Türkiye’de çocuk nüfusuna oranla suça sürüklenen çocuk sayısındaki artış, son on yılda toplumsal bir kırılmaya işaret ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Adalet Bakanlığı verilerinden yapılan derlemeye göre, 2015–2025 döneminde suça sürüklenen çocuk sayısı yüzde 17,47 arttı.
Türkiye’de her dört kişiden birinin çocuk olduğu ve çocuk nüfusunun 21,8 milyona ulaştığı demografik yapı içinde, istatistikler dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. 2024 yılında 188 bin 926 ile son on yılın zirvesini gören suça sürüklenen çocuk sayısı, 2025’te yüzde 1,4’lük sınırlı bir düşüşle 186 bin 256 olarak kaydedildi. Buna rağmen genel eğilim, uzun vadede yükseliş yönünde.
Adalet Bakanlığı verilerine göre artış şu şekilde:
2015: 158 bin 560
2016: 146 bin 737
2017: 145 bin 210
2018: 157 bin 96
2019: 161 bin 378
2020’de Kovid-19 salgınının etkisiyle sayı yüzde 25,8 düşüşle 119 bin 769’a geriledi. Ancak bu düşüş kalıcı olmadı.
2021: 134 bin 464
2022: 176 bin 128 (yıllık %31 artış)
2023: 177 bin 174
2024: 188 bin 926
2025: 186 bin 256
En yaygın suç türleri
2025 yılı verilerine göre suça sürüklenen çocukların en sık karıştığı suçlar arasında kasten yaralama, hırsızlık, hakaret ve tehdit, mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali, yağma, uyuşturucu madde satın alma veya bulundurma, dolandırıcılık, çocukların cinsel istismarı yer aldı.
Toplam çocuk nüfusu dikkate alındığında, 2025’te suça sürüklenen çocukların oranı yaklaşık yüzde 0,88 seviyesinde.
Adalet psikolojisi alanında uzun yıllar akademik çalışmalar yapan avukat Cemalettin Gürler, verileri “korkunç” olarak nitelendirerek özellikle pandemi sonrasında yaşanan artışa dikkat çekti.
Gürler’e göre tabloyu besleyen temel faktörler; sosyoekonomik uçurumlar, kolay para algısı, sosyal medya ve dizilerde suçun estetikleştirilmesi ve cezasızlık hissi. Gürler, “Çocukları korumak amacıyla ceza hukukunda yer alan hükümler, bugün suç örgütlerinin elinde suçluyu koruyan birer zırh hâline gelmiş durumda. Toplumda en çok tartışılan konu da bu cezasızlık algısı” dedi.
Takip ettiği davalardan örnek veren Gürler, Manisa’da görülen bir dosyada, 18 yaşını doldurmasına dört ay kala ağır bir suç işleyen bir çocuğun, yaşı nedeniyle çok daha hafif bir cezayla karşı karşıya kaldığını anlattı. Gürler, “Dört ay sonra bu suçu işleseydi müebbet alacaktı. Şimdi ise birkaç yıl sonra yeniden aramıza dönecek” ifadelerini kullandı.
Suç örgütlerinin çocukları bilinçli şekilde kullandığını vurgulayan Gürler, benzer giyim tarzlarının bir trend değil, aksine delil karartma yöntemi olduğunu söyledi. Aynı saç kesimleri, benzer kıyafetler ve kask–maske kullanımıyla çocukların birbirinden ayırt edilmesinin zorlaştığını belirten Gürler, bu durumun soruşturmalarda ciddi sorunlar yarattığını ifade etti.
Gürler, mafya ve silahlı yapıların sosyal medya ve televizyon dizilerinde normalleştirilmesinin çocuklar üzerinde yıkıcı etkiler oluşturduğunu belirterek, “Bu içeriklere sürekli maruz kalan çocuklarda sağlıklı davranış gelişimi beklemek gerçekçi değil” dedi.