Kanada'daki Toronto Üniversitesi'nde görev yapan evrimsel antropolog David Samson, uyurgezerliğe ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, bu durumun büyük ölçüde insanlara özgü bir uyku bozukluğu olduğunu ve temelinde genetik yatkınlığın bulunduğunu söyledi.

Samson'a göre uyurgezerlik, REM dışındaki derin uyku evresinde meydana geliyor. Bu sırada beynin hareketleri kontrol eden bölgeleri aktif hale gelirken, bilinç, hafıza ve karar verme merkezleri uykuda kalmaya devam ediyor. Bu nedenle kişi merdiven çıkmak, kapı açmak ya da karanlıkta yürümek gibi karmaşık hareketleri bilinçsiz şekilde gerçekleştirebiliyor.

Araştırmacı, uyurgezerliğin belirli bir amaca hizmet eden bir davranış olmadığını, insanın uyku düzenindeki nadir bir aksaklık olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bilim insanları henüz uyurgezerlikten sorumlu geni tespit edemese de yapılan araştırmalar, kalıtsal etkinin güçlü olduğunu gösteriyor. Ailede uyurgezerlik öyküsü bulunmayan çocuklarda görülme oranı yüzde 22 iken, ebeveynlerden birinde bu durumun bulunması halinde oran yüzde 47'ye, her iki ebeveynde de görülmesi durumunda ise yüzde 61'e yükseliyor.

Uzmanlar ayrıca uykusuzluk, yüksek ateş, stres, alkol tüketimi, bazı ilaçlar ve çeşitli uyku bozukluklarının uyurgezerlik nöbetlerini tetikleyebileceğine dikkat çekti.

Araştırmacılar, özellikle genetik yatkınlığı bulunan kişilerin bu risk faktörlerinden mümkün olduğunca uzak durmasının uyurgezerlik ataklarının görülme olasılığını azaltabileceğini belirtti.

Muhabir: Muhammed Mahsum Tuna