Güncel

Uzmanlardan çocukların ergenliğine ilişkin kritik uyarı!

Psikolog Sinan Sayar, ergenlik döneminde ortaya çıkan şiddet eğilimlerinin bir anda gelişmediğini belirterek, aile içi iletişim eksikliği, ekran bağımlılığı, sosyal medya ve yanlış rol modellerin çocukların davranışlarını doğrudan etkilediğini söyledi.

Abone Ol

Psikolog Sinan Sayar, son yıllarda çocuklar ve gençler arasında artış gösteren şiddet olaylarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Ergenlik döneminde görülen şiddet eğilimlerinin çoğu zaman çocukluk döneminden gelen bazı sorunların sonucu olduğunu ifade eden Sayar, ebeveynlerin çocuklarla yeterli iletişim kurmaması, ekran süresini kontrol etmemesi ve akran zorbalığını fark etmemesinin çocukların içine kapanmasına neden olduğunu belirtti.

Şiddet eğiliminin bir anda ortaya çıkmadığını vurgulayan Sayar, “Ergenlik döneminde şiddet eğilimi bir defadan ortaya çıkmaz, bunun genelde bir geçmişi vardır ve geçmiş dönemden itibaren takip edilmesi gerekir.” dedi.

Ergenlik döneminde çocukların sosyal çevrelerinin genişlediğini ve kendilerini daha fazla ifade etmeye başladığını belirten Sayar, çözemedikleri problemler karşısında iletişim yerine şiddeti tercih etmeye başlayabildiklerini ifade etti. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren problem çözme becerisi kazandırılması gerektiğini söyleyen Sayar, ailelerin bu süreçte belirleyici role sahip olduğunu kaydetti.

Ailenin çocuğun ilk eğitim alanı olduğunu belirten Sayar, çocukların iletişim kurma ve sorun çözme yöntemlerini büyük ölçüde aileden öğrendiğini ifade etti. Ergenlik döneminde hormonal değişimlerle birlikte çocukların kendilerini daha depresif hissedebildiğini belirten Sayar, toplumdan uzaklaşan çocukların zamanla daha marjinal gruplara yöneldiğini söyledi.

Özellikle sosyal medya platformları ve bazı çevrim içi gruplarda yapılan paylaşımların çocukları şiddete özendirdiğini ifade eden Sayar, Discord ve Telegram gibi platformlarda çocukların farklı kimliklerle kendilerini ifade etmeye çalıştığını ve bunun kişilik çatışmalarına neden olabildiğini dile getirdi.

“Ergenlik dönemi ile beraber şiddet eğilimleri fazlalaşıyor”

Şiddet eğiliminin bir defada ortaya çıkmadığını belirten Sayar, “Ergenlik döneminde çocukların şiddet eğilimine yönelmesinin sebebi, onun bir geçmişi olmasıdır. Ebeveynler olarak bizler çocuklarımız için gereken özeni göstermediğimizde, örnek olarak ekran süresine dikkat etmediğimizde, aile içerisinde iletişimine dikkat etmediğimizde, eğer çocuklarımız akran zorbalığına uğruyorsa bunu fark etmediğimizde çocuklarımız gitgide içine kapanıyor ve ergenlik dönemi ile beraber şiddet eğilimleri fazlalaşıyor. Ergenlik döneminde şiddet eğilimi bir defadan ortaya çıkmaz, bunun genelde bir geçmişi vardır ve geçmiş dönemden itibaren takip edilmesi gerekir. Ergenlik dönemine geldiğimizde ise ergen olan kişilerin sosyal iletişimlerinin fazlalaşması ile beraber arkadaş ortamlarında kendilerini ifade etmeleri, şu sorunlarından daha fazla bahsetmeye başlıyorlar. Ta ki bazı problemler çözülemeyene kadar çözüm yöntemi olarak çocuk iletişim kurmak yerine şiddete başvurduğu zamanlar genel itibariyle çocuklukta zaten vardır ama ergenlik döneminde artık bu durum gözle görülür bir hale geliyor ve kişiler sorununu çözemediğinde şiddete başvuruyorlar.” diye konuştu.

“Aile çocuğun ilk eğitim yeri”

Ailelerin çocuklarına problem çözme yeteneğini kazandırması gerektiğini belirten Sayar, “Ergenlik döneminde olan bir çocuğumuzun şiddet eylemi olup olmadığını şöyle algılayabiliriz; çocukluktan itibaren bizler ebeveynler olarak çocuklarımıza problem çözme yeteneğini kazandırmamız gerekiyor. Bizler problem çözme yeteneğini kazandırmadığımız zaman çocuklarımız ilk karşılaştığı problemde onu çözmek yerine, problem çözme yeteneği olmadığı için onunla daha farklı bir şekilde yüzleşmeyi seçiyorlar ve şiddet de bunlardan bir tanesi. Geçmiş dönemde size bahsettiğim gibi ailenin çok önemli bir rolü var. Çünkü aile, çocuğun sizin de söylediğiniz gibi ilk eğitim yeri. Bununla birlikte ailenin çocuğa nasıl bir kişilik kazandırdıysa iletişime geçme yöntemi olarak, problem çözme yöntemi olarak bunlara dikkat etmesi gerekiyor. Aile bunlara dikkat etmediği takdirde ilerleyen dönemde çocuklar psikolojik açıdan kendilerini depresif hisseder. Zaten ergenlik döneminde bu hormonlar salgılanıyor. Bu hormonların farklı salgılanması ile beraber çocuklarımız birçok ilki yaşamış oluyorlar. Depresif hissetme ile beraber toplumdan asosyalleşme oluyor ve bu asosyalleşmeyle beraber daha marjinal gruplara kayıyorlar. Marjinal gruplara kaymayla beraber, ki burada söylemler çok daha fazla olduğu için, paylaşımlar yapıldığı için çocukların şiddet eğilimi çok daha fazlalaşıyor.” ifadelerine yer verdi.

“Çocuklardaki o şiddete özendirilme seviyesi artıyor”

Dizilerde ve oyunlarda silah ve öldürme gibi yollarla sorunların çözüldüğünü gören çocukların, çözüm yöntemi olarak şiddeti gördüğünü ifade eden Sayar, “Sosyal medya ve oyunlar noktasına baktığımızda, az önce bahsettiğim gibi bazı grupların paylaşımıyla beraber çocuklardaki o şiddete özendirilme seviyesi artıyor. Bildiğiniz üzere Discord ve Telegram gruplarında ergenlerin kendilerine daha yakın hissetmiş olduğu arkadaşlarla beraber kurmuş olduğu gruplar oluyor ve bu gruplar paylaşım yaparken genelde hem zor bağlanmamak için onlar gibi davranmaya çalışıyor. Bununla beraber çocuk bir kişilik bölünmesi yaşıyor. Tabii bu teknoloji bağımlılığı ile beraber gelen sosyal medya ayağı. Bir de bunların oyun kısmına bakmamız gerekiyor ve dizi-televizyon kısmına bakmamız gerekiyor. Televizyon kısmına baktığımız zaman, az önce size bahsettiğim problem çözme yeteneği yerine silah, kavga, çatışma, vurarak ve kırarak çözüm yoluna başvuruyor ve televizyon dizileri bir şekilde sorunları çözme yöntemi olarak bunu gösteriyor. Çünkü çocuk televizyonda, dizilerde, filmlerde bunu izlerken sorunların çözüldüğünü fark ediyor.” ifadelerini kullandı.

“Çocuklar bu tür oyunlarda duyarsızlaştırılıyor”

Gençlerimizin oynadığı oyunlarla ve izledikleri dizelerle duyarsızlaştırıldığını dile getiren Sayar, “Sorun çözme yöntemi olarak kaba kuvvet kullanmak ilk seçenek yerine geliyor. Dizilerden sonraki süreç ise oyunlar. Özellikle aksiyon oyunları bildiğiniz gibi PUBG gibi bir sürü oyun var. Bunun devamına Counter Strike gibi oyunları verebiliriz. Silahların kullanıldığı, insan öldürmenin çok daha kolay göründüğü, sanki hiçbir şey yapmıyormuş gibi hatta bıçakla öldürmenin çok daha fazla özendirildiği bazı oyunlar var ve çocuklar bu tür oyunlarda duyarsızlaştırılıyor. Ergen gençlerimizde, çocuklarımızda bu tür oyunlar oynayarak gitgide duyarsızlaşıyor. Bu tür durumlara karşı ve bunların normal bir şey olduğunu zannediyorlar. Geçtiğimiz dönemlerde meydana gelen bazı olayların birçoğu ölümle sonuçlandı. Evet, bunun temelinde çocuklar bunları yaparken sanki oyundaymış gibi düşüncelerinin var oluşu topluma yansıdı. Bu yüzden teknoloji bağımlılığının, ekranın ve ailenin aslında ne kadar önemli bir üçgen olduğunu, bunları ne kadar sınırlı kullanmamız gerektiğini ve ne kadar bilinçli kullandırmamız gerektiğini gördük. Buradan belki de yöneticilere ve kanal sahiplerine bir mesaj olur; silahlanmayı biraz daha özendirmemek adına televizyonlardaki dizilerde ve filmlerde silahlı sahnelerin biraz azaltılması bizleri çok daha iyi bir noktaya getirecektir.” şeklinde konuştu.

“Şiddet eğilimi üzerine seminerler verilmeli”

Çocuklarımıza şiddetin yanlış olduğunu ve çözüm olmayacağını söylememiz gerektiğine dikkat çeken Sayar, “Aile, evin içerisinde çocuğun şiddete eğilimi olup olmadığını zaten fark ediyordur. Anne babayla konuşurken bağırmaları, ses yükseltmesi hatta anne babaya ve kardeşe karşı gösterilen şiddet ile zaten bunu fark edebiliyoruz. Bizlerin ebeveyn olarak yapması gereken şey, çocuğu etiketlemek ve onu daha da körüklemek yerine belki de bir psikolojik destek almasını sağlamak, onu farklı aktivitelere yönlendirmek, belki de arkadaş ortamını değiştirmek çok daha iyi olacaktır. Eğitimciler noktasında ise aslında yapmamız gereken çok daha farklı şeyler var. Okul içerisinde bir öğretmen, anne babasından önce çocukların şiddet eğiliminin olup olmadığını çok daha rahat fark edebilir. Çünkü okul ortamı anne babanın olmadığı, otoritenin olmadığı bir ortam. Her ne kadar öğretmenlerimiz otoriter olsa da çocukların anne ve babasından çok daha az otoriter olarak görülüyor. Öğretmenlerin kendi doğal ortamında çocuklarda bunu fark etmesiyle beraber kesinlikle rehberlik servisi ile acilen iletişime geçilmeli. Çocuğa olabildiğince çabuk bir şekilde şiddetin ne kadar yanlış bir şey olduğu, çözüm noktası olmayacağı öğretilmelidir. Bunun haricinde bunlardan daha önce yapılması gereken önleyici bir çözüm olarak şunu söyleyebiliriz; okullarımızda psikologlar tarafından verilecek olan şiddet eğilimi üzerine eğitimler ve seminerler düzenlenmeli. Bunun televizyonlarda ne kadar normalleştirildiği konuşulurken bizim de aslında şiddetin ne kadar anormal olduğu üzerine bazı seminerler verip kişileri bilinçlendirmemiz gerekiyor ki çocuklarımız bu noktada çok daha iyi verim verebilsinler.” dedi.