• DOLAR 5,6890
  • EURO 6,2935
  • ALTIN 274,712
  • ...

Ayyaş, çok yaşayan demektir. Fakat Türkçe’de bir ironi ile ayyaşlık  “sürekli sarhoş olan kimse” için kullanılan bir sıfattır ve yaşam anlamındaki maişetten gelir. İş, işçi maaş hepsi bundan türemedir.

Başlığa bakarak kimse, belli bir partiyi, bir yaşam tarzını hedef aldığımızı düşünmesin. Biz burada ayyaşlığı; hafif, içi boş hayat anlamında kullanıyoruz.

Ayyaş, “çok yaşayan” demektir. Hatta birine “ayyaşsın” demek  “çok yaşayasın” demek gibi bir anlam ifade ediyor.

Neden sarhoşa ayyaş denilmiştir? Çünkü sarhoş kimse tasasızdır. Hiçbir şeyi takmamaktadır. Bu nedenle çok rahat yaşadığı varsayılır. Ama gerçekte bu rahat bir yaşam değil; hafif, anlamsız ve boş bir yaşamdır.

Batı eksenli mevcut emperyal sistem bütün dünyaya ama özellikle İslam âleminde bireye, topluma ayyaşlığı dayatıyor. Bunu herkesi içki sarhoşu yaparak sağlamıyor. Bunu eğlenceli güya hayatı pazarlayarak, yaşamın içini boşaltarak yapıyor.

“Yiyin, için keyfinize bakın” diyor. Bu bir tür ayyaşlıktır. Maişet değildir. Yaşam standardı hiç değildir.

“Kimin tartıları ağırsa o razı olunan bir maişettedir.”(Karia:6-7) Burada maişetin standardı ağırlıkla ölçülüyor. Burada standart, ağır ve kıymetli şeyler yapmaktır. Ama ayyaşlık tam tersine hafif bir haldir. Hafif meşrepliktir.

Dünyanın her yerinde ayyaşlık hâkim kılınmak isteniyor. Herkes sarhoş gibi olsun ama yaşadığını zannetsin. İçi boş bir yaşam sürsün. Kendini kuş gibi hafif hissetsin. Ama bu hafiflik huzurdan dolayı değil içi boş olmaktan kaynaklansın.

Bazıları dünya hayatında hafifliği esas alarak yaşamak isteyebilir. Ama ideal sahibi olanların, bir ağırlık ortaya koymak isteyenlerin bu akıma kapılması, bu yöndeki propagandalara alet olması acı bir durumdur.

Maalesef bugün çoğu kimse ayyaş gibi yaşıyor.

İçki, fuhuş, sapkınlık peşinde koşanların hali bellidir. Bunların ayyaşlığını herkes biliyor. Asıl sorun ağırlık ve ideal sahiplerinin de bunlara benzeme gayretidir. Eskiden ayyaşlar hayatlarını kimseye dayatmazlardı. Hayatlarının ideal olduğunu söylemezlerdi. Ama günümüzde bunların halleri birilerine cazip geliyor.

Dünyanın herhangi bir yerinde bir ülke bir millet “ben kendim olmak istiyorum. Kendi irademin sahibi olmak istiyorum” dediğinde hemen karşısına yaşam sorunları çıkartılıyor.

Burada amaç gerçekten insanlara onurlu bir yaşam vermek değildir. Amaç onları ayyaş yapmaktır. Dünya maişetine dalsınlar. Bir değer üretmesinler. Teraziye ağır bir değer koymasınlar. Dünyanın siyasi, ekonomik, kültürel dengesinde hiçbir sıklette yarışmasınlar. Ne hafif ne de ağır sıkletleri olsun. İşte emelleri budur.   

Bir toplum ya doğrudan sarhoş olduğu için ayyaştır. Ya da hep hafif ve kalitesiz bir yaşam peşinde olduğu için ayyaştır.

Bugün dünyada ayyaşlık devri yaşanıyor. Artık devrimler, gösteriler, tepkiler isyanlar hepsi ya da çoğu ayyaşça bir yaşam içindir. Elbette yaşam standardının düşük olması, hayat sıkıntısı, pahalılık, işsizlik hepsi birer problemdir. Ama bunlar dahi onurlu bir hayat için istenmiyor, ayyaşlık için isteniyor. İnsanlar “iş bulayım, para kazanayım, rahat yaşayayım” diye bunları istiyor. İdeal ve hedef maalesef bu olmuştur.

Önce bu ayyaşlığın bitmesi gerekir. Bu devir bitmelidir.

Yaşam sarhoşluğu, yaşam sersemliği bizi bir yere götürmez.

İstanbul’da belediyeyi kazanan kesim “şerefe” diyerek bir şekilde ayyaşlığını ortaya koyuyor. Diğer taraftan muhafazakâr kesim bir değer üretmeden olabildiğince fazla yaşamak, tabiri caizse “ayyaş olmak” peşinde koşuyor.

Ayyaşlara/ayyaşlığa mahkûm olmamak için ağır şeyler koymak gerekir teraziye…