Kredi kartı kullanımı

Kredi kartı kullanımı Türkiye'de çok yaygındır. Daha çok alışverişlerde ve bazen nakit çekiminde de kullanılır. Her iki kişiden biri ve neredeyse her memurda kredi kartı bulunur. Bazı kişilerde üç-beş kredi kartı var.  Esasında kredi kartını kullanmanın şer'i açıdan birçok sakıncaları olmakla beraber neredeyse çok az kişi bunu dikkate alır. Bu kartlar faizli bankalar tarafından verilir. Bu bankalar kartlı bir müşteri elde etmek için peşinde dolaşır. Bunun için özel stantlar kurulur. Kartın limitinin artırılması için müşteri hizmetleri özel danışmanları tarafından müşteri aranır ve ikna etmek için özel çabalar sarf edilir. Müşteri bağlayan personele banka tarafından ek prim ödenir. Tüm bunların nedeni elbette ki bankayı güçlendirmektir. Müşteri portföyüne yeni müşteriler katmaktır.

Her bir kart sahibi esasında ayette buyrulduğu üzere faiz işlemlerinden dolayı Allah ve resulüne savaş açmış bu kurumların gücüne güç katar.  

Bankalar kartlardan kart kullanım ücreti alır. Çoğu müşteri aylık kart ekstresinin tamamını ödeyemez. Asgari ücret üzerinden ödeme yapar. Borcun ödenmeyen kısmına, daha önce belirlenmiş miktarda faiz uygulanır. Çoğu müşterinin borcu arttıkça artar ve borcunu ödeyemeyen binlerce müşterinin mal varlığına banka tarafından haciz getirilir. Tüm bunlar banka için gelirdir.

Kartın direk kullanımından bankanın elde ettiği gelirlerden çok daha fazlası işyerlerinde kullanılan pos cihazları aracılığıyla sağlanır. Bu pos cihazlarından çekilen meblağ, hemen çekilmek istendiğinde bundan belirli yüzdelikte komisyon kesilir. Kimi işyerleri aylık anlaşma yapmıştır. Aylık anlaşma yapanlardan komisyon kesilmez. Ama her çekilen meblağ bir ay sonra firmanın hesabına geçer. Bu bir ay süresince bu meblağ banka tarafından kullanılır. Dolayısıyla firmanın büyük meblağdaki parası bankanın hesabında kalır. Kart sahibi "borcumu zamanında ödüyorum, faiz ödemiyorum" der. Ancak her çektiği kart ile direk bankanın hanesine pos cihazları sayesinde para akıtır.

Kartların para taşımama, para olamadığında kimseden borç almadan alışveriş yapma, yapılan alışverişi taksitlendirme gibi kimi avantajları vardır. Ancak hiç alışveriş yapılmayacak yerde alışveriş yapma, hiç alınmayacak şeyleri alma, gücünün üstünde alışverişi yapma ve sahibini ödenemeyecek borçların altında ezme gibi birçok dezavantajları da vardır. Müşteri kart çektiğinde sanki hiç ödemeyecekmiş gibi kartı çeker. Ancak ekstre geldiğinde afalar durur. Ödeyemediğinde de hiç olmadık yerde faize girer.

Yukarıda saydığım sakıncalarla beraber, kartların getirdiği en büyük kolaylıklardan biri, yapılan alışverişin taksitlendirilmesidir. Örneğin aracınızın 1.340 TL'ye yaptığınız sigortasını kartsız yaparsanız hepsini birden ödemek zorunda kalacaksınız. Kart ile yaptığınızda ise dört taksite bölebilirsiniz ki her taksit 325 TL'ye tekabül eder. Bu taksit, aylık olarak ödendiğinde sizi zorlamaz. Normal şartlarda kartın yukarıda saydığım kullanımdan kaynaklanan sakıncalarını saymadığımızda her hangi bir faiz ödenmediğinden sakıncası yoktur. Birçok firma kendi müşterisine bu tarz taksitlendirme yapar ve faiz yüklemez.

Kimi firmalar ise müşterisine direk taksitlendirme teklifi sunar. Peşin fiyatının üzerine bir yüzdelik ekleyerek direk taksitlendirmeye gider. Bu da beyaz eşya alındığında peşin bin lira iken, taksitli alındığında bin üç yüz lira şeklinde yapılan alışverişe benzer. Bu alışverişte de kart kullanımının sakıncalarının dışında normal şartlarda cevazı vardır.

Çoğu zaman müşteri bir alışveriş yapar. Banka, hemen ardından müşteriye mesaj göndererek belli bir yüzdelik ekleyerek taksitlendirme teklifi sunar ki bu direk faizdir ve haramdır. İkinci uygulama tek pazarlık ile gerçekleştiğinde âlimler tarafından cevaz verilirken bu son uygulama alenen faiz ile muamele etmektir.

Zahiren faize giriliyor görünmese de faizli işlemlerinden dolayı Allah ve Resulüne savaş açmış kurumları kart, pos vb. işlemlerle güçlendirmenin kesinlikle doğru olmadığını, bu kurumlardan azami derecede uzak durulması gerektiğini belirtiyor ve sizi Allah'a emanet ediyorum.