• DOLAR 7.949
  • EURO 9.424
  • ALTIN 461.158
  • ...

BİSMİLLAH!
Materyalizmde karar kılan Freud'un, Marks'ın ve Darwin'in iddia ettiği gibi sadece bedeninden ibaret olan maddi bir varlık değildir insan. Onlara göre insanın benliği, kişiliği, yani kutsal olan kısmı bedenidir. Akıl/ruh ise bedenin sadece bir fonksiyonundan ibarettir. Onlara göre bedensel hazlar önemlidir ve sonuna kadar tatmin edilmelidir.

Materyalist bir anlayışla insan psikolojisine bakan Freud, 'İçindeki çocuğun sesini dinle, onu bastırma' diyor. O şımarık çocuğun, yani nefsin isteklerini kısıtlamanın, onu terbiye etmeye çalışmanın psikolojik sorunlara kapı açtığını iddia ediyor. Ve hatta psikolojik sorunların kaynağı olarak görüyor. Modern psikolojinin fikir babalığını yapan bu zat, zevk ve eğlence merkezli hayatın sınırsızlık çirkefinde boğulan Batı toplumumun gidişatından bizzat sorumlu...

Geneli materyalist olan filozofların ürünü olan Modernizm, insanı sonuna kadar hazlarını tatmin etmeye davet ediyor. İnsan, her dönem kendisi için yeni eğlence ve zevk anlayışları oluşturularak, küresel medya yoluyla kışkırtıyor. Algı yönetimi sayesinde arz ve talep ilişkisinin kontrolü sağlanmış oluyor.

Zevk ve eğlenceyi kutsallaştıran insanlar, medyanın buyruklarına itaat etmeyince mutlu olamıyor. Medya aracılığıyla Modern/Batı kültürünün etkisinde kalanlar, özelikle gençler, kafeteryada vakit geçirmeyi, orada arkadaşlarıyla boş, gereksiz meselelerle vakit öldürmeyi, sosyal medyada gezinmeyi, dışarıda yemek yemeyi, modayı takip etmeyi, müzik dinlemeyi, futbol izlemeyi, takım tutmayı, karşı cinsle flört etmeyi, imajıyla öne çıkmayı hayatının en önemli amacı sayıyor. Ailesiyle vakit geçirmekten, onlarla yardımlaşmaktan, tabiattaki değişimleri izlemekten, bulunduğu mütevazı mekanların havasını solumaktan zevk almıyor. Kendisine sunulan zevk ve eğlence anlayışına teslim oluyor. Yalnızca nefsine hitap eden zevk ve eğlenceler ise sadece kısa süreli mutluluklar yaşatıyor. Elemle noktalanıyor.

İslam'ın Yüce Peygamberi (sav) "Nefis öyle bir düşmandır ki onun istediğini verdikçe düşmanlığı artar" buyuruyor. Aslında bu hadis sözün bittiği yer. Nefis asla tatmin ve razı olmaz, istediğini verdikçe daha fazlasını ister. Onun içindir ki günümüz gençliği çok mutsuz ve daha fazla cinnet halinde. Yani işler Freud iddia ettiği gibi değil. O şımarık çocuk, istediğini verdikçe seni esir alıyor, bunaltıyor, boğuyor, acı çektiriyor.

İslam dini zevk ve eğlenceleri sınırlayarak manevi lezzetlere daha fazla vurgu yapıyor. İnsana, nefsin tahakkümü altına girmekten, onun esiri olmaktan koruyan yönlendirmeler yapıyor.

İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde bedensel hazlar/nefsin arzuları bu dönemdeki kadar yüceltilmedi, kutsanmadı. Tüm inanç ve kültürlerde ruh önemsenirken, bedene kimi zaman ruhun sarayı, kimi zaman zindanı olarak bakıldı. Tabi eski Yunan Medeniyeti dışında...

İçinde bulunduğumuz bu modern cahiliye dönemine karşı güçlü direniş halkaları oluşturmak durumundayız. Müslümanlar olarak kendimiz ve özelde gençlerimiz için İslami çerçevede yeni zevk ve eğlence anlayışları oluşturmalı, var olanları ise geliştirmeliyiz. Monotonluk, yeknesanlık, tekdüzelik insan psikolojisine aykırıdır. Hele ki içinde bulunduğumuz haz ve hız çağında...

Hep sohbet dinlemek, aynı türden ezgileri dinlemek, sadece kitap okumak bu çağda gençlere yeterli gelmiyor. Onların nefislerini kabartan yüzlerce çekim gücüne karşı İslami müzik tarzlarının geliştirilmesi, daha eğlenceli, daha ilgi çekici hale getirilmiş sohbet ortamları, İslam’ın mütevazı havasını yansıtan kütüphaneli kafeler, youtube kanallarında gençlere yönelik programların arttırılması ve daha birçok yeniliklerle gençler üzerinde daha kuşatıcı olunabilir. Özellikle çocuklar için oyunlu, eğlenceli İslam’ı anlatma yöntemleri, bilgisayar oyunlarından çok daha ilgi çekici hale getirilebilir.

Çocuklarımıza daha küçük yaşlarından itibaren aile, akraba ortamından ve Salih amel işlemekten zevk alma anlayışı oluşturmak zorundayız. Tabi önce teşvik ettiğimiz amel ve davranışların bilincini vererek alt yapısını, yani temelini oluşturmalıyız. Çocuklarımızda aile ile birlikte vakit geçirme zevki, birlikte kitap okuma, cemaatle namaza kılma ve tesbihat yapma zevki, yardıma muhtaç insanlara el uzatma ve harçlığından onlar için para biriktirme zevki, tabiatı birlikte inceleyerek sesli tefekkür etme zevki, misafir geleceği zaman onlarla istişare edip, bizzat ikram sevabını onlarla kazanma zevki, günün belli vakitlerinde birlikte sohbet ve muhabbet etme zevki gibi zevkler oluşturmalıyız. Geç kaldığımızda onların zevklerini doğruya kanalize etme fırsatını kaybetmiş olabiliriz. Düşünmek ve üretmek zorundayız. Çağ değişti ve yeni çağa yeni yol ve yöntemler gerek...