Yaz tatili: Dinlenme mi, savrulma mı?

Abone Ol

Okullar kapandı. Milyonlarca öğrenci için yaklaşık üç aylık yaz tatili başladı. Kimi bu dönemi bir fırsat olarak görürken kimi de sınırsız eğlence ve sorumsuzluk zamanı olarak algılıyor. Oysa bir Müslüman için hayatın hiçbir dönemi başıboşluk zamanı değildir. Bir mümin sadece zamanın hesabını vermeye kalkışsa yine borçlu kalır. Rabbimiz inşirah 7. Ve 8. Ayetlerinde şöyle ferman buyuruyor. “O halde bir işi bitirdiğinde başka bir işe yönel. Dua ve niyazla yalnızca Rabbine yönelip yalvar.” Yani hayat kısa ve fanidir. Bunu değerli kılacak olan şey, ikbalini ve hayatını Rabbinin rızasına göre şekillendirmesidir. Bir işi nihayete erdirdiğinde başka bir işe, yeni bir projeyle yola revan olmasıdır. Dolaysıyla tatil tembellik ve başıboşluk değildir. Hareket, aksiyon, yeni bir içerik üretme ve geliştirme sürecidir. Nitekim Rabbimiz başka bir ayette de “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?” (Kıyâme, 36) buyurmaktadır.

Bugün en büyük problemimiz, yaz tatillerinin çocuklarımız ve gençlerimiz için bir gelişim dönemi olmaktan çıkıp dijital bağımlılık, sosyal medya esareti ve tüketim kültürünün kuşatması altına girmesidir. Sabah namazını kaçıran, gece yarılarına kadar ekran başında vakit öldüren, gününün büyük kısmını oyun ve sosyal medya arasında tüketen bir neslin yetişmesi ne ailelerimizi ne de geleceğimizi güvence altına alabilir.

İslam, çalışmayı ibadet olarak görür. Peygamber Efendimiz (sav), “İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmez: Sağlık ve boş vakit.” buyurmuştur. Yaz tatili de işte bu boş vakit nimetinin en yoğun yaşandığı dönemdir. Bu nimetin hesabı da verilecektir.

O halde öğrenciler yaz tatilini nasıl değerlendirmelidir?

Öncelikle manevi gelişim ihmal edilmemelidir. Kur’an okumayı öğrenemeyen çocuk kalmamalı, öğrenenler ise okumalarını geliştirmelidir. Temel ilmihal bilgileri, siyer ve sahabe hayatları okunmalıdır. Çocuklarımızın gönül dünyası sosyal medya fenomenleriyle değil, peygamberler ve örnek şahsiyetlerle şekillenmelidir.

İkinci olarak kitap okuma alışkanlığı kazanılmalıdır. Bugün birçok öğrencinin yılda bir kitap dahi bitirmediği biliniyor. Oysa yaz tatili, düşünce dünyasını zenginleştirecek eserlerle tanışmak için büyük bir fırsattır. Tarihini, medeniyetini ve inancını bilen gençler yetiştirmek istiyorsak kitapla bağı güçlendirmeliyiz.

Üçüncü olarak beden eğitimi ve spor ihmal edilmemelidir. Güçlü Müslüman, zayıf Müslümandan hayırlıdır. Spor; disiplin, sabır ve mücadele ruhu kazandırır. Ancak spor adı altında ahlaki sınırların ihlal edildiği, vakit israfına dönüşen faaliyetlerden de uzak durulmalıdır.

Dördüncü olarak öğrenciler ailelerine ve topluma faydalı olmayı öğrenmelidir. Ev işlerinde sorumluluk almak, yaşlıları ziyaret etmek, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, gönüllü faaliyetlere katılmak gençlerin karakter eğitimine katkı sağlar. Çünkü İslam sadece bilgi değil aynı zamanda ahlak ve hizmet medeniyetidir.

Ne yazık ki günümüzde bazı çevreler yaz tatilini “sınırsız özgürlük” olarak pazarlamaktadır. Oysa özgürlük sorumluluktan kaçmak değil, doğruyu seçebilmektir. Tatil; ibadetten, ahlaktan ve sorumluluktan uzaklaşma zamanı değildir. Bilakis kişinin kendisini yeniden inşa etme fırsatıdır.

Bugün çocuklarımızı ekranlara teslim edersek yarın değerlerimizi kaybederiz. Yaz tatilini Kur’an’la, kitapla, sporla, aileyle ve faydalı faaliyetlerle değerlendiren bir nesil ise hem ülkemizin hem ümmetin geleceğini inşa edecektir.

Netice itibarıyla yaz tatili sadece bir dinlenme dönemi değil; karakterin, şahsiyetin ve istikametin şekillendiği bir imtihan sürecidir. Tatilin sonunda sadece bronzlaşmış değil; bilgi, ahlak ve iman bakımından da gelişmiş bir gençlik görmek umudu ve duasıyla…