Uranyum vadeli işlem fiyatları yükselişini sürdürüyor ve libre başına 89 ABD dolarına yaklaşarak, 2024 yazından bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaşıyor.
Uranyuma talep neden artıyor?
Borsa verilerine göre, uranyum piyasası üst üste ikinci ayda da pozitif bir ivme sergiledi. Bu yükseliş; yatırım fonlarının artan ilgisi ve nükleer yakıta yönelik uzun vadeli talep beklentilerinin güçlenmesiyle ilişkilendiriliyor.
En büyük uzmanlaşmış fonlardan biri olan Sprott Physical Uranium Trust, 2025’in üçüncü çeyreğinde alımlarını 2,3 milyon libreye çıkardı.
Uranyum piyasasında likiditenin sınırlı olması nedeniyle, bu tür yoğun alımlar fiyatlarda sert yükselişlere yol açabiliyor. Ek bir faktör olarak, ABD’nin stratejik uranyum rezervlerini genişletme kararı öne çıkıyor. Bu karar, Rusya’dan yapılan ithalatın kısıtlanmasıyla azalan arz ortamında alındı.
ABD’li yetkililer, artan elektrik talebini karşılamak için nükleer enerjinin kilit rol oynadığını düşünüyor. Rusya halen ABD’deki nükleer santrallerin zenginleştirilmiş uranyum ihtiyacının yaklaşık %25’ini karşılıyor. Bu tedarikin ani şekilde kesilmesi ve yerine ikame bulunamaması, enerji dengesi açısından ciddi riskler doğurabilir.
Dünya Nükleer Birliği’ne göre, küresel uranyum talebinin 2030’a kadar yaklaşık üçte bir oranında artması bekleniyor.
Yapay Zeka
Yapay zeka kullanımındaki hızlı artış, elektrik tüketiminde keskin bir yükselişe neden oldu. Bu durum, nükleer santrallerin temel yakıtı olan uranyuma olan talebi de artırdı. Yapay zekadaki hızlı gelişim, hem veri merkezleri sektörünü hem de nükleer yakıt piyasasını doğrudan etkiliyor.
Analistlere göre, küresel uranyum talebi 2040’a kadar neredeyse iki katına çıkarak yıllık 150 bin tona ulaşacak. Aynı dönemde, küresel nükleer enerji üretim kapasitesinin 746 gigavata yükselmesi bekleniyor. Bu rakam, mevcut seviyelerin yaklaşık iki katına denk geliyor.
Madencilikte darboğaz
Sektör, nükleer enerjiye ilginin azaldığı önceki yılların etkilerini hala yaşıyor. Bu dönemde birçok şirket yatırımlarını azalttı ve yeni maden sahalarının geliştirilmesini askıya aldı. Sonuç olarak piyasa bugün büyük ölçüde mevcut rezervlere bağımlı hale geldi. Bazı aktif madenlerin ise önümüzdeki on yıl içinde rezervlerini tüketmesi bekleniyor.
Ancak yüksek fiyatlar tabloyu değiştirmeye başladı. Şu anda uzun vadeli uranyum sözleşmeleri libre başına yaklaşık 88 dolar seviyesinden imzalanıyor; bu rakam, 2000’li yılların sonundaki fiyat zirveleriyle örtüşüyor. Uzmanlar, fiyatların daha da yükselmesinin mümkün olduğunu belirtiyor.
Nükleer yakıt tüketiminin istikrarlı olması ve uranyumun toplam üretim maliyetleri içindeki payının düşük olması, sektörü yatırımcılar açısından cazip kılıyor. Bu durum, büyük yatırım fonları ve özel piyasa aktörlerinin artan ilgisini beraberinde getiriyor.
Nükleer enerjinin en önemli özelliklerinden biri, yakıt tüketiminin istikrarlı olmasıdır. Tek bir yakıt döngüsü, reaktörün uzun süre kesintisiz çalışmasını sağlar.
Ayrıca uranyum, nükleer santrallerde üretilen elektriğin maliyetinin beşte birinden daha azını oluşturur. Buna karşılık kömür ve gazla çalışan santrallerde yakıt maliyetleri, toplam maliyetin çok daha büyük bir bölümünü kapsar.
Bu koşullar altında, uranyum madenciliği, işlenmesi ve bakım faaliyetlerinde bulunan şirketlere yönelik yatırımcı ilgisinin sürmesi bekleniyor.
Genel olarak nükleer enerji, bazı ülkelerdeki kamuoyu tartışmalarına rağmen, düşük karbonlu geleceğin enerji sisteminin temel unsurlarından biri olarak giderek daha fazla görülüyor.
Uzmanlar, Avrupa ve Asya’daki temiz enerji yatırımlarına, ayrıca küçük modüler reaktörlerin (SMR) rolüne dikkat çekiyor. Bu reaktörlerin, proje maliyetlerini düşürmesi ve inşaat sürelerini kısaltması bekleniyor.
Sektördeki toparlanmanın diğer göstergeleri arasında eski nükleer santrallerin yeniden devreye alınması, büyük şirketlerle imzalanan kapsamlı anlaşmalar ve yapay zekâ veri merkezlerine enerji sağlama planları yer alıyor.
Kısa vadede uranyum şirketlerinin kazançlı çıkması beklenirken, uzun vadede jeotermal enerji ve nükleer füzyon gibi alanların da umut vadeden alternatifler olabileceği ifade ediliyor.
Türkiye'de var mı?
Türkiye’de bilinen uranyum yatakları başta Manisa–Salihli (Köprübaşı), Aydın–Söke, Yozgat–Sorgun ve Uşak–Eşme çevresinde tespit edildi.
MTA’nın geçmiş çalışmalarına göre toplam rezerv düşük–orta ölçekli ve ekonomik işletme için yeterli görülmedi.
Aktif uranyum madenciliği yapılmamakta.
Türkiye’nin nükleer santrallerde (Akkuyu) kullanacağı yakıt ithal edilmekte.