Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, kış lastiği kullanımının sadece cezai müeyyidelerden kaçmak için yerine getirilen yasal bir ödev olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Şener, bu uygulamanın sürücünün kendi can güvenliğinin yanı sıra trafikteki diğer insanların yaşam hakkını savunmaya yönelik bir toplumsal bilinç meselesi olduğunu ifade etti.
Kış lastiği uygulamasının mevcut mevzuatta şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığı yapan ticari araçlar için zorunlu tutulduğunu anımsatan Şener, yasal zorunluluğu olmayan binek araç sahiplerine de kritik uyarılarda bulundu. Yol koşullarındaki riskin araç türü ayırt etmediğini dile getiren Şener, kış şartlarında yaz lastiğiyle trafiğe çıkmanın araç üzerindeki kontrolü ve manevra kabiliyetini ciddi oranda zayıflattığını, bu nedenle özel araçlarda da kış lastiği takılmasının hayati bir önem taşıdığını kaydetti.
“Soğuk havada lastik performansı belirleyici oluyor”
Kış lastiklerinin düşük sıcaklıklara uygun şekilde geliştirildiğini belirten Şener, bu lastiklerin yumuşak kauçuk yapısı sayesinde yol zeminine daha iyi tutunduğunu söyledi.
Hava sıcaklığının 7 derecenin altına düşmesiyle yaz lastiklerinin sertleştiğini ve tutunma kaybı yaşandığını aktaran Şener, kış lastiklerinin kalkış, viraj alma ve frenleme sırasında daha kısa duruş mesafesi sağladığını, özel sırt desenleriyle su, kar ve çamuru daha etkin tahliye ettiğini ifade etti.
“Her M+S ibareli lastik kış lastiği sayılmıyor”
Kış lastiği seçiminde yalnızca “M+S” ibaresine bakılmasının yeterli olmadığına dikkat çeken Şener, 3PMSF (Üç Tepeli Kar Tanesi) işaretinin uluslararası standartları karşıladığını vurguladı. Bu işareti taşıyan lastiklerin kar, buz ve sulu kar zeminlerde frenleme, çekiş ve viraj performansı açısından testlerden geçtiğini belirten Şener, yalnızca M+S işareti bulunan lastiklerin aynı güvenlik seviyesini sunmadığını dile getirdi.
Diş derinliği güvenliğin alt sınırı
Ticari araçlarda kış lastiği diş derinliğinin 4 milimetreden az olamayacağını hatırlatan Şener, bu değerin binek araçlar için de güvenli sürüş açısından alt sınır olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Aşınmış kış lastiklerinin güvenliğini yitirdiğini belirten Şener, diş derinliği yetersiz lastiklerin özellikle fren mesafesini ciddi şekilde uzattığını ifade etti.
“Saklama koşulları da performansı etkiliyor”
Kış lastiklerinin performansının yalnızca kullanım sırasında değil, saklama koşullarına bağlı olarak da değiştiğini belirten Şener, lastiklerin güneş ışığı almayan, serin ve rutubetsiz ortamlarda muhafaza edilmesi gerektiğini kaydetti. Lastiklerin temizlenerek, tercihen vakumlu torbalarda ve kimyasal maddelerden uzak şekilde saklanmasının kauçuk yapının korunması açısından önemli olduğu bildirildi.
“Yola çıkmadan önce araç kontrolleri ihmal edilmemeli”
Kış güvenliğinin sadece lastikle sınırlı olmadığına işaret eden Şener, sürücülerin yola çıkmadan önce araç bakımlarını eksiksiz yapmaları gerektiğini vurguladı. Antifriz, silecekler, cam suyu, aydınlatma sistemleri, sis farları ve lastik hava basınçlarının üretici değerlerine uygun olması gerektiği hatırlatıldı. Ayrıca zincir, çekme halatı, reflektif yelek ve ilk yardım kitinin araçta bulundurulmasının olası risklerde önem taşıdığı belirtildi.
Şener, kış koşullarında güvenli sürüşün temelinin doğru lastik kullanımından geçtiğini vurguladı.