• DOLAR 8.296
  • EURO 10.088
  • ALTIN 489.822
  • ...

Dünyada yeni bir sahne gördük. İki asır sonra ilk defa ABD kongresi kanlı bir işgalle dünya gündemine oturdu. Bunun nedeni ise;  Resmi olmayan Başkanlık seçimlerinin tescil edileceği gün Washington’da Trump taraftarlarınca sonucun protesto edilmesiydi.  Kongre binasına girmek isteyen protestocular polis barikatını aşarak kongre kapısına dayandılar. Polis silah kullanarak 4 kişiyi vurdu.  Protestoların artması üzerine 15 günlük acil durum ilan edildi. Ulusal muhafızlar sahaya indi. Ard arda sükûnete davet edilen açıklamalar geldi…

ABD’deki protesto dalgasına karşı Türkiye’nin “endişe duyuyoruz”  ve “vatandaşlarımız evlerinden çıkmasınlar” açıklaması dikkat çekiciydi. Biraz da istihzai bir dildi. Çünkü bu dil, ABD’nin diğer devletlere karşı kullandığı bir dildir… Güvende olmayı garanti eden ve güvende olmayan devletlerin hamiliğinden dolayı endişe duyan bir devlet karışabilir mi? Ondan endişe edilebilir mi? Yenilmez olan yenilme emaresi gösterebilir mi? Bütün bunlar bir şeylerin başlangıcı olabilir mi? sorusunu doğuruyor.

Diğer taraftan şöyle de sorulabilir. ABD vatandaşları protestoları bir yöntem olarak benimseyebilir mi? Özellikle siyahilere yapılan haksızlıklar potansiyeli varken bu zemin farklı bir noktaya taşınma ihtimali ne kadardır?  Daha önceleri siyahilerin sönük protestoları farklı bir noktaya everilebilir mi?

Bir millet, bir yolu öğrendiğinde hafıza belleklerinde hiç silinmediği kabul edilen bir tez. Bu tezi daha çok “Arap Baharı” olarak isimlendirdikleri Tunus,  Yemen, Mısır, Cezayir, Libya gibi Arap ülkelerinin devrimlerinde görmüştük.  Bu tabloyu Suriye kaosu başlangıcı döneminde de görmüştük. Özellikle “demir yumrukla” yönetilen bazı ülkelerin halkları sindirilmiş ve hiçbir zaman protesto meydanlarında görülmemişlerdi. Fakat bu yolu öğrendiklerinde, ölümüne sahalardan ayrılmadılar. En şiddetli sindirmelere karşı sahadan çekilmediler. Haklı veya haksız, bu halkların psikolojisi denilebilir.

Bugünlerde ABD’nin kalbinden aynı sesler yükselmektedir. Her ne kadar kendini süper güç olarak gösteriyorsa da ABD’nin alt yapısı yıpranmış vaziyettedir. ABD halkı mozaik bir toplum ve onu bir arada tutan ana unsur paradır. Kendi vatandaşlarına para verdiği sürece onları bir arada tutabilirsiniz. Bu nedenledir ki farklı sebepler bahane gösterilerek daha şiddetli protestoları bekleyebilirsiniz. ABD’de bir sefer dağılma yaşanırsa onu tekrar bir araya getirmek nerdeyse imkânsız gibidir. Yaşanan olaylar her ne kadar küçük gösterilmeye çalışılsa da birleşik olan Amerika devletleri dağınık ve kendi başına devletler olma ihtimalini doğuruyor. Bu kısa zamanda olmasa da bunun bir zemini olabileceğini resmediyor.

Diğer taraftan ABD’nin iç güvenlik teşkilatının ve istihbarat ağının denildiği gibi güçlü olmadığı da anlaşılıyor. Önceden planlanmış ve haftalardır sosyal medya üzerinden organize olan eylemcilerin kongreye kadar sızmaları istihbarat ağının zayıflığını gösteriyor. Bu tartışmalar daha çok 11 Eylül saldırılarında gündeme gelmişti…  Sonuç olarak; devletler artık “ABD için endişe duyuyoruz!” noktasına gelmiştir…