Amnesty International (Uluslararası Af Örgütü), Tunus’ta sivil toplum alanına yönelik artan baskılara sert tepki göstererek, insan hakları kuruluşlarını hedef alan uygulamaların derhal durdurulmasını istedi.
Örgüt, Tunus makamlarının son olarak Tunisian League for Human Rights (Tunus İnsan Hakları Ligi) faaliyetlerini bir ay süreyle askıya alma kararını eleştirerek, bu adımın ülkede bağımsız sesleri susturmaya yönelik daha geniş bir politikanın parçası olduğunu belirtti.
“Karar derhal geri çekilmeli”
Uluslararası Af Örgütü, yetkililere çağrıda bulunarak, insan hakları liginin faaliyetlerini askıya alma kararından ve bağımsız dernekleri hedef alan tüm uygulamalardan derhal vazgeçilmesini talep etti.
Tunus makamları geçen hafta, herhangi bir gerekçe açıklamadan İnsan Hakları Ligi’nin faaliyetlerini bir ay süreyle durdurma kararı almıştı. Lig ise kararı “siyasi, haksız ve keyfi” olarak nitelendirerek yargıya başvuracağını duyurdu.
“Sistematik baskının parçası”
Örgüt, yaptığı açıklamada, İnsan Hakları Ligi’ne yönelik adımın tekil bir karar olmadığını, sivil topluma yönelik sistematik baskının bir parçası olduğunu vurguladı.
Açıklamada, bağımsız kuruluşların hedef alınmasının ciddi bir tırmanış anlamına geldiği ifade edilerek, tüm dernek ve kuruluşların özgür ve bağımsız şekilde faaliyet göstermesinin güvence altına alınması gerektiği belirtildi.
Gözaltılar ve mali kısıtlamalar
Uluslararası Af Örgütü, son dönemde yaşanan gelişmelerin daha geniş bir baskı kampanyasının parçası olduğunu belirterek, keyfi gözaltılar, insan hakları savunucularının tutuklanması, mal varlıklarının dondurulması ve gerekçesiz bankacılık kısıtlamalarına dikkat çekti.
Örgüte göre, bazı derneklerin faaliyetleri “şüpheli yabancı finansman” veya “ulusal çıkarların korunması” gerekçesiyle askıya alınıyor.
Açıklamada, 2025 yılı Kasım ayına kadar geçen dört aylık süreçte en az 14 yerel ve uluslararası kuruluşun faaliyetlerinin 30 gün süreyle askıya alındığı, birçok kuruluşun da bankacılık kısıtlamaları nedeniyle çalışamaz hale geldiği belirtildi.
Geçtiğimiz yıl ise, aralarında Tunisian Forum for Economic and Social Rights ve I Watch Organization’ın da bulunduğu sivil toplum kuruluşlarına yönelik yabancı finansman soruşturmaları başlatılmış, 47 dernek kapatılmış ve 36 derneğin mal varlığı dondurulmuştu.
“Korku ortamı oluşuyor”
Uluslararası Af Örgütü, sivil toplum faaliyetlerinin kriminalize edilmesi ve mali denetim mekanizmalarının baskı aracı olarak kullanılmasının toplumda genel bir korku ortamı yarattığını vurguladı.
Bu tür uygulamaların, 2011 devriminin en önemli kazanımlarından biri olan bağımsız sivil alanı tehdit ettiği ifade edildi.
Yeni hedefler ve yargı süreçleri
Örgüt, ayrıca Al-Khat Association ve Manamati Association hakkında açılan kapatma davalarını da yakından takip ettiğini belirtti.
Açıklamada, bu adımların ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı ve kamuoyunun bilgiye erişim hakkını tehlikeye attığına dikkat çekildi.
Uluslararası Af Örgütü, sivil toplum kuruluşlarına yönelik karalama kampanyalarının ve kışkırtmaların da son bulması çağrısında bulundu.
Tutuklu hak savunucularına özgürlük çağrısı
Örgüt, insan hakları savunucuları ve sivil toplum çalışanlarına yönelik tüm gözaltı ve yargılamaların sona erdirilmesini talep etti. Bu kapsamda, Saadia Mosbah başta olmak üzere tutuklu bulunan isimlerin serbest bırakılması çağrısı yapıldı.
Manamati Derneği Başkanı Mosbah’ın Mayıs 2024’ten bu yana cezaevinde olduğu, göçmen hakları alanında faaliyet gösteren aktivistlere yönelik operasyonlar kapsamında tutuklandığı belirtildi.
Savunma ekibine göre, söz konusu davalarda verilen hapis cezalarının toplamı 20 yılı bulurken, Mosbah hakkında 8 yıl hapis cezası verildi.




