• DOLAR 17.933
  • EURO 18.41
  • ALTIN 1039.38
  • ...

Şu bir gerçek ki Medya, toplumların anlam dünyasını belirli bir ideoloji çerçevesinde düzenleme yeteneğine sahip durumdadır. Gerçeklerin medya üzerinden manipüle edilmesi veya maskelenmesi, zaman zaman gerçeğin bilinmemesinden daha tehlikeli bir hal almıştır. Medyada yer alanlar kadar, göz ardı edilenler de yalanın yaygınlaşmasına vesiledir.

Son günlerde Suriyeliler üzerinden bir algı furyası başlatıldı. Sanki tüm Suriyeliler suç makinasıymış gibi bir algı topluma empoze etmeye çalıştılar. Bu algıyla da onları savaşın kucağı olan Suriye’ye göndermeye çalışıyorlar. Oysa bu algıyı yapanlara sormak lazım: Her gün yüzlerce olay ve hadiseye konu olan bizim vatandaşlara ne diyeceksiniz? Annelerini, babalarını boğazlayacak kadar vahşileşen vatandaşlarımıza ne diyeceksiniz. Bunlar üzerinden tüm Türkiye vatandaşlarını suçlama cehaletine düşülebilir mi?

Aynı şekilde bazı İslam düşmanı kişi, kurum ve kuruluşlar Sosyal Medya üzerinden, Müslüman hanımların çarşafına karşı bir linç kampanyası başlatmışlardır. Son günlerde Adana, Bursa ve G Antep olmak üzere bu yönde haberler okuyoruz.  Diğer taraftan bu haberleri sosyal medya üzerinden gündeme taşımak isteyen birçok hesap ortaya çıktı. Neymiş? Çarşaflı bayanlar organ mafyası için çocuk kaçırıyorlar. Bu gibi yalan yanlış haberlerle  algı oluşturup, Kur’an’da Yüce Allah’ın bir emri olan tesettürü itibarsızlaştırmak istiyorlar. Aynı zamanda çarşaflı bayanları hedef haline getiriyorlar. Nitekim birkaç gün önce Gaziantep’te çarşaflı olduğu için saldırıya uğrayan Suriye uyruklu 70 yaşındaki Leyla Muhammed isimli bir bacımız, uyuşturucu ve hırsızlıktan çok sayıda suç kaydı olan bir sokak serserisi tarafından darp edildi. Algılar her ne kadar geçici olsa da zihinlerde kalıcı izler bırakıyor. 

Sosyal medya üzerinden çarşafa ve çarşaflı bacılarımıza şeytani bir planla isnat edilen bu tür provokatif haberler yeni değildir. Hatırlanacağı üzere daha önce de aynı meşrepten beslenen köhnemiş zihniyet, Şırnak'ın Silopi ilçesinde "Kadına Şiddete Hayır" eyleminde çarşaf giydirilen ve zincirlenen kadınları erkeklerin kölesi gibi göstermişti. Hızını alamayan bu zihniyet   “Namus toplumsal bir kâbustur”  sloganlarını atıyordu… Kuşbakışı bu köhnemiş zihniyetçilerin yaptığına bakıldığında; toplumda bir algı oluşturmak ve Müslüman toplumun değerlerini itibarsızlaştırma girişimidir.

Aslında bu kişilerin korkuları çarşafın sembollüğüdür.  Bu sembolün Allah’ın emrini hatırlatmasıdır. Lakin çarşaf ve diğer tesettür giysileriyle örtünen bayanların görselliği, Allah’ı hatırlatan işaret levhalarıdır. Çarşafa bürünen kadınların simgesi, Allah’ın yeryüzünde çizdiği çizgilerdir. Bundan dolayıdır ki bu levhaların korkusuyla yaşayan köhnemiş zihniyet, her türlü şeytanlığı yapıyor. Özellikle medya üzerinden İslami simge ve değerleri hedef göstererek şeytani algılarla toplumun anlam dünyasını değiştirme gayreti içindedirler.

 Sonuç olarak; tüm Müslümanlar bu zihniyete karşı uyanık olmak ve ona tavır belirlemek durumundadır. Bunların algıları ve tuzakları örümceğin tuzağı gibidir. Bir üfürükte dağılıp gideceklerdir. Zira balçık güneşi kapatmaz ve tarih göstermiştir ki kim İslam'a ve Müslümanlara karşı cephe almışsa kaybetmiştir. Bugün de bu köhnemiş zihniyet, şeytani algılarında kaybolacak ve bu algılarda boğulacaklardır.