• DOLAR 5,7599
  • EURO 6,5470
  • ALTIN 261,386
  • ...

İslami bir cemaatin en çok ihtimam göstermesi gereken birinci konusu İslami çizgiyi muhafaza etmektir. İslami çizgi muhafaza edildikten sonraki ilk amaç da İslam`ı toplumda yaygınlaştırmaktır. Bunun için de toplumla sıkı bir bağa ihtiyaç vardır. Çünkü İslami olarak ulaşılması istenen tüm amaçlar bu toplumun eliyle ve bu toplumun içinde gerçekleşecektir. Cemaatin yapacağı ise sadece öncülük etmek ve lokomotif olmaktır. O halde İslami bir cemaatin içinde yaşadığı toplumla bütünleşmesi elzemdir.

Bu bütünleşmenin gerçekleşmesi için gerekli adımların atılmasının yanında, cemaati toplumdan izole eden adımlardan da kaçınılmalıdır. Bu yazımızda cemaatlerin toplumda ciddi bir taban bulmasını engelleyen faktörlerden bazılarının üzerinde durmak istiyoruz.

Tabana kadar yayılan aşırı örgütlülük, cemaatleri toplumdan ayrıştıran bir faktördür. Tüm fertlerini sıkı şekilde örgütleyen yapıların ilişkileri, bu örgütlülüğün gereği olarak, çoğunlukla birbirleriyledir. Bu şekilde kendi aralarında görüşüp ziyaretleşen fertlerin, diğer insanlarla ilişkisi yavaş yavaş zayıflamaktadır. Belli bir süreden sonra da onlar topluma farklı; toplum onlara farklı yaklaşır olmaktadır.

Sıkı örgütlülüğün fertler arasında oluşturduğu dayanışma da yapıyı izole eden diğer bir etkendir. Elbette ki dayanışma gereklidir ve övülen bir davranıştır. Ama bu dayanışmanın sadece yapının fertleri arasında yaşandığı toplumca fark edildiğinde, toplumun diğer kesimleri ile bir ayrışma oluşturur. Kendi halinde bir Müslüman olsa bile yapının ferdi olmadığı için öz kardeşle yapılmayan dayanışmanın, yapının ferdî olan yabancılarla yapılması elbette ki dikkati çekmekte ve diğer kesimlerle arada bir mesafe oluşturmaktadır.

Örgütlülüğün başka bir gereği de gizliliktir. Hareketteki gizlilik şayet toplumla iç içe olan fertlerin arasına kadar yayılmışsa; haliyle hemen fark edilmekte ve toplumu ürkütmektedir. Gizliliğin oluşturduğu bir başka sonuç da vehimdir. Herkes bilinmeyeni merak eder. Öğrenemeyince de kendince bazı tahminlerde bulunur. Çoğunlukla da akla gayri meşru şeylerin yapıldığı ihtimali gelir. Çünkü meşru şeylerin gizlenmeyeceği düşünülür. Dolayısıyla bu da yapının toplumsallaşmasına engel olur.

Toplumun gündeminden kopmak da diğer bir faktördür. Gündemin peşinden sürüklenmemek elbette ki önemlidir. Çünkü bazı odakların yapay gündemlerle insanları oyaladıkları bilinmektedir. Ancak gündemin peşinden sürüklenmeyelim diyerek, halkı ciddi şekilde etkileyen gündemlerden kopmak da ayrı bir tehlikedir. Elbetteki gündeme aynı şekilde yaklaşmak gerekmez. Hatta farklı yaklaşımlar ve aydınlatıcı açıklamalarla, topluma farklı bakış açıları sunmak ve onları güç odaklarının telkin ettiği düşünce kalıplarından kurtarmak gerekir. Ama bir cemaat toplumun gündeminden başka bir gündeme sahipse ve sahip olduğu gündemi fertleri dışına taşıyamıyorsa, bu durumda toplumla farklılaşma ve ayrışma kaçınılmaz olur.

Asr-ı Saadet`te Müslümanlar, Mekke`de Müşrik, Medine`de de Yahudi bir toplumla birlikte yaşadıklarından Müslümanlarda kimlik bilincini oluşturmak için Resulullah (sav), giyiminde, saç şeklinde ve sarığında Müşrik ve Yahudilere muhalefet ediyordu. Ancak günümüzde Müslüman toplumla iç içe yaşayan her hareketin, şer`î bir gereklilik olmadığı müddetçe topluma giyim ye adetlerde muhalefet etmesi, kendisiyle içinde bulunduğu toplum arasına mesafe koyar.

Toplumsal adetler, yüzyıllar içerisinde, o toplumun yaşadığı coğrafi bölgeden, insanlarının yapısından, ekonomik şartlarından ve şüphesiz dinlerinden etkilenerek oluşmuşlardır. Dolayısıyla bunları kısa sürede değiştirmek mümkün de değildir, gerekli de değildir. Ancak bu adetler şer`î bir emirle çatışırsa; bugün kadın ve erkeklerin karışık oynadıkları düğünler gibi, elbette ki buna karşı çıkılır, fakat böyle şer`î bir gereklilik olmadan cemaat fertlerinin belli bir giyim şeklini tercih etmesi, tokalaşmadan sonraki sarılmanın farklı bir sayıya çıkarılması, toplumda cari olduğu şekliyle küçüklerin büyüklerine “abi” diye hitap etme âdetinin terk edilmesi gibi uygulamalar, hareketin toplumda yalnızlaşması sonucunu doğurur.

Sonuç olarak İslami bir cemaat ne yapacaksa içinde yaşadığı Müslüman toplumun içinde ve onlarla beraber yapacaktır. Başka bir toplumu ithal etme İmkânı yoktur. o halde toplum içinde kalarak taban bulmaya ve toplumla bütünleşmeye ihtiyaç vardır. Onlarla ayrışmayı doğuracak davranışlardan kaçınılmalı ve şer`i bir gereklilik olmadan farklı adetler edinme yoluna gidilmemelidir.