Uykusuzluğun (insomnia), beynin gece saatlerinde “kapanmasını” engelleyen gecikmiş sirkadiyen ritimlerden kaynaklanabileceği belirlendi.
Avustralyalı bilim insanları, kronik uykusuzluğun beynin 24 saatlik içsel zihinsel aktivite döngüsündeki bozulmalardan kaynaklanabileceğine dair güçlü kanıtlar ortaya koydu. Bulgular, bazı insanların fiziksel olarak yorgun olsalar bile geceleri neden “kapanmakta” zorlandıklarını açıklıyor.
University of South Australia (UniSA) araştırmacıları tarafından yürütülen ve Sleep Medicine dergisinde yayımlanan çalışmada, uzun süreli uykusuzluk yaşayan kişilerle sağlıklı uyuyan bireylerin gün boyunca düşünce örüntülerinin nasıl yükselip düştüğü incelendi. Bu araştırma, günlük bilişsel ritimleri bu şekilde haritalandıran ilk çalışma olma özelliğini taşıyor.
Uykusuzluk, nüfusun yaklaşık yüzde 10’unu ve yaşlı yetişkinlerin üçte birine kadarını etkiliyor. Bu kişiler geceleri zihinlerinin aşırı aktif olduğunu ya da sürekli düşüncelerle meşgul olduğunu ifade ediyor.
Gece zihinsel uyanıklık hali sıklıkla “bilişsel aşırı uyarılma” (cognitive hyperarousal) olarak tanımlansa da, bunun altında yatan neden bugüne kadar netleşmemişti. Araştırmacılar, uykusuzluğun temel özelliklerinden biri olan geceleri zihni sakinleştirmekte zorlanmanın, vücudun iç zamanlayıcısı olan sirkadiyen ritimdeki anormalliklerle bağlantılı olup olmadığını test etmeyi amaçladı.
Bu amaçla ekip, 16’sı uykusuzluk yaşayan, 16’sı sağlıklı uyuyan toplam 32 yaşlı yetişkin üzerinde kontrollü bir laboratuvar deneyı gerçekleştirdi. Katılımcılar 24 saat boyunca uyanık halde yatakta tutuldu. Dış zaman ipuçları ve günlük rutinler ortadan kaldırılarak beynin doğal iç ritmine odaklanıldı.
Katılımcılar loş ışıklı bir ortamda kaldı; yiyecek alımı ve fiziksel aktiviteleri sıkı şekilde kontrol edildi. Her saat başı, düşüncelerinin tonu, niteliği ve kontrol edilebilirliği hakkında ayrıntılı formlar doldurdular. Böylece zihinsel aktivitenin gün ve gece boyunca nasıl değiştiği haritalandırıldı.
Hem sağlıklı uyuyanlar hem de uykusuzluk yaşayanlar, zihinsel aktivitede belirgin sirkadiyen örüntüler gösterdi. Aktivite öğleden sonra zirveye ulaşıyor, sabahın erken saatlerinde ise en düşük seviyeye iniyordu.
Ancak uykusuzluk grubunda önemli farklılıklar ortaya çıktı.
Çalışmanın baş araştırmacısı UniSA’dan Prof. Kurt Lushington, “İyi uyuyanlarda bilişsel durum gündüz problem çözmeden gece zihinsel kopuşa doğru öngörülebilir şekilde kayarken, uykusuzluk yaşayanlarda bu düşüş yeterince güçlü gerçekleşmedi” dedi.
“Düşünce örüntüleri, beynin sakinleşmesi gereken gece saatlerinde bile gündüz benzeri bir düzeyde kaldı.”
Ayrıca bu grubun bilişsel zirve zamanının yaklaşık 6,5 saat geciktiği tespit edildi. Bu durum, iç saatlerinin gece geç saatlere kadar uyanık ve tetikte kalmayı teşvik ettiğini gösteriyor.
Prof. Lushington, “Uyku sadece gözleri kapatmak değildir. Beynin hedef odaklı düşünceden ve duygusal katılımdan kopmasıdır” dedi.
“Çalışmamız, uykusuzlukta bu kopuşun zayıfladığını ve geciktiğini gösteriyor. Muhtemelen bu durum sirkadiyen ritim bozukluklarından kaynaklanıyor. Sonuç olarak beyin gece ‘kapanma’ sinyallerini güçlü biçimde alamıyor.”
Çalışmanın ortak yazarı UniSA’dan Prof. Jill Dorrian ise bulguların yeni tedavi seçeneklerine kapı araladığını belirtti.
“Zamanlanmış ışık maruziyeti ve yapılandırılmış günlük rutinler gibi sirkadiyen ritmi güçlendiren müdahaleler, düşünce örüntülerindeki doğal gündüz-gece değişimini yeniden sağlayabilir” dedi.




