• DOLAR 5.889
  • EURO 6.533
  • ALTIN 294.89
  • ...

Arda Turan adındaki futbolcuyu çoğu kimse bilir. Önce Türkiye’de futboldaki başarısıyla meşhur oldu. Yakaladığı bu çizgiyle Avrupa’nın en prestijli liglerinden birine sahip olan İspanya’ya transfer oldu ve burada performansını arttırarak adından söz ettirdi. Sonra dünya futbolunun en iyi kulüplerinden birine transfer oldu ama orada beklenen performansı bir türlü gösteremedi. Sonra ciddi paralarla Türkiye’ye bir kulübe transfer oldu. Fakat orada da bir türlü kendisinden bekleneni veremedi. Uzun bir süredir bir türlü form yakalamıyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de son zamanlarda futbol yerine sık sık magazin haberleriyle gündeme geliyordu.

İşte bu Arda Turan Galatasaray’la mukavele yapma konusunda şunları söylemiş, “getirsinler boş kâğıda imza atarım” yani o hava, o kibir yerle bir oldu. Artık adam, onurlu bir bitişin derdine düşmüş.

Peki, böylesine meşhur bir futbolcuyu bu duruma getiren nedir? Elbette kendini bilmezliktir. Kibir ve havadır. Görüldüğü üzere sonra hava sönüyor, geriye de bir şey kalmıyor.

Futbolda “jübile” diye bir tabir vardır. Bir sanat veya spor dalında uzun süre çalışanların onuruna düzenlenen kutlama törenine “jübile” adı verilir. Yani onurlu bir son…

Pek kimse bilmez ama ilginçtir, jübile ile cibilliyet aynı köktendir. Cibilliyet, güzel yaratılış, huy ve ahlak demektir. İşte jübile yapmak demek, cibilliyetini, ahlakını, kişiliğini koruyarak iş ve mesleğini noktalamak demektir. Fakat tanınmış çoğu kimse maalesef cibilliyetine uygun jübile yapma şansını heba ediyor. Kişiliğine, fıtratına, ahlakına, cibilliyetine zarar verecek hal ve tavırlar içinde oluyor. Bu da onun onurlu bir jübile yapma şansını yok ediyor. Oysa jübile, iş ve mesleğinde hayatı boyunca cibilliyetine uygun davrandığı bu nedenle onurlu bir bitişi hak ettiği anlamına geliyor.

Jübile, Tevrat'a göre, Yahudiler’de, elli yılda bir Tanrı'ya ve dinlenmeye ayrılan yılın ismidir.

Katoliklerde, Roma'ya “hacca” gidenlerin, kilisece günahlarının tam olarak bağışlandığı yılın ismidir.

Görüldüğü gibi jübile tamamen dini bir kavramdır. Ve bunun Kur’an’daki ismi cibilliyettir(Şuara:184). Bu, insanın dağ-cebel gibi kişilik sahibi olmasıdır. İşte jübile bunun nişanı ve ödülü olarak kabul edilir. Hristiyan ve Yahudiler bozulan cibilliyetlerini jübile ile ıslah etmeye çalışırlar. Ama iş bu kadar kolay değildir. Bir sonun iyi olması için öncesinde kendini ıslah etmek gerekir.

Şimdi bizim Arda’ya ve benzerlerine söyleyeceğimiz şudur, boş kâğıda imza atman, tamam da asıl olan bu değildir. Daha önemlisi senin beyaz sayfaya imza atmandır. Beyaz bir sayfa aç, temiz, her türlü isten, karalamadan arınmış bir sayfa açıp ona imza at. Yani cibilliyet sahibi ol ki jübilen buna uygun olsun.

Boş kâğıda imza atmak gelinen noktada kendini bilmek açısından iyi bir gelişmedir. Ancak asıl olan hayatta beyaz, bembeyaz bir sayfa açmaktır. Ve jübileyi böyle yapmaktır. Bunu da yapmanın yolu son derece basittir, kendini bilmektir. Kibirden, ihtirastan kurtulmaktır.

Ve bu beyaz sayfayı Hak Teâlâ, en güzel şekilde, en onurlu şekilde takdir eder. İnsanlara uzatılan imzalı boş kâğıt ise yine onların insafına kalır. Onlar bunu onurlu bir şekilde doldururlar mı doldurmazlar mı? Bilinmez! Ama Hak Teâlâ, kesin olarak beyaz sayfayı en güzel şekilde kabul eder ve ona en güzel, en kalıcı vaadi düşer.

Bu usul herkes için çalışanı sandalyeye oturtan belediye başkan yardımcısı için de böyle olmalıdır. İnsan, hayat oyunundaki jübilesini beyaz sayfayla ve cibilliyetini kazanarak yapmalıdır. Çünkü insan son haline göre anılır.