• DOLAR 7.565
  • EURO 8.98
  • ALTIN 474.11
  • ...

İstanbul Sözleşmesi tam bir tartışma konusu artık. Meclis Başkanı da konuya girdi. Şu ana kadar sağcısından solcusuna görüş beyan etmeyen kalmadı herhalde.

Tartışmaların sağlıksız devam ediyor olması cepheleşme ve kutuplaşmaları da beraberinde getiriyor, doğal olarak.

Sözleşmeyi okumayan veya ‘kadına şiddeti önlüyor’ heyulasıyla okuyanlar tartışmayı olumsuzlaştırıyor. Var yok bu sözleşme kadını koruyor, diyorlar başka da bir şey demiyorlar.

Ya arkadaşlar öyle değil. Sözleşme kadını korusaydı, bugün ‘kadın cinayetleri’ni konuşmazdık, konuşmazdınız. Sözleşme yürürlükte. Bu sözleşme sözüm ona çocuk istismarlarının önüne geçseydi, bugün sizin tanımlamalarınızla çocuk tacizlerini konuşmazdık, konuşmazdınız.

‘İstanbul Sözleşmesi’nin kadınları koruduğu koca bir yalan! Bu muahede kadın cinayetlerini arttırıyor, bu kadar basit! Niye?!! Çünkü şu sözleşme, eşiyle evinde kalan kadını değil, ‘erkek arkadaşıyla evde kalan kadının’ güya özgürlüğünü savunuyor da ondan. Burada kadının savunulduğu yok. Kadını-erkeği belanın, çilenin ateşin içine sürüklüyor. Onların dünya ve ahiretlerini berbat ediyor. Hepsi bu!

Şu fitneci sözleşme birilerin, tarafları uyarmasına bile izin vermiyor. Bu sözleşme, uyaranı; şiddet uygulamak, taciz etmek, rahatsız etmek, suç işlemekle suçluyor.

Batı’dan gelen her uygulamayı savunmak bu kadar doğru değil. Bugün -tövbe, estağfirullah- ‘yeşil feministler’in savunduğu sözleşmeyle ilgili Rusya bile, Sözleşme müzakerelerinde “cinsel tercih”, “toplumsal cinsiyet kimliği” ve “partner” kelimelerine itiraz etmiş, bunların Sözleşmede geçmesi halinde Sözleşme’yi imzalamayacağını belirtmiştir. Bu kavramlar Sözleşme’de geçtiği için Rusya ve Azerbaycan da Sözleşme’yi imzalamamıştır. Kimi Avrupa ülkeleri bile sözleşmeyi kabul etmemiştir.

Koca adamlar hem de hukukçu olmuşlar, çıkıp ekranlarda, ‘Sözleşmenin neresinde erkeğin evden uzaklaştırılması yazıyor’ diyor. Belli ki sözleşmeye göz atmışlar, sözleşmeyi okumamışlar. Ya efendiler, önce şunu bi okuyun hele, ondan sonra tartışın! Sözleşmenin sahiplerine uluslararası dokunulmazlık var. Bunu  da biliyor muydunuz?!

Bu konu daha fazla uzamamalı. Konunun sürüncemede kalması, kesinlikle toplumsal huzura zarar verir. Sayın Cumhurbaşkanı işin farkında diye düşünüyorum.  

Bu sözleşme ve müştemilatları kanunların ‘kadına şiddeti önlemek’le alakası yok. Her birey gibi kadına yönelik işlenen suçların cezası da zaten kanunlarda vardır. Bir erkeğe karşı işlenen herhangi bir suçun cezası neyse, kadına karşı da işlendiğinde onun cezası odur. Bugün haksız yere erkeğe atılan dayağın cezası varsa, kadına atılanın da cezası aynen bu kanunlarda vardır. Dayağı yiyenin kanun önünde cinsiyeti, dini, dili sorulmaz, diyoruz ya!

Olmadı... O zaman kadına şiddeti önleyecek yeni bişeyler daha çıkarın, ama kadını da erkeği de ifsat eden/edecek bu ucubeden artık vazgeçin!

Sözleşme aleyhtarı yazarçizerlere karşı açılan davalara bakılırsa, bu sözleşme alakası olmayan erkek ve kadınları da cezaevine atacak gibi. Öyle ya, bu konuda konuşan ve sözleşmeye karşı çıkan Adem Çevik Bey’e bir vesileyle “uzaklaştırma” cezası verilmedi mi? Ama neden/nereden uzaklaştırıldığı anlaşılmadı, o ayrı bir ucube tabi.

Ne günlere kaldık ya Rabb!

Selam ve dua ile...