Kutuplaşma mı insaf mı?

Nısf, bir şeyin iki eşit parçaya bölünmesidir. Bir bütünün iki kısma ayrılmasına da “nısf” denir. Bardağın yarısı kadar olan şaraba da “nısf” denilmiştir.

İnsaf, nısftan gelir. İnsaf; “hak ve vicdan duygusuna dayalı adalettir.” İnsaflı olmak demek kendi istediğinin aynısını başkası için de istemektir. İnsaf sahibi kimse tümü değil, bir nısfını kendisine diğer nısfını da başkalarına ister. Yarısına kadar dolu olan bir bardağın yarısını boş veya dolu görmek insaftır. Burada insaf her iki görüşü de doğruluyor.

“Eğer ölen adamın çocukları yoksa terekesinin nısfı eşinindir”(Nisa:12). Neden çünkü eşler birbirlerinin nısfı ve insafıdır.

“Açık bir fuhşiyatta kölelerin cezası hürlerin cezasının yarısıdır”(Nisa:25). Bu insaftır. Çünkü cezalarda imkânlar ve kısıtlılığa dengelenmelidir.

“Gecenin yarısında kalk yahut yarısından biraz eksilt.” (Müzemmil:3) burada da gecenin yarısı yani nısfı esas alınıyor. Demek ki gecenin gizemi nısf ile insafa gelir. Yoksa gece heybetiyle gizemiyle insana dehşetli gelir.

Bütün bunlar Kur'an'ın insaf örnekleridir. Yani bir şeyin yarılanması aslında insaftır.

Referandumda sonuçlar yaklaşık olarak yarı yarıya çıktı. Batılılar bunun bir “kutuplaşma” olduğunu iddia ediyor. Evet, iki nısfa ayrılmış bir bütün eğer birbirine karşı anlayışlı olursa herkesin kendince haklı endişeleri, talepleri, beklentileri dikkate alınırsa bu insaf olur. Bu durum toplumu kutuplaştırmaz aksine insafa getirir. Tabi burada kendini bu bütünün içinde görmeyen fitneci ve çıkarcı kimseleri kastetmiyoruz. Onlar bu iki nısfa da dâhil değildir. Dolayısıyla onlar insaf ehli değildir. Onlar kutuplaştırma peşindedir.

Bir şeyin ortadan kabul edilmesi o konuda insafı ifade eder. Bir bütün, biri büyük diğeri küçük iki parçaya bölündüğünde belki bu sonuç kutuplaşmayı önler ve fakat insafı da yok eder. Çünkü o zaman çoğunluk ve azınlık mefhumu oluşur.

Türkiye'de yapılan referandumda oylar ikiye bölünmüştür. Bu bir kutuplaşma olabileceği gibi bir insaf da olabilir. Eğer iki nısf, iki parça birbirinin beklentilerini, çekincelerini, kaygılarını, hayallerini dikkate almaz herkes kendi yarısına göre giderse o zaman toplumun iki parçası insafını yitirerek kutuplaşır. Yok, eğer her iki nısf sadece kendi yarısına odaklanmaz, bunu tam ve tamam görmez diğer nısf ile bütünleştirirse o zaman bu sonuç insafa hizmet eder.

Evet, bu sonuçlara göre toplumun bir nısfı-yarısı rahat bir yaşam, esnek bir yönetim, gerginlikten uzak bir hükümet tarzını isterken diğer nısfı ise güçlü olmayı, dünyada söz sahibi olmayı, onurlu yaşamı istemiştir. Bakıldığında aslında bu ikisi de insanın doğal fıtratının sonuçlarıdır.

İslam yönetim tarzı kutuplaşmayı değil insafı esas alır. Bu, herkesin kendini söz hakkına sahip gördüğü, kendi yarısına güvenle sahip çıktığı, diğer yarıya insafla baktığı bir yönetim tarzıdır. Bir konuda iki nısfa ayrılmak o konuda insaflı olmayı gerektirir, kutuplaşmayı değil...

 

 

 

Page generated in 1498746081.71 seconds.