta yok etmeye çalıştığı mana alemine dokunmuş. İnsanı sadece maddi yanına indirgeyen, kültür ve sanat silahıyla faydacılığa, çıkarcılığa, hazcılığa, paganizme doğru sürükleyen bir zihniyetin tam tersi bir girişimde bulunmuş. Karşı cenahın bu durumda sessiz kalması düşünülebilir mi? Onların korkuları insanın 'insani, ulvi, melekuti' tarafının güçlenmesi. İslam’ın insanı ve alemin cüzlerini bütün halinde ele alan varlık tasavvurunun yeniden kültür ve sanat yoluyla hayat bulması ve toplumu şekillendirmesi. İnsani değerlerin hayvani düzenleri yerle bir edecek kadar güçlenmesi. Ödleri kopuyor. Yüce Allah, ödlerinin koptuğu şeyi başlarına getirsin...