Yarıyıl Tatili: Sadece Dinlenmek Değil, Kendine Dönmek

Abone Ol

Karneler alındı, çantalar bir köşeye bırakıldı. Yarıyıl tatili, öğrenciler için resmen başladı. Kimi için bu tatil uzun bir uyku, kimi için ekran karşısında sınırsız zaman, kimi içinse “hiçbir şey yapmama” özgürlüğü demek. Peki meseleye biraz daha yukarıdan bakarsak, yarıyıl tatili gerçekten sadece bunlardan mı ibaret?

Öğrenciler için tatil, öncelikle niyetleri gözden geçirme zamanıdır. Bir dönem boyunca koşuşturma içinde geçen günlerin ardından durup sormak gerekir: “Ben neden okuyorum? Bilgiyi ne için istiyorum?” Okumasam ne olacak? vs.

İslam’da ilim, sadece diploma için değil; insanın kendini, Rabbini ve hayatı tanıması için öğrenilir. Tatil, bu bilinci tazelemek için güzel bir fırsattır.

Dinlenmek de ibadetin bir parçasıdır. Dinlenmek, insanı hayata daha güçlü döndürmelidir; ondan koparmamalı.

Yorgun bir bedenle verimli bir ilim yolculuğu olmaz. Yorulan bedenin, yoğunlaşan zihnin molaya ihtiyacı var. Ancak dinlenmekle savrulmak arasındaki çizgi çoğu zaman fark edilmeden aşılır. Ekran başında geçirilen saatler “tatil” adı altında meşrulaştırılmamalı. Günleri ekran karşısında tüketmek anlamına gelmemelidir

İslam, ölçüyü sever. Uyku, oyun, eğlence; hepsi yerli yerinde olmalı, hayatın merkezine oturmamalıdır.

Bugün tatil denince akla gelen şey, çoğu zaman sorumluluklardan tamamen uzaklaşmaktır. Alarm yok, ders yok, düzen yok. Oysa İnşirah Suresi, dinlenmeyi bile bir dengeye oturtur: “Bir işi bitirdiğinde diğerine koyul.” Yani boşluk değil, yön değiştirme… Yükten kurtulmak değil, yükü anlamlı hale getirmek.

Öğrenciler için yarıyıl tatili tam da bu ayetin pratiğidir. Dersler bitmiştir ama hayat bitmemiştir. Zihnin yorulduğu yerde kalbin, bedenin, ailenin ve maneviyatın ihmal edilen alanları vardır. İnşirah’ın işaret ettiği ferahlık, ekran başında saatler geçirmekle değil; insanın iç düzenini yeniden kurmasıyla gelir.

Bir diğer önemli nokta ise surenin son cümlesidir: “Yalnızca Rabbine yönel.” Tatilde yönümüz nereye dönük? Daha fazla eğlenceye mi, daha çok tüketime mi, yoksa biraz durup Rabbimizle olan bağımızı güçlendirmeye mi? İnşirah Suresi, rahatlamanın adresini net bir şekilde gösterir: Yön Allah’a dönmeden göğüs genişlemez.

Zaman, insana emanet edilmiş en kıymetli sermayedir. Kur’an-ı Kerim’de “Asr”a yemin edilmesi boşuna değildir. Çünkü insan, çoğu zaman farkına varmadan en büyük kaybını vaktinden verir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), “İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmez: Sağlık ve boş vakit” buyurur. İşte yarıyıl tatili, bu “boş vakit” nimetinin en belirgin örneklerinden biridir. Nasıl değerlendirdiğimiz ise bizim sorumluluğumuzdur.

Yarıyıl tatili, öğrenciler için bir muhasebe vakti olmalıdır. Sadece derslerin değil, alışkanlıkların da muhasebesi… Namazların düzeni, Kur’an’la olan bağ, dilimize ve davranışlarımıza yerleşmiş hoyratlıklar… Okul temposu içinde fark edilemeyen eksikler, tatilin sakinliğinde kendini ele verir. Mesele bu eksikleri görmek ve “sonra bakarız” dememektir.

Yarıyıl tatili, aynı evin içinde ama birbirine uzak yaşayan aile bireylerini yeniden yakınlaştırabilir. Anne-babanın yükünü biraz hafifletmek, büyüklerin duasını almak, küçüklerin dünyasına misafir olmak… Bunlar sınavda sorulmaz ama hayatın en temel derslerindendir.

Sonuç olarak yarıyıl tatili, bir kaçış değil; yeniden bir yöneliş zamanıdır. Dinlenirken şükretmeyi, eğlenirken ölçüyü, öğrenirken niyeti koruyabilen öğrenciler için bu tatil, yeni dönemin en güçlü hazırlığı olacaktır. Çünkü Müslüman için her zaman dilimi, Allah’a biraz daha yaklaşma fırsatıdır.

Zorluk hayatın gerçeğidir ama ferahlık da Allah’ın vaadidir. Tatil ise bu vaadi hatırlamak için bir mola olabilir. Kaçmak için değil; toparlanmak, yön bulmak ve yeniden güçlenmek için… Çünkü gerçek dinlenme, sorumluluktan uzaklaşmakta değil; anlamla buluşmaktadır.