• DOLAR 5,8080
  • EURO 6,6160
  • ALTIN 265,961
  • ...

Mısır’ın Kızıl Deniz kıyısında Şarm el Şeyh kentinde yapılan AB Arap Zirvesi, beraberinde AB’yi hedefe koyup “insan hakları” açısından eleştirilere neden oldu. Sisi’nin çırpınışlarıyla gerçekleşmiş olan zirve neyi amaçlıyordu ve amacına ulaştı mı?

Darbeden sonra kendisine sponsor olan körfez koalisyonuyla yakın ilişki içinde olan Sisi, tüm adımları Suudi ve BAE kontrolünde ve yönlendirmesiyle yapmaktadır.

Olayların seyrini biraz irdeleyecek olursak…

Sisi gelir gelmez Suudi’ye devrettiği Tiran ve Sanafir adalarıyla yeni bir enerji koridoru söz konusu olmuş ve uluslararası sulara ulaşımı olmayan israilin önünü açmıştı. Devam edelim…

2018 Aralık ayında Suudi öncülüğünde Kızıldeniz’de bölgesel birlik kapsamında bölgenin yedi ülkesi tarafından “Kızıldeniz Ülkeleri Bloğu” kurulması için anlaşmaya vardılar. Toplantı Suudi’nin kontrolünde, uydu devletler tarafından Kral Selman’a methiyelerle yapıldı. Cibuti’de kümelenen Batılı güçler görmezden gelinip Türkiye’ye verilen Sevakin adası tartışıldı.

Papa Francis, 2017 tarihinde “Dinler arası diyalog” düşüncesiyle Mısırı ziyaret etmiş ve Ezher Şeyhi ile görüşmüştü. Geçen ay ise Papa, BAE emirliğinin davetlisi olarak BAE’ne üç günlük ziyarette bulundu. Karşısında el pençe durarak sadakatlerini sunmuşlardı ve yine Papayı havaalanında samimi bir şekilde Ezher Şeyhi karşılamış ve bu durum İslam alemi tarafından öfkeyle karşılanmıştı. Ardından ikili arasında “İnsanlık Kardeşliği” zaptı imzalandı.

Mısır, Doğu Akdeniz’de yapılan enerji arayışında israil, Kıbrıs Rum kesimi ile beraber hareket etmekte, ortak karar almakta ve enerji için piyasa arayışındadır. AB ise bölgeye Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi üzerinden ilgi göstermektedir. Macron, bölgede etkinliğini arttırmak gerektiğini ifade etmişti.

Darbenin neticesinde mazlumları cezaevine tıkayan, sebepsiz yere muhalif bir düşünceden dolayı verilen keyfi cezalar ile AB-Arap zirvesi öncesi dokuz fidanın idamı sanki zirveye kurban edilmek için yakın tarihe denk getirildi ve ardından zirve yapıldı. IŞİD’in aktif olduğu Şarm el Şeyh’te yapılması garip tesadüflerin devamı…

Zirvenin insan hakları kısmını gündeme getirmenin pek bir manası yok; zulüm üzerine yapılan bir zirveydi. Zirvenin amacı oluşan Arap koalisyonuyla AB’yi bir araya getirebilmekti; iki topluluğun kalitesi şüphe gerektirmeyecek kadar benzerlik göstermeye başlamıştır. Ayrıca zirvede AB için en büyük sorun olan mülteci sorunu gündeme gelmiştir. Gündeme gelmeyen, fakat kapalı kapılar ardında Doğu Akdeniz Enerjisi de konuşulmuştur ve ardından Exxonmobil şirketi ve ortağı Katar Petrol tartışmalı 10. Parselde dev bir rezerv bulduğunu belirtti.

Kızıldeniz-Doğu Akdeniz hattı hem güzergah olarak hem de enerji kaynağı olarak çatışmaların çıkma nedeni olacaktır. Bölgede Filistin yetim, Türkiye ise yalnız bırakılmaktadır. Tüm ekonomik ve siyasi koşullara rağmen Türkiye MEB’ten vazgeçmemeli ve enerjiyi aramaya devam etmelidir. Yaptırılmaya çalışılan vazgeçmesidir.