• DOLAR 13.624
  • EURO 15.318
  • ALTIN 793.798
  • ...

Yasin Börü lisan-ı haliyle çok şey anlatıyor. Hatta onun hakkında yüzlerce makale yazılmasına rağmen daha anlatacağı çok şey var.  Tam yedi yıldır gündemden düşmedi ve bize hep bir şeyler anlatıyor. Peki, bu anlattıkları nedir? Bizlere, topluma anlatmak istediği nedir?

Her şeyden önce Yasin Börü, 90’lı yıllara tercüman oluyor. O yıllarda bölgedeki Müslümanlara hayal edilemeyecek zulümlerin tarifini kendi bedeniyle anlatıyor. O günlerin tarifi olan Yasin Börü ve arkadaşları gibi katliamlara uğramışlardı. Allah’tan başka hiçbir yardımcıları olmayan Müslümanlar iki dev güç arasında yok edilmeye çalışılmıştı. 90’lı yıllarda şer güçleri bir taraftan PKK’yi bölge Müslümanlarının üzerine sürerken diğer taraftan devlet eliyle İslami oluşumun önü kapatılıyordu…

 O yıllarda Müslümanları tasfiye etmeye çalışan şer güçleri geçen zaman içerisinde bu arzularından hiç vaz geçmediler.  90’lı yıllarda “bitirdik” dedikleri muvahhit Müslümanlar 2006 yılında Diyarbakır istasyon meydanında Danimarka’daki karikatür krizine karşı “Peygambere Saygı Mitingini” gerçekleştirdiler. Şer güçleri bölge halkının peygambere bağlılığını görünce telaşa kapıldılar. 90’lı yıllarda bölge Müslümanları üzerinde yaptıkları şeytani planların tutmadığını görünce kudurdular ve yeni bir ifsat planının hazırlığına başladılar.

Takvimler 2011 yılını gösterince STK bünyelerinde faaliyet gösteren Müslümanlar hedef haline getirilmişti. Hatta o dönemde Mustazaflar Cemiyeti Şube Başkanı Ubeydullah Durna PKK yandaşları tarafından şehit ediliyordu. Ve saldırılar her tarafta gittikçe artıyordu. Dikkat çeken husus ise o dönemde ABD’nin birçok konsolosu açık ve gizli şekilde PKK’nin legal ve illegal yapılarıyla görüşmeler yapıyordu.

Tarih 2014’e gelince Suriye’deki Kobani üzerinden IŞİD algısı oluşturdular. Uygun ortam oluşturmak için yoğun medya propagandası yaptılar. Bölgedeki tüm Müslümanları onlarla ilişkilendirdiler. Akabinde başta HÜDA PAR ve Mustazaflar Cemiyeti olmak üzere bölgede tüm İslami oluşumları hedef gösterdiler. Bu algı doğrultusunda 6-8 Ekim olayları için çok sayıda silah ve mühimmatı şehirlerin içine taşıdılar.

Bütün bu çalışmaların amacı; uluslar arası güçler tarafından kendi taşeronları vasıtasıyla bölgedeki organize Müslümanları tasfiye etmekti. 90’lı yıllardan günümüze kadar çalışan Müslümanlara yapılacak son darbe hesaplarıydı. Tabi yapılmak istenen sadece PKK eliyle değil devletin kademeleriyle de anlaştılar. Zira 6-8 Ekim olaylarına karşı devletin refleksi ibret vericidir. Devlet bütün gelişmeleri sadece seyretti. Yani Yasin Börü ve arkadaşlarının vahşice katledilmesi birkaç ipsiz üzerinden değerlendirilemez. O alanı açan ve buna seyirci kalan tüm devlet yetkilileri de bundan sorumludur.

Netice olarak; Yasin Börü ve arkadaşları 90’lı yıllarda yaşanan bölge Müslümanlarının mazlumiyetini bugün tüm açıklığıyla ortaya çıkarmıştır. PKK ve yandaşlarının İslam’a olan düşmanlığı ve insanlığa karşı tüm vahşetini dünyaya ilan etmiştir. Ayrı uçlarda görünseler de şer güçlerinin Müslümanlara karşı birlikte hareket ettiklerini ortaya çıkarmıştır. Kısacası Yasin Börü bir çok gizemi açığa çıkarmıştır. Ve daha anlatacağı çok şey vardır…