Dünya kamuoyu ve uluslararası hukuk tarafından soykırım suçuyla, abluka, açlık, tedriç ve vahşetlerle bir halkı korkunç şekilde yok eden Siyonist terör devletine gitmiyorduk. Biz Filistin’e, Gazze’ye, insanlığa gidiyorduk. Yelkenlerimizi açmış, ellerimizi açmış dualarla, arzularla, dirençle, dirayetle gidiyorduk.
Ablukayı yıkmaya, kardeşlerimize ulaşmaya onların huzurunda sizin adınıza utanmaya gidiyorduk.
Ne mi götürüyoruz
Utancınızı.
UCM’nin, BM’nin İnsan Haklarının, DSÖ’nün-WHO’nun, batının, doğunun, Asya’nın ve sessiz kalan tüm devletlerin utancını.
Yapmanız gerekenleri yapmadığınızdan dolayı… Sessiz ve seviyesiz bekleşmenizden… Uluslararası diplomatik fobinizden, siyasi çıkarlarınız ve ekonomik kaygılarınızdan… İktidar, koltuk sevdanızdan ve dahası sömürülmüşlüğünüzden dolayı bir türlü gösteremediğiniz şu insanlığınızı heybemize alıp biz yola revan olduk.
Garantörlerin gözleri önünde her gün işlenen ihlal ve canavarlıklar, barış konseyinin atamadığı bir tek adımdan, dünyanın süper güçlerinin akan kardeşkanımızdan devşirmeye çalıştıkları süper kazançlarından ve daha yüzlerce insafsızlık ve gayretsizliklerinizden dolayı utancınızı da alıp yelkenlerimizi açtık.
Kapatılamamış kanlı üsler, (persona non grata) edilememiş vahşiler, istenmeyen adam ilan edilememiş aşağılık temsilciler, parasal kaygılar, ABD’nin dostluğunu yitirme anksiyetesi… Tamamı utanç, sırf utanç…
Bu utancınızı taşımaktı gayemiz Gazze’ye. Varamazsak da insan kalırız, insanlığa hakkı haykırmış oluruz…
Dünyanın hür ve vicdanlı tüm insanları namına, destek ve dualarıyla şu kızarmaz yüzünüze baka baka seyri sefer eyledik.
Biliyoruz sizin nezdinizde yanlış yaptık. Devletler arası hukuk vb. safsatalarınız… İnsanlık, hak ve adalet için ayağa kalkamayan devletlerin hukuku mu olurmuş…
Hatta şu barış konseyinin yayımladığı bildiriye göre sanal bir popülistlik içindeymişiz… Bu bildiriye imza atan tam on iki İslam ülkesi bile var… Ne diyelim? Bu derece gaflet ve meskenet içinde kalmışlığınız kalbinizi kararttığı gibi ferasetinizi de karartmıştır. Yoksa silah zoruyla bile attırılamaz imzalar.
Utancınızı götürmek istedik ancak; yüreğimizden, canımızdan iki parçayı kopardılar bizden. Thiago de Avila ve Saif Abu Keshek.
Kızına gönderdiği o duygu dolusu mektubunda insanlığı ve insan kalmayı öğütleyen İletişim Bilimci, İklim ve İnsanlık aktivisti… Şu aşağılık Siyonistlerce esir alındığından dolayı Annesinin cenazesine katılamayan İnsan…
Saif. Barselona’da yaşayan Filistinli aktivist, yirmi yılı aşkındır Mescid-i Aksa’nın acılarını paylaşan… Global Sumud Flotilla’nın sendikacı sözcüsü…
Aşkelon’daki Shikma vahşet merkezinde esir tutulan bu iki kahraman, bu iki insan… Sırf sizin utancınızı taşımak adına onca zorluklara göğüs gererken, sizlerin halen sessizce izleyen devlet oluşunuz gerçekten utanç verici bir durumdan da öte bir şey.
Bu olup bitenlerin tümüne rağmen dünya halkları artık Siyonist işgal rejiminin yok olmasını istiyor. Biliyor ki ancak ve ancak bunların yok oluşuyla insanlık var olacaktır.
Bu nedenle yüzlerce kez Özgürlük Filoları’nı engelleseler de, binlerce hür yürekli aktivisti esir de etseler sonuç değişmeyecek. Siyonizm artık sonun başlangıcını aşmıştır. Yok olmak hatta ebedi bir yok oluş yolunda hızlıca ilerlemektedir. Bu gerçek iki kere iki dört eder kadar nettir.
Gelecek de elbet gelecek. Ve gelecek her zaman zalimlerin sonunu getirecek.
Biiznillah Rabbim, Şehid Şeyh Ahmet Yasin’i mahcup etmeyecek ve Siyonsoykırımcıları en geç 2028’de yok olup gidecek.