Ümmet kavlî, dünya küfür ve zulmüyse fiili dua makamında! Mesele basit…
Ermeni; Azerbaycan Türklerinin beşte bir toprağını işgal etmiş; katliamla bir milyonu göç ettirmiş; kadim İslami mirası harab etmiş; dışardan göçlerle ermeni nüfus takviyesi yapmış; her ilin en büyük camisini 'domuz ahırı' yapmış! Durmamış; tacizler, tecavüzler yapmış!
Nihayet beterini yaşatmak için yeni işgaller yaparken; Azeri Türk'ü 30 yılık Fetret Devrini aşarak topraklarını kazanmaya başlamış!
Başlamış ama mesele bu da değil!
Devlet Bahçeli, grup toplantısında; Azerbaycan'ın haklı davasını da vesile ederek, 'Oğuz milletinden, Turan Coğrafyasının sessizliğinden..' yakınmıştı. Buna, Ümmeti de ben ekleyeyim!
Minsk Grubu'nun şahsında açıkça Ermeni'yi destekleyen bir cephe var. Masada, kasada, cephede Ermeni işgalinin tercümanları… Medeniyetin bu 'Tek Dişli Canavarları;' bu halleriyle de tam otuz yıl Karabağ işgali için masada çözüm aramışlar(!?) Sevr ve Mondros gibi…
Ne mi yapmışız?
Merhum Özal'ın 'Ermenistan'a iki top güllesi düşse ne olur' dediğini hatırlıyorum ama yetmedi.
Mısır, Hicaz Beylikleri; ABD'nin nezdinde Yahudi'yle; anlaşmalar, ittifaklar, asrın projelerini imzalama yarışındalar!! Haç ve Havra'nın şövalyeliğine soyunmuş; kendi masum halklarının en haklı isteklerini dahi en ağır şekilde cezalandırarak; iman ve izandan çıkmışlardır. Bunlar, onuru bilmeyenlerden(?!). bunlara 'Bir kere yazıklar olsun!'
Bir de işi bilen İran İslam Cumhuriyeti(!) var. Anayasasında; 'İslami hareket ve yapıların; mazlum halkların; cihad cephelerinin; işgal diyarlarının.. desteklenmesi' yazılı olan bir devlet.
İşgal topraklarındaki her ilin en büyük camisini 'domuz çiftliğine' çeviren Ermeni'nin işleyen tek gümrük kapısı oluyor! Yüz yıl komünizmin prangasıyla dinden imandan edilen Azerbaycan'ın, ahıra çevrilen camilerde okuttuğu ezanların ne anlama geldiğini bilmiyor mu? Azeri Türkü'nün kendini bulması için daha fazla destek olması gerekmez mi?
Bu işte, korkaklığın ötesinde; beter hesap ve korkuların olduğu açık! Bu yüzden de 'yedi kere yazıklar olsun!'
Turan illerindeyse sessizlik ve sükûnet… Ölü toprağı serpilmiş. Ötüken ormanlarında dumansız bir yangın… 'Çin'e, ipekli kumaşlara meyledenlerin; düşmanla uzlaşanların… helak olacağını…' öğütleyen Orhun Abideleri nerde? Nerde at sırtında Yecüc ve Mecüc'ün bentlerini yıkan Şehsuvarlar?
Semerkant, Buhara, Taşkent, Kaşgar, Hocend'in irfan çeşmeleri akmıyor! İslam ordularıyla Çin arasında kaldığında İslam'ı seçen, İslam için savaşan Karahanlı Abdülkerim Satuk Buğra Han, Gazneli Mahmud'un ayak izleri nerde?
Türkiye; imkan ve kabiliyetini aşan sınırları zorlarken; baraj sorunu olan zihniyetlerin red ve inkarcı Kemalizm'in ilkelerine takılıyor. Ana haberlerin yarısını, uğraştığı Kürt Ulusalcıların muzırlarına ayıran Türkiye; sürekli ayağına dolanan Kürt Meselesi'ne, 'yok' muamelesi yapıyor; İttihatçıların şeytanlaştırdığı Kürdistan'ı, Haçlı istihbaratlarının 'orantısız güçlerine ve olmayan insaflarına' terk ediyor.
Mesele aslında 'aşık ve maşuk arasındaki NÂZ gibi umuda, vuslata yakın!' ama 'yok' kelimesi, tarafeynin basiretini kilitlemiş! Sevenlerin 'rehavet, gafletleri ve egoları..' bozgunculara alan açmıştır.
'Bende yok sabr u sükun, sende vefadan zerre
İki yoktan ne çıkar, fikredelim bir kerre' (Nabi).
Dilbilimde; İki 'yok'tan evet' çıkar. 'O dükkanda yok yoktur' gibi (Her şey vardır). Şairin deyimiyle; 'var' olan 'aşkı' görmek için 'fikretmek' (düşünmek) gerekir ama Mem ile Zîn'in aşkına, Bekoyé 'Ewan'ın fesadı girmiş
'Önce naz sonra söz ve sonra hile/ Sevilen seveni düşürür dile/ Seneler asırlar değişse bile/ Eski töre bozulmuyor Mihriban'(A. Karakoç)
'Mü'minler ancak kardeştir' amma Türk bile Türk'ü 'Rum'a, Ermeni'ye..' kurban ediyorsa ciddi bir sorunumuz vardır. Bahçeli haklı ama Kıbrıs ve Turan İlleri'nin; sekülerizm ve paraleli olan Kemalizm'le düşmana taraf gittikleri, gidecekleri ortada!
Türk fikir adamlarından Tatar İ. Gaspıralı birliği; 'Dilde, fikirde, işte birlikte' görmüş ama bunun yetmediği de ortada! Semerkant ve Buhara'nın irfanına dönmek farzdır.
1974 harekatında, Kıbrıs'ta Rumlara direnen 'mücahitlerden' gururla bahsediyorduk. Sonrasındaysa; bu direniş ruhu, değerler ve kadim bağlar; red ve inkarcı seküler Kemalizm'e yaman dövdürüldü...
Sonuç; Rumları Türk'e tercih eden gayrimeşru bir doğum. SSCB'den kopan Turan illerinin Türki Cumhuriyetleri de aynı.
Dermanımız, derdimizde. Yani yüz tekrar ile düştüğümüz hatalarımızda. Hakikatte bu gün, dünden daha iyi, daha güzel ve başarıya daha yakınız.
Tevhid, yaşadığımız tefrikanın hemen arkasında.
Vuslatın şafağındayız ama Adl-i İlahî, 'hak edeceğimiz günler' için bekletiyor! Said-i Kûrdî'nin kulakları çınlasın!
'Dedi: İslam parça parça olmuş. Dedim: Tahsile gitmişler. İşte Hindistan, İslam'ın müstaid bir veledidir; İngiliz mekteb-i idadîsinde çalışıyor. Mısır, İslam'ın zeki bir mahdumudur; İngiliz mekteb-i mülkiyesinden ders alıyor. Kafkas ve Türkistan, İslam'ın iki bahadır oğullarıdır; Rus mekteb-i harbiyesinde talim alıyor.... Yahu, şu Asılzade Evlat; şehadetnamelerini aldıktan sonra, her biri bir kıt'a başına geçecek..."(Tarihçe-i Hayat) Wesselam.