Türkiye’nin kanunları mı ırkçıdır, yoksa kanunları uygulayan mı yok?

Abone Ol

Gazzelilerin zaferini yazmak istiyordum aslında. Çünkü soykırımcı israilin şahsında dünyanın en büyük şer gücünü de payandalarıyla birlikte ateşkese mecbur ettiler.

Tabii, şeytanın mücessem hali olan israilin sözünde duracağına inanmak saflık olur. Onların ellerinden gelen kötülükleri yapmaktan geri durmayacakları kesindir. Bununla birlikte bizim de kesintisiz olarak devam ettirmemiz gereken görevlerimizin olduğunu unutmayalım. Ki bu görevlerin başında siyonistlerin ürünlerine boykota devam!

Gerek Suriye'deki gelişmeler ve gerekse Türkiye'de adı konulmamış yeni çözüm süreci de herkesin kendi zaviyesinden heyecanla takip ettikleri diğer iki önemli konudur.

Şimdi geleyim bu başlığı atmama neden olan olaylara…

Gerçi eylemler o kadar fazla ki, sadece başlıklarını yazmak bile köşemizden taşar.

Bunlardan biri günlük olarak işlenen cinayetlerdir… Bu cinayetlerin çoğunun aile eksenli olması da dehşet vericidir. Açıkça söylemek gerekirse, hükümetin ucu aileye dokunan kanunlarının çoğu, aileyi abat etmek yerine viran etmektedir. Zinanın suç olmaktan çıkarılması… Zina yapma yaşı 13'e kadar indirilirken, evlenme yaşının 18'e çıkarılması… Kadına süresiz nafaka verilmesi ve kadının da bunu istismar etmesi… Her ne kadar adına 'aileyi koruma kanunu' dense de, aslında aileyi ortadan kaldırmayı amaçlayan ve aynı zamanda İstanbul Sözleşmesini de içeren 6284 sayılı kanunun hala yürürlükte olması… Bu kanunlar, aile kurumunu bozmanın yanı sıra, her gün işlenen cinayetlerin kaynağı da oluyorlar.

İlgili kurumlar vatandaşları at, eşek, domuz ve bir de sağlığa zararlı yiyeceklere karşı koruyamazken, şimdi de sahte içki haberleriyle çalkalanıyor ülke. 37 ölü! Zaten bugüne kadar onlarca ölümlü sahte içki olayı yaşandığına göre, herhalde bu da vakıayı adiyeden sayılacak ve suçlulara cezaları verilmeyecektir.

Ülkemizin yüz yıldır kanayan diğer bir yarası da ırkçılıktır.

Her ne kadar Mustafa Kemal'in başlattığı inkar politikalarına resmiyette son verilmiş olsa da, Türkiye yoğun bir ırkçılığın altında inim inim inlemektedir. Üzülerek belirtelim ki, Türkiye'deki ırkçılık dünyanın çok az ülkesinde vardır.

Mesela, dünyanın başka bir yerinde Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan gibi bir ırkçı yoktur. Olsa bile, hemen görevine son verilir. Ama Özcan, "ruhsatlarını hukuksuz şekilde iptal ettim, baktım yargıya gitmiyorlar, sularına 10 kat zam yaptım" dediği halde, hak ettiği cezayı almış değildir. Türkiye'nin dünyadaki yüzü olan İstanbul'daki ırkçılık da Arapça ve Farsça tabelaları yok edecek kadar katı…

Ya ırkçı Ümit Özdağ? Kanun üstü olmalı ki, işlediği her insanlık suçu yanına kar kalıyor.

Bize başlıktaki soruyu sorduran da, ırkçı eylem gerçekleştirenlerin hiçbir zaman hak ettikleri cezalara çarptırılmamış olmalarıdır. Bütün bunların, bir zamanlar ırkçılığı ayaklarının altına aldıklarını söyleyenlerin iktidarında olması da ayrı bir acı veriyor insana.

Öyleyse gelin, insanlık adına ve ülkemiz adına bir de hep birlikte soralım; Türkiye'nin kanunları mı ırkçıdır veya kanunlar uygulanmıyor yahut yargıya da ırkçılık mı hakimdir ki, kanunların gereği yapılmıyor?